KUTLU DOĞUM ÖZEL

ŞİİRLER


 

RUHUM SANA AŞIKTIR EFENDİM 

Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,

Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.

 

Ecrâm ü felek, Levh u kalem, mest-i nigâhım,

Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.

 

Mahşerde nebîler bile senden medet ister,

Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.

 

 Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,

Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim.

 

Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,

Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.

 

Doğ kalbime bir lahzacık ey Nûr-i dilârâ

Nûrun ki gönül derdime dermândır Efendim.

 

Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın

Feryâdı bütün âteş-i sûzândır Efendim.

 

Kıtmîriniz ey Şâh-ı rüsûl, kovma kapından,

Âsîlere lûtfun yüce fermândır Efendim. 



MEDİNE’NİN GÜLÜ

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...
 

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!


AHMED MUHAMMED MUSTAFA

(Aleyhissalâtu Vesselâm)

  Sonsuz rahmet, ehl-i Vefâ,
Ahmed, Muhammed, Mustafa.
Verir gönüllere safâ,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!..


Yüzü kardan ve ya'dan ak,
Kerîm, cömert, Habîb-i Hak,
Varlık Nûru, Şâh-ı Levlâk,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!..


Sevdasında genç ihtiyar,
Misli, dengi bulunmaz Yâr,
En güzel ve en bahtiyar,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!


Bütün varlığa sebep,
Ümmetini düşünür hep,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!..


Âlem halkına ziyâdır,
Bir Habîb-i Kibriyâdır,
Hem Sultanü'l-Enbiyâdır,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!


Zaman mekân içinde Tek,
Bal akıtır petek petek,
Solmaz, pörsümez bir Çiçek,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!


Güzellerden daha güzel,
Akşama, sabaha güzel,
Hep kul, hep Allah'a güzel,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!


Rahmet hasta kalbe Tabib,
Yerlere göklere Habîb,
En güzel ahlâka sahib,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!


Sâdık Yâr, gönüller Mâhı,
Bütün Enbiyânın Şâhı,
İki Cihan Padişahı,
Ahmed, Muhammed, Mustafa!



 




GÜLLERİN EFENDİSİ 

Sultanım sen yoksun

Yer ve gök yas tutuyor

Alem Nebisini özlüyor

Ama Sultanım Sen yoksun

 

Güllerde kokunu arıyorum

Sabahın o tatlı ışığına seni soruyorum

Bu bana çok zor geliyor

Sultanımı hiç bulamıyorum

 

Huzur bahçesinin solmayan tek gülü

Gel artık ne olur ey sevgili

Kimse silemez kalbimizde ki izini

Unutulmayan güzel Hz. Muhammed’i

 

Yüzündeki nur güneşe benzetilirdi

O her şeyin en güzelini bilirdi

Resulümün gönlümüzdeki yerini

İnanmayanlar göremez bilemez ki…

 

Ya Hz. Muhammed sana canlar feda

Sen yazdın bizlere bir hutbe veda

Bizler senin gibi olamayız ama

Sen Rasulsün dünyada ve kainatta...

 

KIRK YAŞINDASIN

Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah azze ve celle

Ya rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni sa'd yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor beni sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz.halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik...seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni...

Altı yaşındasın
Medine-i münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve ümmü eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu talip bir başka seviyor

Ya rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı ebva'ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen muhammed-ül emin' sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan " ah! " sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen nebiyullahsın
Sen habibullahsın
Sen rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi
Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
" amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin " diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı Âla
" bu koşan kimdir " diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed' in kızı fatımatüz-zehra
Velilerin anası...
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
" ağlama kızım " diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
"seni bizim elimizden kim kurtaracak" diyorlardı
Sen,
Sen " allah! " diyordun
Allah azze ve celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen " allah! " diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir' de " allah! " diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi :
" anam babam sana feda olsun " diyordu

Ya rasulallah
Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar oğulları'nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
" beni seviyor musunuz " diye sormuştun onlara
" seni çok seviyoruz ya habiballah " demişlerdi
Sen de:
" allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum" demiştin
Bu gün yaşayan gençler var
Neccar oğulları'nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
" görüyor musunuz ne kadar güzel " demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti :
" anam babam sana feda olsun ya rasulallah, onu bana ver "
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen " hayır " demediğini bile bile
" peki " dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun ebu hureyre' nin diliyle :
" benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler "
Ve hz. enes ile paylaşmıştın özlemini
" beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim"

Sultanım!
Ey medine minberinde " ümmeti, ümmeti " diye hüznü giyen sevgili
Ey mekke mihrabında alemler hesabına " allah! " diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın...

 

EY GÜL 

Güneş güneş nuru derdin sen ey gül.

Cennet’e kokunu verdin sen ey gül...

İnsanlığın rüyasısın sen ey gül.

Hakikâtin aynasısın sen ey gül...

Tomurcuktun Levh-i Mahfuz bağında.

Gün vurdu, açıldın Hira dağında...

Yağmuru çöllere çeken sensin gül.

Cehlin kalbindeki diken sensin gül...

İbrahim‘in ateşinin adısın.

Hayatın manası, gönül tadısın.

Her halin bir destan; kulluğa davet.

Renk renk onsekizbin alemi seyret...

Hem ahirsin hem evvelsin sen ey gül.

Ne latifsin, ne güzelsin sen ey gül…

Yeryüzüne bakışımda sen varsın.

Sevda diye nakışımda sen varsın.

Hak’kın elmas kılıçları bilensin.

Kan sızan dudakta tebessüm sensin.

Aşıkların gözyaşısın sen ey gül...

Fatihlerin baştacısın sen ey gül...

Meleklerin duasında sen varsın.

Şehitlerin yarasında sen varsın…

Maveradan suyun, toprağın ey gül…

Dalga dalga şefkat bayrağın ey gül...

Yetimlerin gözlerinde ışıksın.

Kâinatın yüz sürdüğü eşiksin...

Yaprak yaprak ayetlerim,hadisim.

Sensin sevgiliye verilen isim...

Sen getirdin gerçek huzuru ey gül.

Paramparça ettin gururu ey gül...

Akıl ermez esrarına senin gül.

Hazan değmez baharına senin gül…

Şiirimin ilk sözüsün sen ey gül.

Muhabbetin can özüsün sen ey gül...

Sevinsin garibler ver elin ey gül.

Hasretinle yandı Veysel’in ey gül...

Dost katında ağırlandın sen ey gül.

Müjdelerle uğurlandın sen ey gül...

Avucunda geçmiş, gelecek ey gül.

Şefaat ettiğin gülecek ey gül...

Bu canı yoluna serelim ey gül.

Lûtfet gül yüzünü görelim ey gül...

www.ebuzerr.com @ 2005-2008