|
ŞEYTANIN
HİLELERİ
Muhyiddin-i
Arabi Hazretlerinin SECERET' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.
Muaz b, Cebel
rivayet ediyor :
- Bir gün
Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde
toplanmıştık..
Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
Bu arada,
dışarıdan bir ses geldi :
- Ev sahibi.....
içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden
bir
dileğim var.
Resullullah
(s.a) Efendimiz,
-Bu seslenen
kimdir bilir misiniz?
-En iyi bilen
ALLAH ve Resuludur.
- O, lain
iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun üzerine olsun.
Hz. Ömer :
-Ya Resullullah, bana izin veriniz onu
öldüreyim.
- Dur ya Ömer, biliyomusun ki; ona belli
bir
vakte kadar mühlet verilmiştir...
Öldürmeyi
bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır.
Diyeceklerini
anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.
Kapı açıldı...
Bir ihtiyar.
Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor.
At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil
kafası
gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
Sonra, şöyle
bir selam verdi ;
-Selam ya
Muhammed; selam size ey cemaat-i müslimin.
-Selam Allah'ındır
ya lain. Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?
-Benim
buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
-Nedir o
mecburiyetin ?
-İzzet
sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki;
"Allah-ü Taâlâ
sana emir veriyor: Muhammed'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir
halde.
Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını
anlatacaksın.
Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne
sorarsa
doğrusunu diyeceksin."
Sonra ...
Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
"Söylediklerine
bir yalan katarsan, doğruyu sölemezsen... seni kül ederim; rüzgara
savurur... Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."
İşte ... böyle; ya Muhammed, o emir üzerine
sana
geldim. Arzu ettiğini bana
sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem;düşmanlarım benimle
eğlenecek.
Şu muhakkak k , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey
yoktur.
Halk Arasında
En Çok Sevmedikleri
Bundan sona
Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :
-Madem ki, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana
anlat: Halk
arasında
en çok sevmediğin kimdir ?
Şeytan şu
cevabı verdi :
-Sensin ya
Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim
kimse
yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
-Benden sonra, en çok kimlere buğuzlusun ve
sevmezsin?.
-Müttaki
bir gence ki ... varlığını Allah yoluna vermiştir.
-Sonra kimi
sevmezsin?
-Kendisini
sabırlı bildiğim şüpheli işlerden sakınan alimi ...
-Sonra ?
-Temizlik
işinde... yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
-Sonra ?
-Sabırlı
olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet
etmez.
-Peki, bu
fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
-Ya Muhammed,
ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi
birine
üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden
yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını;
halinden, tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
-Sonra kim
?
-Şükreden
zengin.
-Peki, ama
zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
-Onu görürsem
ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki:
şükreden
bir zengindir.
İbadet
Esnasında Şeytanın Hali
Resullullah
(s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu
:
-Peki, ümmetim
namaza kalkınca, senin halin nice olur?
-Ya Muhammed,
beni bir sıtma tutar. Titrerim.
-Neden böyle
olursun; ya lain ?
-Çünkü
bir kul, Allah için secde edince bir derece yükselir.
- Peki ya
oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
-O
zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
-Peki ya
hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
-O zaman
da çıldırırım.
-Peki, ya
Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
-O zaman
da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
-Peki ya
sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?
-Ha, işte..
o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren, bir testere alır
eline, ve beni ikiye böler.
-Neden öyle
testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
- Çünkü sadakada
dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
1-Allah-ü
Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2-O, sadaka
veren kimseyi halkına sevdirir.
3-Allah-ü
Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
4-Allah-ü
Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.
Dört Halife
Hakkında Görüşleri
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu:
-Ebubekir
için ne dersin ?
-O bana cahiliyet
devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat
eder ?
-Peki, Ömer
b. Hattab için ne dersin ?
-Allah'a
yemin ederim ki; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.
- Peki, Osman
b. Affan için ne dersin ?
-Ondan utanırım
... hem de çok ... Nasıl ki, Rahman' ın melekleri de ondan
utanırlar.
-Peki, Ali
b. Ebutalib için ne dersin ?
-Ah onun elinden
bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa; ben kendi başıma kalsam... O
beni
bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım; ama o beni
bırakmaz.
Şeytan Kimi Azdıramıyor?
Resullullah
(s.a.) Efendimiz, yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği
cevaplar
kısmen bittikten sonra, şöyle buyurdu
:
- Ümmetime
saadet ihsan eden; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a
hamd olsun.
Resullullah
(s.a.) Efendimiz' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
- Heyhat,
heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri
kaldıkça,
sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın?.. Ben,
onların
kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar, benim bu
halimi
göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas
gününe
kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü
azdırırım.
Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini ve
okumuşlarını... Facirlerini ve
abidlerini ..
Hasılı, bunların hiçbiri elimden
kurtulamaz.
Fakat, Allah'ın halis kullarını... Evet, bunları azdıramam.
Bunun üzerine
Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
-Sana göre ihlas sahibi olan muhlis
kullar kimlerdir ?
-Bilmez misin?
ya Muhammed, bir kimse ki, dirhemini ve dinarını sever ... O Allah
için
bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem
ki; dirhemini dinarını sevmez;
övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz..
bilirim
ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır
kaçarım.
Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre, kalbi de dünya arzularına bağlı
kaldığı müddet, o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok
itaat edendir. Bilmez misin ki: mal sevgisi, büyük günahların en
büyüğüdür.
Bilmez misin ki ya Muhammed, baş olma sevgisi yine büyük günahların en
büyükleri arasındadır.
Ya Muhammed, bilmez misin? Benim yetmiş
bin
tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin
etmişimdir.
Sonra o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan
vardır.
Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere
yolladım. Bir
kısmını da, meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat
ettim. Gençlere gelince, aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla
gayet
iyi geçiniriz. Çocuklara gelince... onlarla da, bizimkiler
istedikleri
gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin
başına
dert
ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer; halden
hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle
bir
hal alırlar ki; başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye...
İşte... böylece, onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile
yaptıkları
ibadeti,
ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. Bilmez
misin; ya Muhammed, Rahip Borsisa: tam yetmiş yıl ihlas ile Allah' a
ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hal ihsan
edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta, duası ve bereketi ile şifa
oluyordu.
Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu
o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :
"Şeytan hali
gibidir ki; o insana: 'Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir
oldu.: bu defa ona şöyle dedi: Ben senden uzağım... Ben
alemlerin
Rabbi olan Allah'tan korkarım ." (59/16)
İblis bundan
sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl
istifade
ettiğini anlattı..
YALAN
- Bilmez misin
ya Muhammed, yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim
yalan
söylerse ... o benim dostumdur.
Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez
misin
ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya yalan
yere
Allah adına and içtim. "Muhakkak
ben size nasihat ediyorum." (7/16)
Dedim...
Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET -
KOĞUCULUK
-Gıybet ve
koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE
YEMİN ETMEK
-Her kim talak
üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse
bir
defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına
alırsa
.. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu
halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina
çocuğu
olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.
NAMAZ ve ŞEYTAN
- Ya Muhammed, o her ne zaman
ki, namaza kalkmak ister; tutarım .
- Ona vesvese
veririm.
Derim ki: "henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak
sonra kılarsın." Böylece o: Vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu
sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup
ederse; ona insan şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu
vaktinde
namaz
kılmaktan alıkoyar.
- O, bunda da
beni
mağlup ederse; bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O
namazın
içinde iken; sağa bak, sola bak derim. O da
bakar. O ki böyle yaptı. Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra
ona: Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece
onun
huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muhammed, her kim namazda ,
sağa
ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
- Bunda da
ona
mağlup
olursam. Yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona; çabuk
çabuk kılmasını emrederim. O da, başlar; namazını çabuk çabuk
kılmaya.
Tıpkı horozun, gagası ile yerden birşeyler topladığı gibi.
- Bu işi
yaptırmakta
da ona başarı kazanamazsam bu sefer, cemaatle namaz kılarken onun
yanına
varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve
rükü'dan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o
böyle yaptığı için, kıyamet günü, Allah onun başını eşek başına
çevirir.
- O kimse
bunda
da beni yener ise. Bu defa, ona namazda parmaklarını çıtlatmasını
emrederim.
Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde
yaptırmaya
muvaffak olursam.
- Bunda da
mağlup
olursam, bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna
üflerim.
Ben üfleyince, o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini
ağzına
kapamazsa; onun içine küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve
dünyevi
bağlarını çoğaltır. İşteb undan sonra o kimse, hep bize itaat eder.
Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
Şeytan bundan
sonra konuşmasına devam etti :
-Sen ümmetin
hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım...
ne tuzaklar. Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim.
Namazı
bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
-Namaz size
göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler
içindir.
Sonra
hastalara giderim :
-Namaz
kılmayı bırak " derim çünkü Allah-ü Teala: "hastalara zorluk
yok....."
(24/61) buyurdu. İyi olduğun zaman kılarsın.
Ve böylece o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o,
hastalığında
namazı terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü
Teala'yı
öfkeli bulur.
Sonra
şöyle dedi :
-Ya Muhammed, eğer bu sözlerime yalan
kattımsa,
beni akrep soksun. Sonra.... Eğer
yalan varsa .. Allah 'tan dile beni kül eylesin.
İblis bundan
sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :
-Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı
duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da
birini
dininden çıkardım.
Şeytanın
Arkadaşları
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz ona, yani İblis'e aşağıdaki şekilde kısa
kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :
-Ya lain,
senin oturma arkadaşın kim ?
-Faiz
yiyen.
-Dostun kim
?
-Zina eden.
-Yatak arkadaşın
kim ?
- Sarhoş
-Misafirin
kim ?
-Hırsız.
-Elçin kim
?
-Sihirbazlar.
-Gözün nuru
nedir?
-Karı boşamak.
-Sevgilin
kim ?
-Cuma namazını bırakanlar.
-Ya lain, senin kalbini ne yıkar
?
-Allah yolunda cihada
koşan
atların kişnemesi.
-Senin cismini
ne eritir ?
-Tevbe edenlerin
tevbesi.
-Ciğerini
ne parçalar, ne çürütür ?
-Gece ve gündüz, Allah'a yapılan
bol bol istiğfar.
-Yüzünü ne
buruşturur ?
-Gizli sadaka.
-Gözlerini
kör eden nedir ?
-Gece
namazı.
-Başını eğdiren
nedir ?
-Çokça kılınan
cemaatle namaz.
-Sana göre
insanların en saadetlisi (!) kimdir?
-Namazını
bilerek kasden bırakanlar.
-İnsanların
en şakisi kimdir ?
-Cimriler
-Seni işinden
ne alıkoyar ?
-Ulema meclisleri
-Yemeğini
nasıl yersin ?
-Sol elimle
parmaklarımın
ucu ile.
-Sam yeli
estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede
gölgelendirirsin
?
-İnsanların tırnaklarının arasında.
-Rabbinden
neler talep ettin ?
-On şey talep ettim.
- Nedir
onlar ya lain ?
-Şunlardır
:
Şeytanın
Allah'tan On Talebi
1. Allah'tan diledim ki, beni ademoğullarının malına
ve
evladına
ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu: "Onlara ortak ol...
Mallarına ve
çocuklarına
. Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder..."
(17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.
- Her
besmelesiz
kesilen hayvan etinden yerim, faiz ve haram karışan yemeklerden yerim.
Şeytandan Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
- Cinsi münasebet
anında; Allah'a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile
birleşirim.
Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk, bize itaat eder.
Sözümüzü
dinler.
- Her kim
hayvana
binerken, helal yola gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse,
bende
onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek
arkadaşı
olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. "Onlar
üzerine süvarilerinle, piyadelerinle yaygara
çıkart."
(17/64)
2. Allah-ü Teala'dan
diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev
olarak verdi.
3 .Diledim
ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
4. Benim için
bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak
verdi.
5. İstedim
ki; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
6. Diledim
ki; bana bir yatak arkadaşı vere.. Sarhoşları verdi.
7. Diledim
ki; bana yardımcılar vere... Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.
8. İstedim
ki; bana kardeşler vere... Mallarını boş yere israf edenleri verdi.
Bir
de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda şu Ayet-i Kerime ile
sabittir
:
"O
kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri
olmuşlardır." (17/27)
Bir ara Resullullah
(s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
- Eğer söylediklerini,
Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.
Bundan sonra
İblis devam etti :
-Ya Muhammed, Allah'tan diledim ki;
ademoğullarını ben göreyim; ama onlar beni
göremeyeler.
Bu dileğimi de yerine getirdi. Diledim
ki; ademoğullarının kan mecralarını
bana
yol yapa; Bu da oldu. Böylece
ben,
onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl istersem. Bütün bu
isteklerimi
verdi . " Hepsi sana verildi, buyurdu. " Ve ben bu hallerimle
iftihar
ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle
beraber olanlardan daha çoktur. İşte... Böylece kıyamete kadar,
ademoğullarının
ekserisi benimle beraber olurlar.
Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı
:
- Benim bir
oğlum
vardır. Adı: ATEME'dir. Bir kul, yatsı namazını kılmadan uyursa gider;
onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı; imkan yok, insanlar
namazlarını
eda etmeden uyuyamazlardı.
- Benim bir
oğlum
daha vardır ki; onun adı da MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan
gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat
işlerse
.. ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En
sonunda
o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ;
Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir
kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
- Sonra ..
Benim
bir oğlum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de,
insanların
gözlerini sürmelemektir. Bilhassa, ulema meclisinde ve hatip hutbe
okurken.
Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın
sözlerini
işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra İblis
şöyle anlattı :
-Hangi kadın
olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının
kucağında
mutlaka bir şeytan durur. Ve onu, bakanlara
güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela: Elini
kolunu dışarı çıkar ; göster. Der .. o da bu emri tutar. Elini,
kolunu
açar, gösterir. Bundan sonra, o kadının haya perdesini tırnakları ile
yırtar.
İblis bundan
sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz' e kendi durumunu anlatmaya
başladı
:
-Ya Muhammed
bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak
vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel gösteririm.
O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı, yeryüzünde;
"Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür."
diyen herkesi, oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini
delalete
düşürürdüm.
Nasıl ki senin elinde de, hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak
Allah'ın
Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı,
yeryüzünde
tek kafir bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende
, kendisi için ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan
kimse, taa, ana karnında iken saiddir. Şaki olan da yine ana
karnında
iken
şakidir. Saadet ehli kılan da Allah, Şekavet ehli kılan da Allah .
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
"Bunlar,
taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın
esirgedikleri
hariç.." (11/118-119)
"Allah'ın
emri behemehal yerini bulan bir kaderdir."
(33/38)
Bundan sonra
Resullullah (s.a.) Efendimiz, İblise şöyle buyurdu :
-Ya
Ebamürre, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil
mi ? Cennete girmene kefil olurum.
Bunun üzerine
İblis şöyle dedi :
-Ya Resullullah, iş verilen hükme göre
oldu.
Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete
kadar
olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin
efendisi kılan, cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden
seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi
kılan
ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O: bütün eksik
sıfatlardan
münezzehtir.
Ve İblis cümlelerini
şöyle tamamladı :
-İşte bu söylediklerim
sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.
Evvel, ahir, zahir batın, alemlerin Rabbı olan
Allah' a hamd olsun.
Efendimiz
Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da
...Amin
|

|