İman
ve İslamın Niteliği
7- İman, lügat manası bakımından, bir şeye inanmak ve
bir şeyi doğrulamak demektir. "Bu iş böyledir, şöyledir" diye hüküm
vermektir.
Din teriminde ise, Yüce Allah'ın dinini kalb ile kabul edip
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bildirdiği şeyleri kesin olarak
kalb ile doğrulamaktır.
İmanın aslı bu olmakla beraber bir engel hal bulunmadığı
takdirde kalb ile kabul edilip inanılan bu hükümleri dil ile söylemek ve şahadette
bulunmak lazımdır. Çünkü inanılması gereken şeyleri kalb ile benimseyip
kabul eden kimse, bunları dili ile söylemezse, onun iman durumu insanlar tarafından
bilinmez, onun müslüman olduğuna hükmedilmez.
Kalb ile doğrulamak, dil ile söyleyip ikrar etmekle meydana
gelen imanla beraber namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ameller de gereklidir.
Çünkü biz, bu görevleri yapmakla sorumluyuz. Bu görevleri yapmak imana
kuvvet verir, imanın kalbdeki nurunu çoğaltır. İnsanı azabdan kurtarır. Yüce
Allah'ın ihsan ve ikramlarına kavuşturur.
8- "İslam" sözüne gelince; Lügat manası bakımından
İslam, teslim olmak, boyun eğmek ve itaat etmektir. Din teriminde ise, Yüce
Allah'a ve O'nun peygamberine itaat etmek, Peygamber Efendimiz'in din adına
bildirmiş olduğu şeyleri kalb ile kabul edip dil ile söylemek ve onları güzel
görmektir. İslam aynı zamanda din manasına gelir.
9- Gerçek din ile İslam arasında esasta bir fark yoktur.
Her gerçek din İslamdır. Her İslam da gerçek bir dindir; Buna müslümanlık
da denir.
Allah Teala'nın dinine sadece "din" denildiği
gibi, millet şeriat, İslam ve İslam dini de denir. Bununla beraber "İslam"
sözü, bazen güzel ameller manasında, bazen da İman manasında kullanılır.
Şeriat sözü de, ibadetler ve insanlar arasındaki ilişkilerle ilgili olan hükümlerin
tümünde kullanılır.