<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EbuZerr.Net - Dini bilgiler, islam dini, müslümanlık, peygamberler, sahabeler, kuran-ı kerim, islamiyet</title>
	<atom:link href="http://www.ebuzerr.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ebuzerr.net</link>
	<description>www.ebuzerr.net</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 12:35:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>REGAİB KANDİLİ MESAJLARI 24 MAYIS 2012</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-mesajlari-24-mayis-2012</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-mesajlari-24-mayis-2012#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 12:35:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6528</guid>
		<description><![CDATA[24 mayıs 2012 REGAİB KANDİLİ MESAJLARI – 2012 EN GÜZEL KANDİL MESAJLARI – SMS KISA KANDİL KUTLAMA MESAJLARI
  





Mübarek Regaip kandilinizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Kandiliniz mübarek olsun.
 Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!
 Allah’ın  rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.kandilmesajlari.org/24-mayis-2012-regaib-kandili-mesajlari/">24 mayıs 2012 REGAİB KANDİLİ MESAJLARI</a> – 2012 EN GÜZEL <a href="http://www.kandilmesajlari.org">KANDİL MESAJLARI</a> – SMS KISA KANDİL KUTLAMA MESAJLARI</strong></p>
<p align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/kutlunebi.jpg" border="0" alt="" width="88" height="100" /> <img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/untitled.bmp" border="0" alt="" width="310" height="51" /> <img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/resul3.png" border="0" alt="" width="83" height="99" /></p>
<div>
<div>
<div id="icsol">
<div id="yaziicerigi">
<p align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /></p>
<p style="text-align: left;" align="center">Mübarek Regaip kandilinizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Allah’ın  rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz  aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul  olsun. Kandiliniz kutlu olsun..</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Avuçların  açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın  bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi  kutlarım.</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bakiler  sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan  gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda  birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Regaip kandilin mübarek olsun. Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin.</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bin  damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir  hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin  mübarek olsun…</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp  huzura erince, şu fakiri de an bu gece. Hayırlı kandiller! (Regaib  Kandili Mesajları)24 Mayıs 2012</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın,  yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız  kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri  okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle  kandilinizi kutlarım. (Regaib Kandili Sözleri)</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan  gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda  birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bazen yenik düştük zamana, esiri olduk anlamsız koşturmaların ve fakat  adını yüreğimize yazdığımız dostlarımızı hiç unutmadık. Kandiliniz  mübarek olsun. (Regaip Kandili Kısa Mesajlar)</p>
<p><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez kabul olunur:  Recep’in gecesi, Şaban’ın yarısında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan  ve Kurban bayramı geceleri.” HADİS</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun. Regaib Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece  Allahın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk  kandil gecesidir. Hayırlı olsun..</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Regaip kandiliniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun!</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece  Allah?ın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk  kandil gecesidir. Hayırlı olsun..</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak  yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi  dileğiyle kandilin mübarek olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatin en güzel  gülünün kokusunun üzerinizde olmasi temennisiyle. Regaip Kandiliniz  Mubarek Olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin  tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua  eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini  başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne  kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini  başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne  kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede  dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> ALLAHın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. regaib kandiliniz mübarek olsun</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> ALLAHın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. Haıyrlı kandiller</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine,  binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, Regaib  kandilin mübarek olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin  öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin.  Regaib kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Bu gece Regaib gecesi. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gecede, günahlarımız affolsun. iyi kandiller.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar  bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Regaib kandiliniz mübarek  olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Ellerin Semaya, Dillerin Duaya, gönüllerin Mevlaya yöneldiği bu Mübarek  Regaib geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatın en güzel  gülünün kokusunun üzerinizde olması temennisiyle Regaib Kandiliniz  Mübarek Olsun</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/dot.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /> Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu  yaşatmak için, kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için.. Regaib  kandiliniz mübarek olsun.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p align="center"><img src="http://www.kandilmesajlari.org/wp-content/uploads/gul-resul.gif" border="0" alt="" width="549" height="72" /></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/istanbul-imsakiyesi-2011-istanbul-iftar-ve-sahur-vakitleri" rel="bookmark">İstanbul İmsakiyesi 2011, İstanbul İftar ve Sahur Vakitleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/14-subat-kandil-mesajlari" rel="bookmark">14 şubat kandil mesajları</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/kutlu-dogum-ozel-ayetel-kursi-okuma-kampanyasi" rel="bookmark">kutlu doğum özel ayetel kürsi okuma kampanyası</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/en-guzel-kisa-kandil-mesajlari" rel="bookmark">En Güzel Kısa Kandil Mesajları</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/22-mayis-2012-uc-aylarin-baslangici" rel="bookmark">22 mayıs 2012 üç ayların başlangıcı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-mesajlari-24-mayis-2012/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>REGAİB KANDİLİ GECESİ NELER YAPMALIYIZ &#8211; NASIL DUA ETMELİYİZ?</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-gecesi-neler-yapmaliyiz-nasil-dua-etmeliyiz</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-gecesi-neler-yapmaliyiz-nasil-dua-etmeliyiz#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 12:33:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6526</guid>
		<description><![CDATA[REGAİB KANDİLİ GECESİ NELER YAPMALIYIZ &#8211; NASIL DUA ETMELİYİZ?
Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır.
Bu geceyi ibadetle ihya etmenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>REGAİB KANDİLİ GECESİ NELER YAPMALIYIZ &#8211; NASIL DUA ETMELİYİZ?</p>
<p>Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır.</p>
<p>Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kur&#8217;ân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.</p>
<p>Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var:</p>
<p>1. Kur&#8217;ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur&#8217;ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah&#8217;a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.</p>
<p>2. Peygamber Efendimiz (sas)&#8217;e salât ü selâmlar getirilmeli; O&#8217;nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.</p>
<p>3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.</p>
<p>4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah&#8217;ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.</p>
<p>5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.</p>
<p>6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.</p>
<p>7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.</p>
<p>8. Mü&#8217;minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.</p>
<p>9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.</p>
<p>10. Kişi kendine ve diğer Mü&#8217;min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.</p>
<p>11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.</p>
<p>12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.</p>
<p>13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.</p>
<p>14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va&#8217;z ü nasihat dinlenmeli;</p>
<p>15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.</p>
<p>16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk&#8217;a niyazda bulunulmalı.</p>
<p>17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.</p>
<p>18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.</p>
<p>19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı. </p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-nezaman" rel="bookmark">Regaib Kandili Nezaman</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/kandil-gecelerinin-onemi" rel="bookmark">Kandil Gecelerinin Önemi</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/kandiliniz-mubarek-olsun" rel="bookmark">Kandiliniz Mübarek Olsun</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/2011-kandil-gun-ve-geceleri" rel="bookmark">2011 kandil gün ve geceleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/2012-mubarek-gun-ve-geceler-kandil-tarihleri-ne-zaman" rel="bookmark">2012 Mübarek Gün ve Geceler Kandil Tarihleri Ne Zaman</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-gecesi-neler-yapmaliyiz-nasil-dua-etmeliyiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>REGAİB KANDİLİ DUASI</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-duasi</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-duasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 12:32:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6524</guid>
		<description><![CDATA[REGAİB KANDİLİ DUASI
Regaip Kandili,Regaip Kandili Nedir,Regaip Kandilinde neler yapılmalı.İşte Regaip Kandili 2012,Regaip Kandili ne zaman,Regaip Kandili Mesajları,Regaip Kandili Duası,Regaip Kandili Anlamı
Her sene Recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gecesidir.2012 Regaip Kandili 24 Mayıs Perşembeyi Cuma&#8217;ya bağlayan gecede idrak edeceğiz.
REGAİB KANDİLİ DUASI
Euzü billahi mine&#8217;ş-şeytani&#8217;r-racîm
Bismillahi&#8217;r-rahmani&#8217;r-rahîm
Ey bizleri varlığa erdiren
Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran
Güzeller güzeli rabbimiz!
Sana sonsuz hamd [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>REGAİB KANDİLİ DUASI</p>
<p>Regaip Kandili,Regaip Kandili Nedir,Regaip Kandilinde neler yapılmalı.İşte Regaip Kandili 2012,Regaip Kandili ne zaman,Regaip Kandili Mesajları,Regaip Kandili Duası,Regaip Kandili Anlamı</p>
<p>Her sene Recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gecesidir.2012 Regaip Kandili 24 Mayıs Perşembeyi Cuma&#8217;ya bağlayan gecede idrak edeceğiz.</p>
<p>REGAİB KANDİLİ DUASI</p>
<p>Euzü billahi mine&#8217;ş-şeytani&#8217;r-racîm<br />
Bismillahi&#8217;r-rahmani&#8217;r-rahîm</p>
<p>Ey bizleri varlığa erdiren</p>
<p>Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran</p>
<p>Güzeller güzeli rabbimiz!</p>
<p>Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa&#8217;ya sonsuz salât ü selam olsun.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz şu mübarek Regaib Kandili münasebetiyle bu gecenin senin katındaki kutsiliğini de vesile edinerek dergâh-ı ilahînin önünde ellerimizi açıp yalvarıyoruz:</p>
<p>YA İLAHE&#8217;L-ALEMİN!</p>
<p>Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla engin rahmetinin kapısına dayanıyor, şu mübarek Regaib gecesinde bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz.</p>
<p>EY ÇARESİZLER ÇARESİ!</p>
<p>Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur;</p>
<p>Ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur.</p>
<p>Bütün dileklerimizi kabul buyur</p>
<p>Ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur;</p>
<p>Yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.</p>
<p>EY KORUYUP KOLLAYAN ALLAHIM!</p>
<p>Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma;</p>
<p>Akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden,</p>
<p>Nefislerimizi cismânîliğin baskılarından,</p>
<p>Gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle ya Rabbi</p>
<p>Biz kullarını; ilimde kibir ve gururdan,</p>
<p>İbadette riya ve gafletten</p>
<p>Ve duygularına renk attıran ülfetten koru ya Rabbi!</p>
<p>Senin yolunda yürüyor gibi görünüp senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak,</p>
<p>Hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır!</p>
<p>Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.</p>
<p>EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!</p>
<p>Şu mübarek gece hürmetine bizleri bağışla,</p>
<p>İnayetine ihtiyacımız açık,</p>
<p>Çaresizliğimiz her halimizden belli;</p>
<p>Bizleri yara-bere almadan</p>
<p>Ötelerdeki güzelliklere ancak sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış ve kırılmış ruh dünyamızı da ancak sen tamir edebilirsin.</p>
<p>İçimizi sana döküyor,</p>
<p>Kusurlarımızı sana açıyor ve bizlere yeniden iyi insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!</p>
<p>EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!</p>
<p>Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun.</p>
<p>Sana yönelenlere hep “gelin, gelin” diyorsun.</p>
<p>Ey Rab! Bütün kusur ve hatalarımızla beraber müsaade buyur “biz de geldik” diyelim. Geldik ve şu mübarek gecede sana,</p>
<p>Yolların amansızlığını,</p>
<p>Nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını,</p>
<p>Bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz.</p>
<p>Bilhassa, her zaman hatalara açık duran,</p>
<p>Günahlara meyyal bulunan</p>
<p>Ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan,</p>
<p>Serkeş nefsimizi sana şikayet ediyoruz.</p>
<p>Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!</p>
<p>Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır Ya Rabbi</p>
<p>Lisanlarımızı yalandan, gıybetten, senin sevmediğin,</p>
<p>Hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle ya Rabbi!</p>
<p>Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!</p>
<p>Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle ya Rabbi!</p>
<p>Niyetlerimizi ihlaslı kıl ya Rabbi!</p>
<p>Ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!</p>
<p>EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI,</p>
<p>EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!</p>
<p>Şu anda duygularımız derbeder,</p>
<p>Davranışlarımız ahenksiz,</p>
<p>Çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık,</p>
<p>Dünyanın durumu boz-bulanık,</p>
<p>İşte böyle bir dağınıklık içinde sana geldik.</p>
<p>Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı,</p>
<p>Şimdiye kadar gelip senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış;</p>
<p>Hiçbir pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır.</p>
<p>Bizi hilm ü silminle güçlendir ve affınla bizlere muamelede bulun ya Rabbi!</p>
<p>EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!</p>
<p>Şu mübarek Regaib gecesinde binler, yüz binler senin karşında gerek burada gerek televizyon ekranları karşısında divan durarak</p>
<p>Ellerimizi sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve &#8220;biz geldik&#8221; diyoruz.</p>
<p>Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine,</p>
<p>Her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak senden uzaklığımızı geçici dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz ya Rabbi!</p>
<p>YA İLAHEL ALEMİN!</p>
<p>Mescitlerimizde Kur&#8217;an okunuyor,</p>
<p>Minarelerimizden dinin temeli ezanlar yükseliyor;</p>
<p>Ve biz mabetlerimizde, mescitlerimizde bülbülü hoş eda nağmeler dinlemeye erdik, sen bu nağmeleri kesip bizi inkisara itme ya Rabbi.</p>
<p>Hazret-i Muhammed&#8217;i güldüren,</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın manasını güldüren,</p>
<p>Eslâfı, ervahı, eşbahı güldüren bu manzarayı makûs edip</p>
<p>Bütün bu gülenleri şu mübarek gece hürmetine ağlatma ya Rabbi.</p>
<p>EY RAB!</p>
<p>Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli;</p>
<p>Eller yasak meyvelerde,</p>
<p>Ağızlar harama açık duruyor;</p>
<p>Gözler başkalarının kusur müfettişi..</p>
<p>Yalan revaçta, hıyanet sıradan bir şey,</p>
<p>Hak ve adaletin ismi var sadece;</p>
<p>Vefa Kafdağı&#8217;nın arkasında,</p>
<p>Ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış;</p>
<p>Buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta.</p>
<p>Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement;</p>
<p>Her biri birer çukur olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve özümüzle bütünleşip kendimiz olamıyoruz.</p>
<p>N&#8217;olur bu durumdan bizleri kurtar ya Rabbi!</p>
<p>ALLAH&#8217;IM!</p>
<p>Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap</p>
<p>Ne de tutarlı bir plâna sahibiz.</p>
<p>Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz;</p>
<p>Kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen ya Rabb!,</p>
<p>Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz.</p>
<p>Kendimiz edip kendimiz bulsak da,</p>
<p>Rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek genişlikte.</p>
<p>Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!</p>
<p>EY KAİNATIN SULTANI!</p>
<p>Dua edenlere cevap veren sen,</p>
<p>Izdırapları dindirip ihtiyaçları gideren sen,</p>
<p>Devrilenleri kaldırıp doğrultan sen,</p>
<p>Çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de sensin!</p>
<p>Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı;</p>
<p>Nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü;</p>
<p>Samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı.</p>
<p>Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere..</p>
<p>Var eden sensin, yok eden de sen; uzak tutan sensin, yaklaştıran da sen;</p>
<p>Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş&#8217;esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi söyleyemezdik.</p>
<p>Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde sana karşı yaklaşma heyecanları uyar ya Rabbi!</p>
<p>ALLAH&#8217;IM!</p>
<p>Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun..</p>
<p>İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma.</p>
<p>Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de ihlas istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur ya Rabbi!</p>
<p>EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!</p>
<p>Ya Rabbi dokuz asır tevhide bayraktarlık yapmış bir milletin torunları olarak biz senin adını omzumuzda taşımaya,</p>
<p>Âfaktan âfâka serhad türküleri söyleyerek gezmeye,</p>
<p>Kaleleri aşmaya, cihana muvazene getirmeye,</p>
<p>İnsanlık için denge unsuru olmaya alıştık Ya Rabbi.</p>
<p>Sen bizi buna davet ettin, &#8220;sizi ifrat ve tefritin ortasında ümmet-i vasat yaptım&#8221; dedin. Bizlerde böyle olmaya çalıştık,</p>
<p>Sen bizleri devletler muvazenesinde olması gereken ufka ulaştır ya Rabbi!</p>
<p>EY YÜCELER YÜCESİ!</p>
<p>Cihanın çeşitli yerlerinde yeni gelişmelerin olduğunu duyalım ve bunların şükrünü eda etmek için iki büklüm huzuruna gelelim.</p>
<p>Minarelerden hakiki manasına uygun Allah-u Ekber nidalarının yükseldiğini duyalım..</p>
<p>Gözyaşlarımızı ceyhun ederek huzuruna koşalım..</p>
<p>İki büklüm rükua varalım.. Bu az oldu diye secdeye kapanalım..</p>
<p>Gözyaşlarımıza muhtaç seccadeleri ıslatalım..</p>
<p>Ve pek çoğumuz bu neşvenin içimizde hasıl ettiği mevcelenme ile canı dudağına gelmiş, kalbi durmuş insanlar olarak ruhumuzu teslim edelim..</p>
<p>İnşirah, beşaret ve beşaşet içinde şadırvanların temiz güvercinleri gibi kanat çırpalım, sana yükselelim..</p>
<p>Bedrin aslanları gibi, Uhud&#8217;un kaplanları gibi, cihan tarihinde benzerine az rastlanan harika nesiller gibi olma yolunda bir hayat sürelim..</p>
<p>Bizi bu mübarek gece hürmetine bu türlü lütuflarla şerefyâb eyle ya Rabbi.</p>
<p>EY RAHMETİ GAZABININ ÖNÜNDE BULUNAN,</p>
<p>KULLARININ TEVBELERİNİ KABUL BUYURAN VE DUA DUA YALVARANLARIN NİDALARINA İCABET EDEN YÜCE RABB&#8217;İMİZ!</p>
<p>Amellerimizdeki eksikliklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklüğe değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur;</p>
<p>Bizi haybet ve hüsrana uğratma!</p>
<p>EY KORUYUP KOLLAYAN YÜCELER YÜCESİ!</p>
<p>Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlardan dolayı bize azap etme..</p>
<p>Şu aciz kullarına, gazabının önüne geçmiş o engin rahmetinle ve fazlınla<br />
Muâmele eyle..</p>
<p>Bizi dünyevî afet ve rezaletlerden,</p>
<p>Ahiret azabından,</p>
<p>Kalbleri fenalığa esir düşmüş kötü insanların şerlerinden,</p>
<p>Fâcir kimselerin komplolarından,</p>
<p>Düzenbazların hîle ve tecavüzlerinden,</p>
<p>Bozguncuların kırıp dökmelerinden</p>
<p>Ve bütün despotların zulmünden</p>
<p>Sen bizleri ve ülkemizi</p>
<p>Muhafaza buyur ya Rabbi!</p>
<p>Ya Rabbi bize dünya da ve ahirette iyilikler lutfeyle</p>
<p>Bizleri cehennem azabından azad eyle</p>
<p>Ya Rabbi bizi, anne ve babamızı, ve bütün inananları büyük buluşma ve duruşma gününde sen mağfiret eyle</p>
<p>Ya Rabbi ülkemize ve islam alemine birlik ve düzen</p>
<p>Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle</p>
<p>EY YAPILAN DUALARA CEVAP VEREN ALLAH&#8217;IM!</p>
<p>Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;</p>
<p>Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,</p>
<p>Darda kalanlara icabet edersin,</p>
<p>Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın</p>
<p>Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin</p>
<p>Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin</p>
<p>Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!</p>
<p>YA İLAHEL ALEMİN!</p>
<p>Burada okunan Kur&#8217;an&#8217;dan</p>
<p>Getirilen salat ü selamlardan</p>
<p>Terennüm edilen mevlid-i şeriften</p>
<p>İlahi ve kasidelerden</p>
<p>Hasıl olan sevaplardan başta Peygamberimiz Efendimiz Hazret-i Muhammed (SAS) olmak bütün enbiya ve murseline</p>
<p>Dine diyanete hizmet etmiş insanlara</p>
<p>Bütün eş dost akraba arkadaş ve arkadaşlarımıza</p>
<p>Tüm yakınlarımıza ve büyüklerimize</p>
<p>Gazi ve şehitlerimize</p>
<p>Bu ülke için hizmet vermiş devlet adamlarımıza</p>
<p>Armağan ediyoruz sen onların ruhlarını da hissedar eyle ya Rabbi!</p>
<p>EY YÜCELER YÜCESİ!</p>
<p>Efendimiz Hazret-i Muhammed&#8217;e,</p>
<p>Muallâ aile efradına</p>
<p>Ve bütün Ashab-ı Güzînine</p>
<p>Salât u selam ederek ve şu mübarek Regaib gecesini vesile edinerek bunları senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!..</p>
<p>Amin amin amin</p>
<p>Velhamdü Lillahi Rabbil Alemine&#8217;l-fatiha</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/mevlid-kandili-duasi" rel="bookmark">Mevlid Kandili Duası</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/hatim-duasi" rel="bookmark">Hatim Duası</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/2-haziran-2011-regaib-kandili" rel="bookmark">2 haziran 2011 regaib kandili</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/ey-alemlerin-rabbi-allah%e2%80%99imdua" rel="bookmark">Ey âlemlerin Rabbi Allah’ım(DUA)</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/2012-mubarek-gun-ve-geceler-kandil-tarihleri-ne-zaman" rel="bookmark">2012 Mübarek Gün ve Geceler Kandil Tarihleri Ne Zaman</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/regaib-kandili-duasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3 aylara özel hayırda yarışalım kampanyası</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/3-aylara-ozel-hayirda-yarisalim-kampanyasi</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/3-aylara-ozel-hayirda-yarisalim-kampanyasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 17:31:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ayetel kürsi kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[hatim kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kelime-i tevhid kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[salavat kampanyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6521</guid>
		<description><![CDATA[



  * * 3  		AYLARA ÖZEL * * 		 





 
 Mübarek 3 ayların feyzinden ve bereketinden istifade etmek için  güzel bir çalışma başlatmış bulunmaktayız. Sizde bu çalışmamıza katılmak  isterseniz sizde buyrun&#8230;




 


 


 


 




üsteki resme tıklayarak hatim kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;


üsteki resme tıklayarak salavat kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;


üsteki resme tıklayarak eyet-el kürsi kampanyamıza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="644">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="638">
<div><strong><span style="font-family: Comic Sans MS; color: #0000ff; font-size: x-large;"> <img src="http://www.ebuzerr.com/modules/3aylar/kutlunebi.jpg" border="0" alt="" width="100" height="107" /> * * 3  		AYLARA ÖZEL * * 		<img src="http://www.ebuzerr.com/modules/3aylar/kutlunebi.jpg" border="0" alt="" width="100" height="107" /></span></strong><span style="color: #0000ff;"> </span></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4" width="638">
<p align="center">
<p align="center"><span style="font-family: Arial; color: #000080;"><strong> </strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Arial; color: #800000;"><strong> Mübarek 3 ayların feyzinden ve bereketinden istifade etmek için  güzel bir çalışma başlatmış bulunmaktayız. Sizde bu çalışmamıza katılmak  isterseniz sizde buyrun&#8230;</strong></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="167">
<div><a href="http://www.ayetelkursi.org/3-aylara-ozel-hatim-okuma-kampanyasi.html" target="_blank"> <img src="http://www.ebuzerr.com/picture_library/3aylar/hatim.jpg" border="0" alt="" width="120" height="90" /></a></div>
</td>
<td width="182">
<div><a href="http://www.ayetelkursi.org/3-aylara-ozel-salavat-kampanyasi.html" target="_blank"> <img src="http://www.ebuzerr.com/picture_library/3aylar/salavat.jpg" border="0" alt="" width="120" height="90" /></a></div>
</td>
<td width="229">
<div><a href="http://www.ayetelkursi.org/3-aylara-ozel-ayetel-kursi-okuma-kampanyasi.html" target="_blank"> <img src="http://www.ebuzerr.com/picture_library/3aylar/ayet.jpg" border="0" alt="" width="120" height="90" /></a></div>
</td>
<td width="176">
<div><a href="http://www.ayetelkursi.org/3-aylara-ozel-kelime-i-tevhid-kampanyasi.html" target="_blank"> <img src="http://www.ebuzerr.com/picture_library/3aylar/tevhid.jpg" border="0" alt="" width="120" height="90" /></a></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="167" height="70">
<div><span style="font-family: Arial; color: #000080;">üsteki resme tıklayarak hatim kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;</span></div>
</td>
<td width="182" height="70">
<div><span style="font-family: Arial; color: #000080;">üsteki resme tıklayarak salavat kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;</span></div>
</td>
<td width="229" height="70">
<div><span style="font-family: Arial; color: #000080;">üsteki resme tıklayarak eyet-el kürsi kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;</span></div>
</td>
<td width="176" height="70">
<div><span style="font-family: Arial; color: #000080;">üsteki resme tıklayarak kelime-i tevhid kampanyamıza katılabilirsiniz&#8230;</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="cursor:help;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" bgcolor="#26774d">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/kutlu-dogum-ozel-ayetel-kursi-okuma-kampanyasi" rel="bookmark">kutlu doğum özel ayetel kürsi okuma kampanyası</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/yozgat-iftar-vakitleri-saatleri" rel="bookmark">yozgat iftar vakitleri saatleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/zonguldak-iftar-vakitleri-saatleri" rel="bookmark">zonguldak iftar vakitleri saatleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/topragin-olusu" rel="bookmark">Toprağın Oluşu</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/yozgat-ramazan-imsakiyesi" rel="bookmark">yozgat ramazan imsakiyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/3-aylara-ozel-hayirda-yarisalim-kampanyasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>namaz duaları &#8211; namazda okunan dualar</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/namaz-dualari-namazda-okunan-dualar</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/namaz-dualari-namazda-okunan-dualar#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6519</guid>
		<description><![CDATA[NAMAZDA OKUNAN DUALAR
Sübhaneke
    &#8220;Subhâneke&#8217;l-lâhumme ve bi-hamdike. Ve tebâra ke&#8217;smuke ve teâlâ cedduke (ve celle senâuke) ve lâilâhe ğayruk.&#8221;
    (Allah&#8217;ım! Sen eksik sifatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.)
    NOT: Parantez içindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NAMAZDA OKUNAN DUALAR</p>
<p>Sübhaneke</p>
<p>    &#8220;Subhâneke&#8217;l-lâhumme ve bi-hamdike. Ve tebâra ke&#8217;smuke ve teâlâ cedduke (ve celle senâuke) ve lâilâhe ğayruk.&#8221;</p>
<p>    (Allah&#8217;ım! Sen eksik sifatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.)</p>
<p>    NOT: Parantez içindeki &#8220;Ve celle senâük&#8221; cümlesi cenaze namazında okunur.</p>
<p>Okunduğu yerler:<br />
1) Her namazın ilk rek&#8217;atınde iftitah tekbirinden sonra,<br />
2) İkindi namazının sünnetinde üçüncü rek&#8217;ate kalkınca fatihadan önce,<br />
3) Yatsı namazının ilk sünnetinde üçüncü rek&#8217;ate kalkınca fatihadan önce,<br />
4) Teravih namazı dört rek&#8217;atte bir selâm verilerek kılınıyorsa üçüncü rek&#8217;ate kalkıldığı zaman fatihadan önce.<br />
5) Cenaze namazında birinci tekbirden sonra.<br />
Ettehiyyâtü</p>
<p>    &#8220;Ettehiyyatu lillahi ves-salevatu vet-tayyibatu, esselamu aleyke eyyühen-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh, es-selamu aleyna ve ala ibadillahis-salihiyn. eşhedu enla ilahe illallah, ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve rasuluh.&#8221;<br />
    (Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah&#8217;a dır. Ey Peygamber! Allah&#8217;ın selâmı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah&#8217;ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah&#8217;tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O&#8217;nun kulu ve Peygamberidir.</p>
<p>Okunduğu Yerler:<br />
Namazların her oturuşunda okunur.<br />
Allâhümme Salli &#038; Barik</p>
<p>    Allâhümme Salli:</p>
<p>    &#8220;Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd&#8221;<br />
    (Allah&#8217;ım! Muhammed&#8217;e ve Muhammed&#8217;in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim&#8217;e ve İbrahim&#8217;in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.</p>
<p>    Allahümme Bârik:</p>
<p>    &#8220;Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd&#8221;<br />
    (Allah&#8217;ım! Muhammed&#8217;e ve Muhammed&#8217;in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim&#8217;e ve İbrahim&#8217;in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.)</p>
<p>Okundukları Yerler:<br />
1) Bütün namazların son oturuşlarında Ettehiyyatü&#8217;den sonra,<br />
2) İkindi namazının sünneti ile Yatsının ilk sünnetinin birinci oturuşunda Ettehiyyatü&#8217;den sonra,<br />
3) Dört rekatta bir selâm verilerek kılınan Teravih ve Nafile namazlarının ikinci rek&#8217;atının sonundaki oturuşta &#8220;Ettehiyyatü&#8221;den sonra,<br />
4) Cenaze namazında ikinci tekbirden sonra.<br />
Rabbenâ</p>
<p>    Rabbenâ âtina:</p>
<p>    &#8220;Rabbenâ âtinâ fid-dünyâ haseneten ve fil-âhirati haseneten ve kınâ azâben-nâr&#8221;<br />
    (Allah&#8217;ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.)</p>
<p>    Rabbenâğfirli:</p>
<p>    &#8220;Rabbenağfir lî ve livâlideyye ve lil-mü&#8221;minîne yevme yekûmul-hisâb&#8221;<br />
    (Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü&#8217;minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.)</p>
<p>Okundukları Yerler:<br />
1) Namazlardaki son oturuşlarda Allahümme salli ve Allahümme barikten sonra,<br />
3) Cenaze namazında üçüncü tekbirden sonra okunacak duaları bilmeyen bunların yerine  &#8220;Rabbenâ âtina&#8221; ayetini dua niyetiyle okuyabilir.<br />
Kunut Duaları</p>
<p>    Allâhumme İnnâ Nesteînuke:</p>
<p>    &#8220;Allâhumme inna nesteînuke ve nesteğfiruke ve nestehdîke ve nu&#8217;minu bike ve netûbu ileyke ve netevekkelu aleyke ve nusnî aleykel-hayra kullehû neşkuruke velâ nekfuruk ve nahla&#8217;u ve netruku men-yefcuruk&#8221;<br />
    (Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.)</p>
<p>    All&#8221;ahumme İyyake ne&#8217;budu:</p>
<p>    &#8220;Allâhumme iyyake ne&#8221;budu ve leke nusallî ve nescudu ve ileyke nesâ ve nahfidu nercû rahmeteke ve nahşâ azâbek. İnne azâbeke bil-kuffâri mülhık&#8221;<br />
    (Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalıiırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.)</p>
<p>Okundukları Yerler:<br />
1- Vitir namazının üçüncü rek&#8217;atınde fatiha ve sûre okunduktan sonra eller yukarı kaldırılıp tekbir alınır ve eller tekrar bağlanınca kunut duaları okunur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/subhaneke" rel="bookmark">Sübhâneke</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/allahumme-salli" rel="bookmark">Allâhümme Salli</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/allahumme-barik" rel="bookmark">Allâhümme Barik</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/ettehiyyatu" rel="bookmark">Ettehiyyâtü</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/bes-vakit-namaz-nasil-kilinir" rel="bookmark">beş vakit namaz nasıl kılınır</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/namaz-dualari-namazda-okunan-dualar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>namaz sureleri &#8211; namazda okunan sureler</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/namaz-sureleri-namazda-okunan-sureler</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/namaz-sureleri-namazda-okunan-sureler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:48:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6517</guid>
		<description><![CDATA[NAMAZ SURELERİ
Fatiha Sûresi
Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Elhamdü lillâhi Rabbil´alemin. Er-Rahmâni´r-Rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na´büdü ve iyyâke nesta´în, İhdinas-sırâtal müstakîm. Sırâtallezine en´amte aleyhim, ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.(Amin)
Anlamı: Hamd, âlemlerin Rabbi, esirgeyen bağışlayan ve Din(kıyamet) Günü´nün sahibi olan Allah´a mahsustur. (Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NAMAZ SURELERİ</p>
<p>Fatiha Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Elhamdü lillâhi Rabbil´alemin. Er-Rahmâni´r-Rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na´büdü ve iyyâke nesta´în, İhdinas-sırâtal müstakîm. Sırâtallezine en´amte aleyhim, ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.(Amin)</p>
<p>Anlamı: Hamd, âlemlerin Rabbi, esirgeyen bağışlayan ve Din(kıyamet) Günü´nün sahibi olan Allah´a mahsustur. (Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna ulaştır. (Amin)</p>
<p>Fil Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm   Elem tera keyfe fe´ale Rabbüke biashâbilfîl. Elem yec´al keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece´alehüm ke´asfin me´kûl..<br />
Anlamı: (Ey Muhammed! Kâbe´yi yıkmaya gelen) Fil sahiblerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi? Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi. Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.  </p>
<p>Kureyş Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Li´î lâfi Kurayş´in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya´büdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et´amehüm min cû´in ve âmenehüm min havf.</p>
<p>Anlamı: Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Kâbe´nin Rabbine kulluk etsinler.</p>
<p>Mâun Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Era´eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yedu´ulyetîm. Ve lâ yehüddü alâ ta´âmilmiskîn. Feveylün lilmüsallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. Ellezîne hüm yürâûne. Ve yemne´ûnelmâ´ûn..</p>
<p>Anlamı: (Ey Muhammed!) Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri (ödünç) dahi vermezler.  </p>
<p>Kevser Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm   İnnâ a´taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke hüvel´ebter.<br />
Anlamı: (Ey Muhammed!) Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı, sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.</p>
<p>Kâfirûn Sûresi</p>
<p>Okunuşu:Bismillahirrahmânirrahîm    Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ  a´büdü mâ ta´büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a´büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a´büd. Leküm dînüküm veliye dîn..</p>
<p>Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.</p>
<p>Nasr Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ..</p>
<p>Anlamı: (Ey Muhammed!) Allah´ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah´ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O´ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.</p>
<p>Tebbet Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablün min mesed..</p>
<p>Anlamı: Ebû Leheb´in elleri kurusun; kurudu da! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Alevli ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.</p>
<p>İhlas Sûresi</p>
<p>Okunuşu:Bismillahirrahmânirrahîm   Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. .</p>
<p>Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O´na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O´na denk değildir.</p>
<p>Felak Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Kul e´ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil´ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased. .</p>
<p>Anlamı : (Ey Muhammed!) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.</p>
<p>Nâs Sûresi</p>
<p>Okunuşu: Bismillahirrahmânirrahîm  Kul e´ûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.</p>
<p>Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların ilahı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah´a sığınırım</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/sureler-ve-meali" rel="bookmark">SURELER VE MEALİ</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/tebbet-suresi-turkce-meali" rel="bookmark">TEBBET SÛRESİ TÜRKÇE MEALİ</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/nas-suresi-turkce-meali" rel="bookmark">NÂS SÛRESİ TÜRKÇE MEALİ</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/kafirun-suresi-turkce-meali" rel="bookmark">KÂFİRÛN SÛRESİ TÜRKÇE MEALİ</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/nasr-suresi-turkce-meali" rel="bookmark">NASR SÛRESİ TÜRKÇE MEALİ</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/namaz-sureleri-namazda-okunan-sureler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mekke’nin Fethi</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/mekke%e2%80%99nin-fethi-2</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/mekke%e2%80%99nin-fethi-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:47:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6515</guid>
		<description><![CDATA[Hz Muhammed (S.A.V) Mekke’nin Fethi
Hicretin 8. senesi, Ramazan ayı, Cuma günü. (Milâdî, Ocak 630.) Mekke, yeryüzünde Tevhidin timsali ilk Mâbed olan Kâbe’nin bulunduğu şehir. O Kâbe ki, “… Çok mübarek ve insanların kıblesi olup âlemlere doğru yolu gösteren Kâbe’dir.”1 Mübârekiyeti ve hidayete vesile oluşu Tevhid-i İlâhînin mücessem bir delili olmasından ileri gelmekte. İlk bânisi, ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz Muhammed (S.A.V) Mekke’nin Fethi</p>
<p>Hicretin 8. senesi, Ramazan ayı, Cuma günü. (Milâdî, Ocak 630.) Mekke, yeryüzünde Tevhidin timsali ilk Mâbed olan Kâbe’nin bulunduğu şehir. O Kâbe ki, “… Çok mübarek ve insanların kıblesi olup âlemlere doğru yolu gösteren Kâbe’dir.”1 Mübârekiyeti ve hidayete vesile oluşu Tevhid-i İlâhînin mücessem bir delili olmasından ileri gelmekte. İlk bânisi, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.), onu bu gaye için inşa etmişti. Zamanla bina gözden kaybolacak vaziyete gelmiş, fakat temelleri sabit kalmıştı. Ebü’l-Enbiyâ (Peygamberlerin Babası) lâkabıyla anılan Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile birlikte, bu temel üzerine Allah’ın emir buyurmasıyla Kâbe’yi yeniden inşâ etmişler ve Kâbe “Tevhid” inancının yeniden mücessem bir sembolü olmuştu.</p>
<p>Ancak, yeryüzünün bu en şerefli ve en faziletli binâsı hâlâ Tevhid inancından uzak yaşayan, hattâ bu inancı var güçleriyle ortadan kaldırmaya, müntesiplerini yok etmeye çalışan Kureyş müşriklerinin elinde bulunuyordu. Binâ ediliş gayesinin tam aksine içi putlarla dolu duruyordu.</p>
<p>Tevhid inancının ve bu inancın mümessili Müslümanların can düşmanları olan müşrikler, burada her türlü rezaleti irtikâp ediyorlardı.</p>
<p>Gayretullaha dokunan, Hz. Âdem (a.s.) ile Hz. İbrahim’in ruhaniyetlerini rencide eden, bütün Müslümanların da kalb ve vicdanlarını derinden sızlatan bu durumun bir an evvel ortadan kaldırılması lâzımdı. Bu mübârek mâbedin ve bu mâbedin içinde bulunduğu Mekke’nin bir an evvel müşriklerin kirli ellerinden kurtarılması gerekiyordu.</p>
<p>Hz. Fâhr-i Âlem Efendimiz (a.s.m.), bunu düşünüyor, bu maksadının tahakkuku için bir yol arıyordu.</p>
<p>Uzun zamanlar imkânlar ve şartlar buna el vermemişti. Çünkü, Müslümanlar henüz az ve zâif bir durumda bulunuyorlardı. Müslümanların mevcut gücüyle bunu elde etmek de oldukça zordu. Üstelik Medine’nin her an düşman taarruzuna uğraması da muhtemeldi.</p>
<p>Bu gayenin bilfiil gerçekleşmesi için İslâmın inkişaf etmesi, Müslümanların çoğalması, güç ve kuvvet kazanması gerekiyordu. Aksi takdirde bu yoldaki bir teşebbüs sonuçsuz kalabilirdi.</p>
<p>Bir işe teşebbüste zaman ve zemini değerlendirmeyi çok iyi bilen Peygamber Efendimiz, bu gâyesinin tahakkuku için Cenâb-ı Hakkın müsait şartlar ihsan etmesini sabırla bekliyordu.</p>
<p>Hicretin sekizinci yılında, İslâm, olanca haşmetiyle etrafa yayılmıştı. Bir taraftan İslâmın en amansız düşmanlarından biri olan Hayber ve civar Yahudileri tâbiiyet altına alınmış, diğer taraftan en büyük bir fetih ve zafer olan Hudeybiye Anlaşması yapılmış ve yine bir başka taraftan o zamanın kos kocaman Bizans İmparatorluğuna Müte Harbiyle gözdağı verilmişti.</p>
<p>Bütün bunlar, İslâmın ve Müslümanların önüne geçilmesi imkânsız büyük kuvvet halini almış olduğunu ortaya koyuyordu.</p>
<p>Artık bu ulvî ve mukaddes gayenin bilfiil tahakkuk zamanı gelmiş ve gerekli imkânları Cenâb-ı Hak ihsan etmişti.</p>
<p>Ancak, ortada bir mâni vardı. O da müşriklerle yapılmış olan Hudeybiye Anlaşması idi. Bu anlaşmaya göre Müslümanlarla müşrikler on sene birbirleriyle harp etmeyecek ve anlaşmayı bozmayacaklardı.</p>
<p>Ahde vefâda zirve noktasında bulunan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu kudsî gayesi için de olsa, ahdini bozup müşrikler üzerine yürümeyi düşünmüyordu.</p>
<p>Zahirî sebep</p>
<p>Kalblerimizin en ince noktasına nüfuz eden, gönlümüzden geçen her arzuyu bilip cevap veren Cenâb-ı Hak, Sevgili Resûlünün de kalbinden geçen bu ulvî arzuyu biliyordu. Zaten ona bu gayesini tahakkuk ettireceğini daha iki sene evvelinden de haber vermiş, müjdelemişti.</p>
<p>Çok geçmeden, Cenâb-ı Hak bir sebep yarattı. Hudeybiye Anlaşmasının bir maddesi, Kureyş’in dışında kalan kabilelere istediği tarafın himâyesine girebilme hakkını tanıyordu.1 Bu haktan istifade ile muâhede yapıldığı sırada Huzâa Kabilesi Hz. Resûlullahın ahd ve emânına girerek Müslümanlar tarafında yer almış, Benî Bekir Kabilesi ise müşriklerin himayesini kabul ederek onların tarafını tutmuştu.2</p>
<p>Bu iki kabile arasında uzun zaman devam edip gelen bir düşmanlık, bir husumet vardı. İhtimâl bu düşmanlık neticesidir ki, eskiden beri Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalip ile anlaşmalı ve müttefik bulunan Huzâalılar Hz. Resûl-i Ekremin safında yer alınca Benî Bekirler de müşriklerin himâyesine girmişlerdi.</p>
<p>Nübüvvet nurunun Mekke’de parlamasına kadar birbirleriyle kanlı bıçaklı olan bu iki kabile, bu nur sayesinde az da olsa birbirlerinden kanlı ellerini çekiyor ve bu çekiliş Hudeybiye Sulhuna kadar devam ediyordu. Ancak bu sulh devresinde tekrar birbirlerini rahatsız etmeye başlıyorlardı. Bahaneler arayarak hadise çıkarma yoluna gidiyorlardı.</p>
<p>Benî Bekirlerin Huzâalılara saldırması</p>
<p>Bir gün Benî Bekir Kabilesinden biri bir şiirle Hz. Resûlullahı hicv ve tahkire yeltenir. Huzâalılardan bir genç buna tahammül edemez ve adamın başını yaralar. Durumu öğrenen Bekiroğulları bunu Huzâalılara saldırmak için bir sebep sayarlar.1 Kureyş müşriklerinden de yardım alan Benî Bekirler, her şeyden habersiz Vetir denilen suyun başında ikâmet eden ve böyle bir saldırıdan Hudeybiye Anlaşması gereğince emin bulunan Huzâalıların üzerine ansızın saldırırlar. Hazırlıklı bulunmayan Huzâalıları tâ Mekke’nin içine kadar kovalarlar. Harem’de bile adamlarını öldürmekten çekinmezler. Neticede çarpışma Huzâalılardan yirmi üç kişinin öldürülmesiyle son bulur.2</p>
<p>Çarpışmada müşrikler, Benî Bekirlilere at, silah gibi yardımlarla kalmamış, ileri gelenlerinden bir çokları da bilfiil çarpışmaya katılmıştı. Fakat, bunu Peygamber Efendimizden korkarak gizli yapmışlardı.3 Ancak Huzâalılar bunları tanımışlardı.</p>
<p>Kureyş müşrikleri, bu hareketleriyle Hudeybiye Anlaşmasını resmen ihlâl etmiş oluyorlardı. Fakat, bunun Peygamberimiz tarafından bilinmesinden son derece endişe duyuyor, hattâ korkuyorlardı.</p>
<p>Aradan sadece üç gün geçmişti.</p>
<p>Huzâalı Amr bin Sâlim, beraberinde kabilesinden kırk kişi ile Medine’ye gelerek durumu olduğu gibi Peygamber Efendimize arzetti ve yardım talebinde bulundu.4</p>
<p>Peygamber Efendimiz (a.s.m.) hadiseden fazlasıyla rahatsız oldu ve Huzâalılardan gelen heyeti, kendilerine mutlaka yardım edecekleri va’di ile yurtlarına tekrar geri gönderdi.5</p>
<p>Kureyş müşrikleri, Benî Bekirlilere yardım etmekle kendileri için son derece tehlikeli bir pozisyon meydana getirmişlerdi. Giriştikleri hareketin vahim neticeler doğuracağını sonradan fark ettiler, ama artık iş işten geçmişti.</p>
<p>Ve Allah, bu hadiseyi Mekke kapılarının Müslümanlara açılmasına, Kâbe-i Muazzamada tekrar Tevhid bayrağının dalgalanmasına zahirî sebeb kıldı.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) durumun biraz daha açıklığa kavuşmasını istiyordu. Bunun için müşriklere ültimatom mahiyetinde bir yazı göndererek şöyle dedi:</p>
<p>“Ya Huzâalılardan öldürülenlerin kan bedellerini ödeyiniz! Yahut Benî Bekir Kabilesi ile olan ittifakınızdan vazgeçiniz! Bunlardan birini yapmazsanız, Hudeybiye Anlaşmasını bozduğunuz ve bunun neticesi olarak da sizinle harbetmek mecburiyetinde kalacağımı biliniz.”1</p>
<p>Kibirden bir heykel kesilmiş müşrik ileri gelenleri âkıbeti düşünmeyen kör hislerine kapılarak önce Peygamberimizin ilk teklifini kabul etmediler ve harbe hazırlanacaklarını bildirdiler. Böylece muâhedeyi fiilen ihlâl etmiş olduklarını sözleriyle teyid etmiş oldular. Ancak, hislerinden uzak kalıp meseleyi akıl plânına getirdiklerinde içlerini bir telâş, bir korku kaplamaya başladı. Yaptıkları hareketin doğuracağı vahim neticeyi düşündükçe îmândan mahrum kalblerini bir korku sardı. Hz. Resûlullahın elçisine bu tarz cevap verdiklerine pişman oldular. Meselenin tashihi için Ebû Süfyan’ı Medine’ye gönderdiler. “Git muâhedeyi yenile, mütareke müddetini de uzat” dediler.2</p>
<p>Ebû Süfyan Medine’de</p>
<p>Müşrik ileri gelenlerinin verdiği direktife göre Ebû Süfyan, Peygamberimizle görüşüp, eski fikirlerinden vazgeçtiklerini bildirecek ve Hudeybiye Anlaşmasının yenilenmesini, hattâ müddetin uzatılmasını temine çalışacaktı. Ancak son pişmanlık fayda vermeyecek ve müşrikler bu isteklerinde muvaffak olamayacaklardı. Çünkü, Peygamber Efendimiz (a.s.m.), daha henüz Ebû Süfyan Medine’ye gelmeden Ashabına işin neticesini haber verip şöyle buyuruyordu:</p>
<p>“Ebû Süfyan Hudeybiye Anlaşmasını takviye etmek ve mütâreke müddetini uzatmak için yanımıza gelmek üzeredir. Fakat bu arzusuna nâil olamadan öfke ile geri dönecektir.”1</p>
<p>Ebû Süfyan Medine’ye gelince, Peygamber Efendimizin huzuruna çıkmadan önce Ezvâc-ı Tahirattan kızı Hz. Ümmü Habîbe’nin evine gitti.</p>
<p>Baba, henüz îmân etmemiş ve müşriklerin lideri, kızı ise Hz. Resûl-i Ekremin pâk zevcesi. Ebû Süfyan, Hz. Resûlullahın minderine oturmak istedi. Hz. Ümmü Habîbe buna müsaade etmedi.</p>
<p>Ebû Süfyan, “Kızım” dedi, “anlayamadım, sen minderi mi benden, beni mi minderden esirgiyorsun?”</p>
<p>Hz. Ümmü Habîbe, “Bu, Resûlullahın (a.s.m.) minderidir. Sen ise şirk içindesin? Senin gibi birisinin Resûlullahın minderine oturmasına gönlüm asla razı olmaz”2 diye cevap verdi.</p>
<p>Evet, Allah ve Resûlünün hatır ve muhabbeti her hatır ve muhabbetin üstündedir. Onların hatırları anne babanın, hele hele müşrik bir babanın hatırı ile değiştirilemez. Onlara muhabbet, sâir muhabbetler için terk edilemez. Çünkü, insana ebedî saadeti kazandıran, Allah ve Resûlüne olan samimi muhabbettir ve emir ve nehiylerine ciddi hürmettir.</p>
<p>Ebû Süfyan kerimesinin bu hareketi üzerine, “Vallahi kızım, sen yanımdan ayrıldıktan sonra çok değişmişsin. Sana kötülük gelmiş” diyerek kızgınlığını ifâde etti.</p>
<p>“Hz. Ümmü Habîbe, “Hayır! Allah, bana kötülüğü değil, İslâmiyeti nasib kıldı. Sen ise, işitmez görmez, taştan yontulmuş puta tapmakta devam ediyorsun” dedikten sonra şunları ilâve etti:</p>
<p>“Babacığım! Senin gibi Kureyşlilerin büyüğü, ulusu bir kimse nasıl olur da İslâmiyete uzak kalır?”</p>
<p>Ebû Süfyan’ın kızgınlığı daha da arttı, “Yazıklar olsun sana!” dedi, “Senden bu sözleri de mi işitecektim? Ben, atalarımın tapageldiklerini bırakıp, Muhammed’in dinine gireceğim, öyle mi?”</p>
<p>Sonra da, Hz. Ümmü Habîbe’nin yanından son derece öfkeli bir şekilde ayrıldı.1</p>
<p>Ebû Süfyan’ın Peygamberimize müracaatı</p>
<p>Kerimesi Hz. Ümmü Habîbe’nin yanından öfkeli olarak ayrılan Ebû Süfyan, doğruca, Hz. Resûlullahın yanına vardı, “Ey Muhammed!” dedi. “Hudeybiye Muâhedesini yenile ve mütâreke müddetini de uzat!”</p>
<p>Peygamber Efendimiz, “Ey Ebû Süfyan! Sen bunun için mi geldin?” diye sordu.</p>
<p>Ebû Süfyan, “Evet, bunun için geldim.”</p>
<p>Resûl-i Ekrem, “Biz, aramızdaki o ahid üzerinde duruyoruz. Yoksa siz, bir hâdise çıkarıp onu bozdunuz mu?” diye sordu.</p>
<p>Ebû Süfyan bir an durakladı. Ne diyeceğini o anda kestiremedi. Sonunda cesaretini topladı ve “Allah korusun! Öyle birşey yapmadık. Ama biz, her şeye rağmen muâhedenin yenilenmesini istiyoruz” diye hiçbir şey olmamış gibi konuştu.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu teklifine bir cevap vermeden sustu.2</p>
<p>Ebû Süfyan, çıkmaz bir sokağa girdiğini anlamıştı. Bundan nasıl kurtulabileceğini de bir türlü kestiremiyordu.</p>
<p>Hz. Resûlullahtan herhangi bir cevap alamayınca gidip Hz. Ebû Bekir’e başvurdu. Aynı arzusunu ona da tekrarladı ve bu hususta Hz. Resûlullah ile kendisi arasında tavassut etmesini istedi.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir, “Bu, benim değil, Resûlullahın bileceği, ona ait bir iştir. Ben, buna asla karışamam” diye cevap verdi.</p>
<p>Ebû Süfyan, “Öyle ise, beni himâyene al ve bunu halka bildir” dedi.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir, Hz. Resûlullaha sadakâtını bir kere daha belgeledi:</p>
<p>“Benim himâyemde bulunanlar, Resûlullahın himâyesinde bulunanlardır”1 dedi.</p>
<p>Ebû Süfyan, ümitsiz bir vaziyette bu sefer Hz. Ömer’e başvurdu, “Muâhedeyi yenilemeye çalış, halkın arasını bul” dedi.</p>
<p>Kâfirlere karşı hiddet ve şiddetiyle tanınan Hz. Ömer, öfkeyle, “Demek, siz muâhedeyi bozdunuz, öyle mi?” dedikten sonra ilâve etti:</p>
<p>“Eğer, ondan geride birşey kalmışsa, Allah onu da bir an evvel yok etsin! Ben, bu hususta, asla gidip Resûlullahtan şefaat dilemeyeceğim. Vallahi, ben küçük bir karıncadan başka birşey bulamazsam bile, o karıncadan faydalanır, yine sizinle savaşırım.”2</p>
<p>Kendi kendine “Vallahi, ben bugünden daha zor, daha çetin bir gün görmedim” diye mırıldanıp Hz. Ömer’in yanından ayrılan Ebû Süfyan, doğruca Hz. Osman’ın yanına gitti:</p>
<p>“Ey Osman,” dedi, “bu topluluk içinde akrabalıkta bana en yakın sensin. Ne olur şu mütârekeyi yenile ve müddetini uzat! Çünkü arkadaşın seni hiçbir zaman reddetmez.”</p>
<p>Hz. Osman, “Benim himâyemde bulunanlar, Resûlullahın (a.s.m.) himâyesinde bulunanlardır”1 diyerek, bu hususta kendisine hiçbir yardımda bulunamayacağını ifâde etti.</p>
<p>Ebû Süfyan’ın içi, müracaatlarının neticesiz kalmasından için için yanıyordu. Son şansını denemek için Hz. Ali’ye gitti:</p>
<p>“Benim en yakın akrabamsın. Bu akrabalık hakkı için, gidip Resûlullaha bu muâhede işinin yenilenmesi ve müddetin uzatılması için şefaatçı ol,” dedi.</p>
<p>Hz. Ali’nin cevabı diğer Ashab-ı Kiramınkinden farklı olmadı:</p>
<p>“Allah senin iyiliğini versin, ey Ebû Süfyan!” dedi, “Vallahi, Resûlullah Aleyhisselâm bir işte karar verdi mi, onu mutlaka yapar.</p>
<p>“Bu Resûlullahı ilgilendiren bir iştir. Ben onun hakkında asla bir hüküm veremem.”2</p>
<p>Bunun üzerine Ebû Süfyan yalvarır bir edâ ile, “Peki, ey Ali, bana bu hususta bir öğüt ver” dedi.</p>
<p>Hz. Ali, “Vallahi, ben senin için bu hususta faydalı olacak birşey bilmiyorum. Ama, sen Kinânelerin büyüğüsün. Kalk, iki taraf halkını uzlaştırmak için himâyene aldığını ilân et! Sonra da yurduna çık git!” dedi.</p>
<p>Çaresiz ve bitkin Ebû Süfyan bu tavsiyeye can simidi gibi yapıştı:</p>
<p>“Evet, sen doğru söyledin. Ben bunu yapmalıyım” diyerek Hz. Ali’nin yanından ayrılıp Mescid-i Nebevîye vardı.3</p>
<p>Ebû Süfyan, mânen yorgun ve bitkindi. Üzerine aldığı meseleyi halledememenin üzüntüsünü yaşıyordu.</p>
<p>Mescid-i Nebevîde ayakta dikildi ve “Ey insanlar! Ben iki tarafı uzlaştırmak için onları himâyeme aldım, haberiniz olsun” dedikten sonra ürkek ürkek ilâve etti:</p>
<p>“Muhammed’in, bu taahhüdümde bana vefâsızlık edeceğini hiç sanmıyorum.”</p>
<p>Sonra tereddütler içinde bocalar bir bitkinlik ile Efendimizin yanına vardı, “Yâ Muhammed,” dedi, “zannetmem ki, bu himâye sözümü reddedesin!”</p>
<p>Peygamber Efendimiz, “Ey Ebû Süfyan! Bunu sen söylüyorsun, ben değil” buyurdu.1</p>
<p>Ebû Süfyan meseleyi anlamıştı. Görüşmelerinden hiçbir netice alamamanın eziklik ve ümitsizliği içinde devesine zar zor atlayarak Mekke’nin yolunu tuttu.2</p>
<p>Ebû Süfyan Mekke’de</p>
<p>Mekke’ye varan Ebû Süfyan’a Kureyşliler, “Neler yaptın, anlat bakalım?” dediler.</p>
<p>Ebû Süfyan, kötü bir elçilik yapmış olmanın ezikliği içinde, olup bitenleri olduğu gibi anlattı.</p>
<p>Kureyş müşriklerinin korkuları bir kat daha arttı.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, artık kesin kararını vermişti: Sefere çıkılacak. Ancak bu kararını, daha doğrusu, Kureyş müşriklerinin üzerine yürüme fikrini; son derece gizli tutmak istiyordu. Bu, onun başvurduğu bir tedbir idi. Bu taktiğe, düşmana hazırlanma fırsatı vermemek ve bunun neticesi olarak da fazla kan dökülmeden onu teslime mecbur etmek maksadına mebnî olarak başvuruyordu. Çünkü, o, her şeyden evvel insanlara ebedî saadeti kazandıracak olan hak ve hakikatı tebliğe memurdu, insanları imhâya değil! Teslime mecbur bırakıldıkları takdirde içlerinden birçoklarının gönlü İslâma kayabilirdi. Böylece de îmân nimetini elde etmiş olabilirlerdi. O halde düşmanı tamamen imhâ etmek yerine ona galebe etmek, onun ulvî gayesine daha uygundu.</p>
<p>Bu sebepledir ki, Mekke Seferinde de maksadını son derece gizli tutuyordu. Hz. Âişe Vâlidemize sadece, “Yol hazırlığımı yap!” demekle yetiniyordu. Ayrıca, bu seferde, Efendimiz, gizliliğe daha çok ihtiyaç duyuyordu. Çünkü, Mekke-i Mükerreme gibi mübârek bir beldeye kan akıtmadan girmek, Kâbe-i Muazzama gibi yeryünüzün en şerefli ve faziletli binâsını, kimseyi öldürmeksizin putlardan temizlemek istiyordu. Şu duâsı da bu niyetinin açık ifâdesiydi:</p>
<p>“Allah’ım! Yurtlarına ansızın varıp kavuşuncaya kadar, Kureyşlilerin casus ve habercilerini tut, görmez ve işitmez hale getir! Beni, birdenbire görüp işitsinler!”1</p>
<p>Hattâ Kureyş müşriklerinin üzerine değil de Necid tarafı ile meşgul olmak istiyormuş intibaını vermek için de Ebû Katade Hazretlerini askerî bir birlik ile İzam Vadisi tarafına gönderdi.2 Böylece, Mekke tarafına değil de, Necid tarafına gidecekmiş tarzında haberler yayılacak ve müşrikler herhangi bir endişe duymayacakları gibi, herhangi bir hazırlığa da kalkışmayacaklardı.</p>
<p>İşte bütün bu tedbirlere başvurduktan sonra, Resûl-i Ekrem Efendimiz, bir kısım Ashabına Mekke üzerine sefere çıkılacağını haber verdi ve hazırlanmalarını emir buyurdu.3</p>
<p>O zamana kadar Medine etrafında İslâmiyetle müşerref olmuş birçok kabile vardı. Peygamber Efendimiz bu arada onlara da, “Allah’a ve âhiret gününe inanan, Ramazan başında Medine’de hazır bulunsun” diye haber gönderdi.4</p>
<p>Medine’den hareket</p>
<p>Ramazan ayının ilk günleri idi. Gönülleri Allah ve Resûlünün muhabbetiyle coşup taşan on bin mücahid Medine’de hazır bekliyordu.1 Bunların yedi yüzü Muhacirlerdendi. Beraberlerinde üç yüz atlı vardı. Ensarın mevcudu ise dört bin idi. Onların da yanında beş yüz at vardı. Geri kalan asker sayısını etraftaki kabilelerden gelen Müslümanlar teşkil ediyordu.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Medine’de, yerine Ebû Rühm Külsüm bin Husayn’ı vekil bıraktı.2</p>
<p>Bu haliyle İslâm ordusu hareket için Hz. Resûlullahın emrini bekliyordu.</p>
<p>İslâm ordusu harekete hazır bekliyordu.</p>
<p>Bu sırada Peygamber Efendimiz, Hz. Ali, Hz. Zübeyr bin Avvam ve Hz. Mikdad bin Esved’e şu emri verdi:</p>
<p>“Sür’atle gidiniz! Hah bahçesine vardığınızda, yanında mektup bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız. Mektubu ondan alıp bana getirin!”3</p>
<p>Üç Sahabî, bu emrin sebebini sormaya gerek duymadan, son sür’at yol alıp Hah bahçesine vararak orada kadını buldular.</p>
<p>Kadına, “Yanındaki mektup nerede?” diye sordular.</p>
<p>Kadın, “Benim yanımda mektup filan yok” diye cevap verdi.</p>
<p>Bunun üzerine kadının devesini çöktürdüler. Onu üzerinden indirip eşyasını aradılar. Fakat mektup namına bir şey bulamadılar.</p>
<p>Bunun üzerine Hz. Ali kılıcını sıyırdı ve kadına hiddetle, “Allah’a yemin ederim ki” dedi, “Resûlullah hiçbir zaman hilaf-ı hakikat konuşmaz. Ya sen bu yazıyı çıkarırsın, ya da biz yapacağımızı biliriz; gerekirse üstünü başını arar, elbiseni çıkartırız.”</p>
<p>Kadın, “Siz Müslüman değil misiniz?” dedi.</p>
<p>Mücahidler, “Evet, Müslümanız, ama Resûlullah bize, beraberinde mektup bulunduğunu söyledi” diye konuştular.</p>
<p>Kadın, kurtuluş çaresinin kalmadığını anlamıştı. Mücahidlere, “Yüzünüzü başka tarafa çeviriniz” dedi.</p>
<p>Sahabîler yüzlerini çevirince de, başının örgülü saçlarını çözdü. Mektubu oradan çıkarıp Hz. Ali’ye uzattı.1</p>
<p>Vazifeli Sahabîler, mektubu alıp Hz. Resûlullaha getirdiler.</p>
<p>Herkeste bir hayret ve şaşkınlık başlamıştı. Çünkü mektup, Bedir Ashabından Hatıb bin Ebî Beltaa tarafından müşriklere hitaben, Peygamber Efendimizin hazırlığını haber vermek üzere yazılmıştı.2</p>
<p>Peygamber Efendimiz, derhal Hz. Hatıb’ı huzuruna çağırdı.</p>
<p>Hz. Hatıb gelince mektup kendisine okundu. Resûl-i Ekrem, “Bu mektubu tanıdın mı?” diye sordu.</p>
<p>“Evet, tanıdım” dedi.</p>
<p>“Bunu sen mi yazdın?”</p>
<p>Hatıp inkâr etmedi, “Evet, ben yazdım” dedi.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, “Bunu ne için yaptın?” diye sordu.</p>
<p>Hz. Hatıp izah etti:</p>
<p>“Yâ Resûlallah! Bu hususta hakkımda hüküm vermekte acele etme! Ben, Kureyşlilerden olmayan bir kimseyim. Muhacir Müslümanlar gibi, Mekke’de âilem ve mallarımı koruyacak kimsem de yok.</p>
<p>“Ben, bunu Kureyş ileri gelenlerini bir minnet altında bırakayım da âilemi korusunlar diye yaptım. Yoksa, bunu küfre saptığım veya dinimden döndüğüm için yapmış değilim! Vallahi, ben Allah ve Resûlüne olan îmânımda sabitim.”1</p>
<p>Peygamber Efendimiz, “Doğru söyledin” buyurdu. Sonra Ashabına dönerek, “O, size doğru söyledi. Bunun hakkında hayırdan başka birşey söylemeyiniz” dedi.2</p>
<p>Kendisini zaptedemeyen Hz. Ömer, “Bırak, yâ Resûlallah, şu münafığın boynunu vurayım” dedi.</p>
<p>Resûl-i Ekrem müsaade etmedi ve şöyle buyurdu:</p>
<p>“O Bedir Muharebesinde bulunmuştur. Ne bilirsin, belki Allah, Bedir Harbine katılmış bulunanlara, savaş günü bakıp, ‘Siz istediğinizi yapınız, ben sizi affetmişimdir. Cennet size vacib olmuş, siz de Cennete girmeye hak kazanmışsınız’ buyurmuştur.”</p>
<p>Manzara karşısında Hz. Ömer’in gözleri doldu, “Allah ve Resûlü herşeyi daha iyi bilir” dedi.3</p>
<p>Bu hadise üzerine Cenâb-ı Hak, şu âyet-i kerimeyi inzâl buyurarak mü’minleri ikaz etti:</p>
<p>“Ey îmân edenler! Bana ve size düşman olanları dost edinmeyin. Siz onlara muhabbet gösterip sırlarınızı ulaştırıyorsunuz; halbuki onlar size gelen hakkı inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a îmân ettiğiniz için Peygamberi ve sizi yurdunuzdan çıkarmışlardır. Eğer Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızâmı aramak için çıkmışsanız, nasıl onlara muhabbet gösterip de sır verirsiniz? Ben ise sizin gizlediğinizi de bilirim, açığa vurduğunuzu da. İçinizden kim bunu yaparsa düm düz yolun ortasında şaşırmış olur.”4</p>
<p>İslâm ordusu fetih yolunda</p>
<p>Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, tek kalb gibi çarpan on bin kişilik muazzam İslâm ordusuna hareket emri verdi.</p>
<p>Medine’den çıkış Ramazan’ın ilk günlerine rastlıyordu. Bu sebeple Resûl-i Ekrem ve mücahidler oruçlu idiler.1</p>
<p>Hava oldukça sıcaktı. Bu sıcaklık altında yol almak, fazlasıyla yorucu ve zahmetliydi. Dayanılacak gibi değildi. Üstelik, her an bir çarpışma çıkabilir, bir mukabele ile de karşı karşıya kalabilirlerdi. Halbuki, harpte güç, kuvvet lâzımdı. Oruç, mücahidleri bir noktada takatsız hâle getiriyordu. Ancak kendi başlarına hareket edemezlerdi. Bu sebeple Hz. Resûlullahın ne yapacağını bekliyorlardı. Oruç açılacak mı, yoksa devam mı edilecekti?</p>
<p>İslâm ordusu Kudeyd mevkiine gelince Peygamber Efendimiz ikindi namazından sonra orucunu açtı ve Ashabına da açmalarını emretti.2</p>
<p>Bu arada sekiz kişilik bir birlik ile Necid tarafına gönderilmiş bulunan Ebû Katade de gelip orduya katıldı. Aynı zamanda etraftan da birçok Müslüman gelip İslâm ordusuna iltihak etti.</p>
<p>Yine bu sırada Mekke’den gelen Hz. Abbas âilesiyle Cuhfe mevkiinde İslâm ordusuyla karşılaştı. Bundan son derece memnun olan Peygamberimiz kendisinin kalmasını ağırlıklarını ise Medine’ye göndermesini emretti. Sonra, “Ey Abbas! Sen muhacirlerin sonuncususun” buyurdu. Hz. Abbas, sefer boyunca Peygamber Efendimizin yanından bir an bile olsun ayrılmadı.</p>
<p>Yolda Müslüman olanlar</p>
<p>Hz. Resûlullah kumandasındaki İslâm ordusu bütün ihtişâmıyla yoluna devam ediyordu. Bu sırada gelip, Hz. Resûlullahın huzurunda İslâmla şereflenenler oldu. Bunlar, Peygamber Efendimizin amcası oğlu Ebû Süfyan bin Hâris ile Abdullah bin Ebî Ümeyye idi.1</p>
<p>Resûl-i Ekrem, önce bu iki kişiyle görüşmek istemediğini ifâde ederek onlardan yüz çevirdi. Zira, bunlar kendisiyle peygamberliğinden önce gayet samimi iken, risâlet vazifesi verilir verilmez şiddetli birer düşman kesilmişlerdi. Kendisine sözle eziyet ve hakarette bulunmuşlardı. Şâir olan Ebû Süfyan bin Hâris Peygamberimiz ve Müslümanları ağır dille hicvederdi. Yine Efendimizin akrabası olan Abdullah bin Ebî Ümeyye de ona söz ve hareketleriyle rahatsızlık vermekten geri durmayanlar arasında yer almıştı.2</p>
<p>Ancak, bütün bunlara rağmen, araya Hz. Ümmü Seleme girdi. Efendimize onlardan yüz çevirmemesi gerektiğini söyledi. Fakat, Resûl-i Ekrem Efendimiz yine, “Onların ikisi de bana lâzım değildir” diyerek kabul etmemekte ısrar ediyordu.</p>
<p>Resûl-i Ekremin bu sözlerini duyan Ebû Süfyan bin Hâris, küçük oğlu Câfer’in elinden tutarak şöyle dedi:</p>
<p>“Vallahi, yanına girmeme izin vermezse, oğlumun elinden tutarak helâk oluncaya kadar yeryüzünde dolaşıp dururum.”</p>
<p>Şefkat ve merhamet timsâli Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek gönlü bu sözlere dayanamadı. Onları huzuruna dâvet ederek affetti. Böylece onlar da İslâmiyetle şereflendiler.3</p>
<p>Ordunun savaş düzenine girişi</p>
<p>Kudeyd mevkiinde konaklayan Peygamber Efendimiz, burada ordusunu savaş düzenine koydu. Sancaklar ve bayraklar bağlayarak, onları kabilelere ve kabilelerin bayraktar ve sancaktarlarına verdi. Muhacirlerin üç bayraktarı vardı: Hz. Ali, Hz. Zübeyr bin Avvam ve Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas. Ensarın ise, on iki bayraktarı vardı. İslâm ordusunda ayrıca Eşca’ların bir, Süleymlerin de bir bayraktarı bulunuyordu. Orduda on dört de sancaktar vardı. Bunların üçü Müzeynelerin, ikisi Eslemlerin, dördü Cuheynelerin, üçü Ka’boğullarının, ikisi ise Süleymlerin idi.1</p>
<p>Bundan sonra Peygamber Efendimiz ordusuyla Merruzzahrân’da konakladı.2</p>
<p>Peygamber Efendimizin gizlilik stratejisi o âna kadar son derece başarıyla sürmüş, Mekkeliler en küçük bir haber dahi alamamışlardı.</p>
<p>Merruzzahrân Vadisine geliş geceye rastlamıştı. O âna kadar üzerlerine gelişinden haberi olmayan Mekkeli müşriklere Peygamber Efendimiz, gelişini muhteşem bir ateş donanmasıyla bildirmek istedi ve her mücahide ateş yakmalarını emir buyurdu.3</p>
<p>Bir anda on bin ateş yakıldı. Göz kamaştıran bu manzara Mekke’ye aydınlık saçtı; müşriklere ise korku ve dehşet. Aralarından göç etmeye mecbur bıraktıkları kâinatın manevî güneşi Peygamber Efendimiz, şimdi etrafında on bin parlak yıldızla Mekke ufuklarında yeniden bütün ihtişamıyla parlıyordu. Ruh ve gönülleri ısıtmak için Mekke ufuklarında bir başka haşmetle doğuyordu. Bu doğuşa müşrikler hayret etti. Daha iki sene evvel bu güneş bu kadar parlak değildi. Bu kadar kuvvet ve azamete sahip bulunmuyordu. Bir anda nasıl böylesine inkişâf etmiş, büyümüş ve her tarafı aydınlatır olmuştu? Söndürmek istedikleri nur nasıl böylesine kısa bir zamanda kendilerini sönük bir durumda bırakan bir azamet peyda etmişti? Akıllara hayret veren bu şahlanışın sırrını bir türlü çözemiyorlardı.</p>
<p>İşte Kureyş müşrikleri, ancak gözleri kamaştıran bu on bin ateşlik muazzam manzara ile işin farkına vardı ve Mekke’nin çepeçevre kuşatıldığını anladılar.</p>
<p>İslâm ordusu henüz Merruzzahrân’dan ayrılmamıştı.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz irak denilen misvak ağaçlarının yemişlerinden toplamalarını bazı Sahabîlere emretti ve “Size, onların kararmış olanlarını toplamanızı tavsiye ederim. Çünkü, en tatlı olanları, onların kararmışlarıdır”1 buyurdu.</p>
<p>Sahabîler merakla, “Yâ Resûlallah! Bu yemişin iyisini kötüsünü çobanlar bilir. Siz de koyun güttünüz mü?” diye sordular.</p>
<p>Resûl-i Ekrem, “Her peygamber muhakkak koyun gütmüştür. Ben de Ecyad’da [Mekke’de bir mevki] ev halkımın [Ebû Tâlib’in] koyunlarını otlatırdım”2 diye cevap verdi.3</p>
<p>Ebû Süfyan Peygamberimizin huzurunda</p>
<p>Bu arada son derece korkup telaşa kapılan müşrikler, reisleri Ebû Süfyan’la birkaç kişiyi durumu öğrenmek üzere vazifelendirdiler.4</p>
<p>Ebû Süfyan ve beraberindekiler, bir gece vakti bu vazifeyi yerine getirmek üzere Mekke’den çıktılar. İslâm ordusu karargâhına yaklaştıkları bir sırada mücahidler tarafından yakalandılar. O esnâda Hz. Abbas imdadına yetişmeseydi mücahidler tarafından epeyce hırpalanacaktı.</p>
<p>Hz. Abbas, Ebû Süfyan’ı alıp Peygamber Efendimizin yanına getirdi. Arkasından Hz. Ömer de eli kılıcının kabzasında Huzur-u Saadete girdi ve şu teklifi yaptı:</p>
<p>“Yâ Resûlallah! Allah, Ebû Süfyan’ı akidsiz ve ahidsiz ele geçirmek imkân ve fırsatını verdi. Müsaade buyur da boynunu vurayım.”</p>
<p>Hz. Abbas müdahale etti:</p>
<p>“Yâ Resûlallah! Ben, ona emân vermiş bulunuyorum!”</p>
<p>Fakat Hz. Ömer, bu isteğinden vazgeçmedi. Aynı teklifini tekrarlayıp durdu.</p>
<p>Hz. Abbas, “Ey Ömer! Yeter! Vallahi, Ebû Süfyan, Adiyy bin Ka’boğullarından (Hz. Ömer kabilesi) olsaydı böyle söylemezdin” deyince, Hz. Ömer bütün celâletiyle “Ey Abbas! Vallahi, babam Hattab hayatta olup da Müslüman olsaydı, ona, senin Müslüman olduğun gün, Müslüman oluşuna sevindiğim kadar sevinmezdim. Zira, biliyorum ki, Resûlullah da, babam Hattab Müslüman olsaydı, senin Müslüman oluşuna sevindiği kadar sevinmezdi”1 diye cevap verdi.</p>
<p>Bu ufak münakaşayı Peygamber Efendimiz, “Ey Abbas! Ebû Süfyan’ı konak yerine götür! Sabahleyin yanıma getir” sözleriyle sona erdirdi.2</p>
<p>Ebû Süfyan’ın İslâmla şereflenmesi</p>
<p>Hz. Abbas, Ebû Süfyan’ı sabahleyin Resûl-i Ekrem Efendimizin yanına getirdi. Resûl-i Ekrem, “Ey Ebû Süfyan! Henüz ‘Lâ ilâhe İllallah’ diyeceğin vakit gelmedi mi?” diye sordu.</p>
<p>Ebû Süfyan zavallıca bir cevap verdi:</p>
<p>“İyi ama bu kadar putları ne yapayım? Lât ve Uzza’dan nasıl vazgeçeyim?”</p>
<p>Hz. Ömer, Peygamber Efendimizin çadırı arkasında bekliyordu. Ebû Süfyan’ın bu sözlerini duyunca hiddetle, “Duâ et ki, çadırın içindesin. Dışında olsaydın, asla bu sözü söyleyemezdin” diye konuştu.</p>
<p>Ebû Süfyan, “Yâ Ömer! Yazıklar olsun sana! Sen de baban gibi sertsin. Hem sonra ey Hattab’ın oğlu, ben sana gelmiş değilim. Amcamın oğluna gelmişim. Onunla konuşacağım. Bırak da konuşalım” dedi.</p>
<p>Peygamber Efendimize hitaben de şöyle dedi:</p>
<p>“Babam, anam sana fedâ olsun! Usluluk ve yumuşak huylulukta, şereflilikte ve akraba hakkını gözetmede senden daha üstünü yoktur.”</p>
<p>Sonra bir müddet düşündü durdu. Bu düşünce onu bir nebze olsun hakka yakınlaştırdı. Şu itirafı yapmaktan kendini alamadı:</p>
<p>“Vallahi, sanırım ki, Allah’tan başka ilâh olmasa gerek. Çünkü, Allah’la birlikte başka ilâh da bulunmuş olsaydı, elbette beni zararlardan korur, iyiliklerden de faydalandırırdı.”1</p>
<p>Peygamber Efendimiz, bu sözlerinden onun “Lâ ilâhe illallah” gerçeğini kabul ettiğine kanaat getirdi. Bu defa da, “Ey Ebû Süfyan ‘Muhammedün Resûlullah diyeceğin zaman daha gelmedi mi?” diye sordu.</p>
<p>Ebû Süfyan bir an durakladı. İçindeki düğümü tam mânâsıyla çözemiyordu. Nereden geldiğini bilmediği bir şüphe vardı içinde.</p>
<p>“Yâ Muhammed,” dedi, “bunun için bana biraz müddet tanı. Zira, bundan dolayı zihnimde biraz şüphe var.”</p>
<p>Bu esnâda Hz. Abbas söze karıştı:</p>
<p>“Ey Ebû Süfyan,” dedi, “yazıklar olsun sana! Aklını başına topla! Ne yaptığının farkında mısın? Boynun vurulmadan önce, Müslüman ol! Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet getir!”</p>
<p>Bunun üzerine Ebû Süfyan şehâdet getirip Müslüman oldu.2</p>
<p>Îmânının âcil mükâfatı</p>
<p>Hz. Abbas, Hz. Resûlullahtan, Ebû Süfyan için bir imtiyaz tanımasını istedi.</p>
<p>“Yâ Resûlallah” dedi, “Ebû Süfyan üstün tanınmayı, övülüp sevilmeyi seven bir insandır. Ona iftihar vesilesi olacak bir imtiyaz verseniz.”</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, “Olur” buyurdu ve ilâve etti:</p>
<p>“Kim, Ebû Süfyan’ın evine girerse emindir.”</p>
<p>Ebû Süfyan, “Evimin ne genişliği vardır ki?” diyerek Peygamber Efendimizden bu lütfunu genişletmesini istedi.</p>
<p>Bu sefer Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Kim Kâbe’ye girer, sığınırsa, o emindir!” buyurdu</p>
<p>Ebû Süfyan buna da kanaat etmedi.</p>
<p>“Kâbe’nin ne genişliği vardır ki?” dedi.</p>
<p>O zaman Peygamber Efendimiz, “Kim, Mescid-i Harama girer, sığınırsa emindir” buyurdu.</p>
<p>Ebû Süfyan bu ihsan dairesinin daha da geniş tutulmasını istiyordu:</p>
<p>“Mescid-i Haram’ın ne genişliği var ki?” diyerek buna da kanaat getirmedi.</p>
<p>Bunun üzerine Peygamber Efendimiz lütuf ve ihsanının dairesini en geniş bir şekilde tuttu:</p>
<p>“Kim, kapısını üzerine kapayıp evinde oturursa ona emân verilmiştir.”1</p>
<p>Ebû Süfyan’ın artık bu hususta taleb edecek birşeyi kalmamıştı, “İşte bu geniştir” diyerek memnuniyetini izhar etti.2</p>
<p>Ebû Süfyan’ın İslâm ordusunu seyredişi</p>
<p>Resûl-i Ekrem, Ebû Süfyan’ın hemen çıkıp Mekke’ye gitmesine müsaade etmedi. Her ne kadar îmân etmişse de müşrik ileri gelenlerinin tesiri altında kalıp İslâm ordusuna karşı bir hareket hazırlığı içine girebilme ihtimali vardı. Bu düşünceye fırsat verilmemeliydi. Ebû Süfyan, İslâm ordusunu görmeli idi. Tâ ki, bu orduya karşı koyacak güç ve kuvvetin asla Kureyş müşriklerinde bulunmadığı kanaatı kendisinde tamamıyla teşekkül etsin. Azametli orduyu görmeli idi ki, kendilerine birşey kazandırmayacak, sadece kanlarının akıp gitmesine sebebiyet verecek bir karşı koyma hareketine girişmeyi akıllarından geçirenlere nasihat etsin, onları bu fikirlerinden vazgeçirmeye çalışsın.</p>
<p>Bunun için Peygamber Efendimiz, Hz. Abbas’a şu emri verdi:</p>
<p>“Ey Abbas! Ebû Süfyan’ı vadinin daraldığı, atların sıkışa geldiği dağ boğazının yanına götür de, Allah ordusunun ihtişamını görsün.”1</p>
<p>Hz. Abbas bu emr-i Nebevî üzerine Ebû Süfyan’ı vadinin en dar, geçişe en hakim yerine götürdü.</p>
<p>Ebû Süfyan, hayret ve haşyet içinde kol kol geçen muazzam İslâm ordusunu seyrediyor ve onların kim olduğunu teker teker Hz. Abbas’a soruyordu. Hz. Abbas da gereken izahatı veriyordu. Ebû Süfyan’ın gözleri, nuranî dalgalar halinde akan mücahidler karşısında kamaşıyordu.</p>
<p>Mekke’de öldürmeye karar aldıkları sırada ellerinden Allah’ın hıfz ve inâyeti ile kurtulan Hz. Muhammed nasıl böyle on binlerin kalb ve ruhunu fethetmiş ve etrafında birer pervane gibi döndürmeyi başarabilmişti? Daha düne kadar kendi saflarında ona karşı savaşanlar, şimdi ona sadakât elini uzatmışlar, onun muhabbetinde erimişler, onun derdiyle hemdert, sevinciyle mesrur, elemiyle müteellim olmuşlardı.</p>
<p>Dalga dalga geçen alaylar, taburlar arasında Ebû Süfyan olanca dikkatiyle Hz. Resûlullahı arıyordu. Her alay, her kol geçtiğinde Hz. Abbas’a, “Muhammed (a.s.m.) geçti mi?” diye soruyordu. Onun geçişinin bir başka azamette, ihtişamda olacağını biliyordu.</p>
<p>Nihâyet, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin arasında bulunduğu, tepeden tırnağa silahlanmış alay geliyordu. Kâinatın Efendisi, kendisine mahsus azamet, heybet ve vakarı ile devesi Kasvâ’nın üzerindeydi. Etrafını Ensar ve Muhacirler almıştı. Sancağı, Ensardan Sa’d bin Ubâde Hazretlerinin elindeydi. Ebû Süfyan’ın önünden tüylerini ürpertircesine, tir tir titretircesine geçiyorlardı.</p>
<p>Ebû Süfyan merakla, “Sübhanallah, kimdir bunlar ey Abbas?” diye sordu.</p>
<p>Hz. Abbas, “Resûlullah ile Ensar ve Muhacirler” diye cevap verdi.1</p>
<p>Ebû Süfyan’ın dehşeti daha da arttı, ürpermesi kat kat yükseldi, kendisini tutamayarak şöyle dedi:</p>
<p>“Kardeşinin oğluna ne kadar büyük bir saltanat verilmiş! Hiçbir hükümdarda görmediğim bir saltanat.”</p>
<p>Hz. Abbas, “Bu saltanat değil, peygamberliktir” diyerek Ebû Süfyan’ın yanlışını düzeltti.</p>
<p>Ebû Süfyan da, “Evet, peygamberliktir”2 diyerek kanaatını düzeltti.</p>
<p>Ebû Süfyan artık, bu haşmetli, nuranî, bir tek kalb halinde çarpan, tek el halinde kalkan, tek ses halinde yükselen orduya kimsenin kolay kolay karşı koyamayacağını, bunun kendilerinin de haddi olmadığını iyice anlamıştı.</p>
<p>“Ey Abbas! Ben şu âna kadar, böyle bir ordu, böyle bir cemâat görmedim” dedi.</p>
<p>Bundan sonradır ki, Mekkeli müşriklere hem haber vermek, hem de karşı koymak gibi bir basiretsizliğe teşebbüs etmelerine mani olmak ve bu hususta nasihatta bulunmak üzere Ebû Süfyan’ın Mekke’ye gitmesine müsaade edildi.1</p>
<p>Ebû Süfyan Mekke’de</p>
<p>Ebû Süfyan sür’atle Mekke’ye vardı. Müslüman olduğunu açıkladı. Sonra da, “Ey Kureyşliler! İşte Muhammed! Karşı koyamayacağınız kadar büyük bir orduyla yanı başınıza gelmiş bulunuyor! Müslüman olunuz da selâmete eriniz” diye yüksek sesle hitap etti.2</p>
<p>Sonra da, “Kim, Ebû Süfyan’ın evine girer sığınırsa, o emindir! Kim, evine girip kapısını üzerine kaparsa o emindir! Kim, Mescid-i Harama girer sığınırsa, o emindir” diye olanca sesiyle bağırdı.3</p>
<p>Fakat müşrik ileri gelenleri, hatta karısı Hind, bu davranışı karşısında Ebû Süfyan’a hakaret etti. Hattâ Safvan bin Ümeyye, İkrime bin Ebî Cehil gibileri, halkı Resûl-i Ekreme karşı çıkmak için kışkırtmaya bile kalkıştılar. Fakat halk, bu hararetli müşriklerin sözlerine iltifat etmedi ve Ebû Süfyan’ın tavsiyesi üzerine kimisi evine girdi, kimisi de Mescid-i Harama sığındı.4</p>
<p>Mekke’ye giriş hazırlığı</p>
<p>İslâm ordusu Mekke’ye girmeden evvel, son defa Zî-Tuva Vadisinde toplandı. Peygamber Efendimiz ve Ashab-ı Kiramın sevinçleri etrafa dalga dalga yayılıyordu. Yüzlerinde tebessüm, gönüllerinde ferah ve sürur vardı.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, devesi Kasvâ’nın üzerindeydi. Kendisine bu mübârek ve muazzam günü gösteren Cenâb-ı Hakka sonsuz hamd ve şükrünü takdim ediyordu.</p>
<p>Tevazû ve mahviyetinden mübârek başını öne eğmişti. Öylesine ki, nerdeyse mübârek sakalının ucu devesinin semerine değiverecekti.1 Bu haliyle önünde eğilinecek tek zâtın sadece kâinatın yaratıcısı Cenâb-ı Hak olduğunu bütün insanlığa ilân ediyordu. Aynı zamanda Ashabına da muvaffakiyeti verenin sadece Yüce Allah olduğunu, insanların ise, muvaffakiyetin sebeblerini hazırlamakla vazifeli bulunduklarını ders veriyordu.</p>
<p>Peygamberimizin Mekke’ye girişi</p>
<p>Peygamber Efendimiz, Mekke’ye girmek için ordusunu dört kola ayırdı:</p>
<p>Sağ kol: Kumandan, “Seyfullah” ünvanının sahibi Hz. Hâlid bin Velid’di. Mekke’ye aşağı taraftan girecekti.</p>
<p>Sol kol: Kumandan, Hz. Zübeyr bin Avvam idi. Şehre yukarıdan, Küdâ denilen mevkiden girecekti.</p>
<p>Üçüncü kol: Sa’d bin Ubâde kumandasında idi ve Ensar birliklerinden ibaretti. Seniyye tarafından şehre girecekti.</p>
<p>Piyade birliklerinden meydana gelen dördüncü kola Ebû Ubeyde bin Cerrah kumanda ediyordu. O da Mekke’nin üst tarafından ilerleyecekti.2</p>
<p>Peygamber Efendimiz kumandanlara şu emri verdi:</p>
<p>“Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz! Hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz!”3</p>
<p>Bu emirden bazı kimseler müstesna kılındı. Bunlar görüldükleri yerde, Kâbe’nin altına iltica etmiş olsalar dahi öldürülüceklerdi. Onlar da şunlardı: İkrime bin Ebî Cehil, Abdullah bin Sa’d bin Ebî Serh, Habbar bin Esved bin Muttalib, Hüveyris bin Nukayz, Mıkyes bin Subabe el-Leysî Abdullah Hilâl bin Hatal, Hind bint-i Utbe bin Rebia, şarkıcı Sâre, Kureyne ve Ernebe.1</p>
<p>Bunlar, irtidad, İslâma ve Müslümanlara aşırı düşmanlık, işkence, katl, Resûlullahı ve Müslümanları küstahça hicvetme gibi affa sığmayacak suçlar işlemişlerdi.</p>
<p>Kollar Mekke’ye girerken</p>
<p>Takvim yaprağı, Hicretin sekizinci yılı Ramazan ayının on üçü Cuma gününü gösteriyordu. Gün henüz yeni ağarmıştı.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, devesi Kasvâ’nın üzerindeydi. Mübârek başında Yemen işi siyah bir sarık vardı. Sarığın bir ucunu iki omuzunun arasına salıvermişti. Bir haşmet ve vakar içinde mübârek Belde’ye giriyordu. Bir taraftan, Allah’ına kendisine bu günü gösterdiğinden dolayı hamdediyor, minnet ve şükrünü arzediyor, diğer taraftan da fethi iki sene evvelinden haber verip müjdeleyen “Fetih Sûresi”ni okuyordu. Bu kendileri için, Ashabı için en mesûd, en sevinçli anlardan biriydi.</p>
<p>Dillerde acı söz yok, kalbleri fetheden tatlı tatlı sözler vardı. Simâlardan tebessümler damlıyordu. Mücahidlerde büyük zaferlerin, muhteşem fetihlerin verdiği kendini kaybediş yoktu. Nefislerine, kalb, ruh ve dillerine hâkimiyet vardı.</p>
<p>Sa’d bin Ubâde’nin azledilmesi</p>
<p>Bir ara baş döndürücü zaferin havasına gayr-ı ihtiyarî kendisini kaptıran üçüncü kol kumandanı Hz. Sa’d bin Ubâde, ağzından, “Bugün büyük savaş günüdür. Kâbe’de vuruşmanın helâl olacağı gündür!”1 diye bir söz kaçırdı.</p>
<p>Durum, derhal Hz. Resûl-i Ekreme bildirildi. Bu söz, Mekke’ye harpsiz, kan akıtılmaksızın girmek isteyişin mânâ ve ruhuna zıddı. Hemen sancağın Sa’d Hazretlerinden alınıp oğlu Kays’a verilmesini emir buyurdular.2</p>
<p>Hâlid bin Velid koluna taarruz</p>
<p>İslâm ordusu Peygamber Efendimizin emri gereğince hiç kimseye kılıç kaldırmadan edeb ve hürmet içinde Mekke’ye dalga dalga giriyordu.</p>
<p>Ancak bu arada, Hâlid bin Velîd Hazretlerinin kumandanlık ettiği kola bir taarruz oldu. Taarruz İkrime bin Ebî Cehil, Safvan bin Ümeyye gibilerle, topladıkları halktan bazıları tarafından yapılmıştı.3</p>
<p>Hz. Hâlid, önce karşılık vermek istemedi. Çünkü emir bu meyandaydı. Ancak, müşriklerin saldırıyı hızlandırıp mücahidleri ok yağmuruna tuttuklarını görünce, vuruşmaya müsaade etti. Müşrikler kaçmaya mecbur kaldılar. Çarpışmada iki mücahid şehid düştü, müşriklerden ise 13 kişi öldürüldü. Durum, Hz. Resûl-i Ekrem tarafından öğrenildi. Hz. Hâlid huzura çağrıldı. Müşriklerin Müslümanlara saldırdıklarını, mücahidlerin ise sadece kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıklarını Hz. Hâlid’den öğrenince “Allah’ın hüküm ve takdir ettiğinde hayır vardır”4 buyurdular.</p>
<p>Bundan başka on bin kişilik muazzam İslâm ordusu Mekke’ye girerken hiç bir çarpışma olmadı ve Müslümanlar silahlarını kullanmadılar.</p>
<p>Bu arada kanı heder edilenlerden ve nerede görülürlerse görülsünler, öldürüleceklerden bir kaç kişi ele geçirildi ve öldürüldüler. Bunların birkaçı önce Müslüman olup sonra da irtidad eden kimselerdi. Abdullah bin Hatal, Mıkyes bin Subabe bunların ikisi idi. Kanı heder edilip ele geçirildikten sonra öldürülen diğerleri ise Hâris bin Tuleytıla, Huveyris bin Nukayz ve Sâre idi. Bunların hepsi Peygamberimiz henüz Mekke’de iken kendilerine en ağır eziyet ve hakarette bulunan kimselerdi. Yakalanıp öldürülmeleri emrolunan diğer müşrikler ise her biri başka başka yerlere kaçmışlardı.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, Mekke’ye girer girmez halka emân verdiğini ilân etti:</p>
<p>“Kim Ebû Süfyan’ın evine sığınırsa, ona emân verilmiştir. Kim, elinden silahını bırakırsa ona emân verilmiştir. Kim, evine girer, kapısını kapatırsa ona da emân verilmiştir.”</p>
<p>Bunun üzerine müşriklerden bir kısmı evlerine, diğer bir kısmı da Ebû Süfyan’ın evine sığındı.</p>
<p>Peygamberimiz Kâbe-i Muazzamada</p>
<p>On bini aşkın İslâm ordusu Mekke’ye girmişti. Fakat Mekke sakin ve asûde bir gün yaşıyordu. Herkes emniyet içinde idi.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kasvâ’nın üzerinde, terkisinde Üsâme bin Zeyd, sağında Hz. Ebû Bekir, etrafında Muhacir ve Ensâr topluluğu olduğu halde Kâbe-i Muazzamaya doğru ilerliyordu. Dâvâsını ilâna başladığı ilk günden bu güne kadar ve bu muzafferiyet sonunda hiç bir değişiklik yoktu. Tek başına İslâm ve îmânı tebliğ ederken de mütevazi, mahviyetkâr, affedici ve merhametli idi, o gün de. Bir kaç kişinin gönlünde yer tutmuşken nasıl alicenap, şefkatli, mütevazi ve afüvkâr idiyse, şimdi on binlerin gönlünde taht kurmuşken de yine bu vasıflarından zerre kaybetmemişti.</p>
<p>İşte Efendimiz bu tevazû, mahviyet ve Allah’a minnet ve şükran hisleriyle dolu bir manzara içinde Hârem-i Şerife girdi. Müslümanlar da akın akın muazzam Mâbede doğru akıyorlardı. Resûl-i Kibriyâ tekbir getirince, Müslümanlar da hep bir ağızdan “Allahü Ekber!” diyerek Mekke ufuklarını bu kudsî sada ile çınlattılar. Bu ulvî sadaya, bu mübârek beldenin dağı, taşı “Allahü Ekber! Allahü Ekber!” diyerek karşılık veriyordu.</p>
<p>Kâbe’yi tavaf</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ, binlerce Sahabî arasında devesi Kasvâ’nın üzerinde Kâbe’yi tavafa başladı. Peşini Ashab-ı Kiram takib etti. Tavafın her devresinde ellerindeki değnekle Hacerü’l-Esvede işâret ederek onu istilâm ediyordu.1</p>
<p>Tavafın yedinci devresinden sonra Kasvâ’dan indi. Makam-ı İbrahim’e varıp orada iki rekât namaz kıldı. Sonra da Zemzem Kuyusuna vararak ondan hem su içti, hem de abdest aldı. Bunu Safâ Tepesine çıkışları takib etti. Oradan etrafa baktı ve kendisine bu muazzam günü gösteren Yüce Allah’a bir kere daha minnet ve şükranlarını takdim etti.</p>
<p>Bu sırada Medineli Müslümanlardan bazılarının iç âleminde bir endişe uyandı. Bu endişeyi, “Cenâb-ı Hak, Resûlüne yurdunun fethini nasib etti. Artık burada oturur kalırlar mı dersiniz” diyerek izhar ettiler.</p>
<p>Duâsını bitiren Fâhr-i Âlem Efendimiz, ne konuştuklarını sordu.</p>
<p>Onlar, “Bir şey yok yâ Resûlallah” dediler.</p>
<p>Sorusunu bir kaç sefer tekrarlayıp aynı cevabı alan Peygamber Efendimize, o sırada vahiy ile Ensarın konuştukları haber verildi.</p>
<p>Bunun üzerine, “Ben sizin söylediğiniz şeyden Allah’a sığınırım! Bilin ki, benim hayatım sizin hayatınızla, ölümüm de sizin ölümünüzledir”2 buyurdular.</p>
<p>Bu hitap karşısında Ensar gözyaşları arasında Fahr-i Kâinatın çevresinde toplanıp gönlünü almaya çalıştılar:</p>
<p>“Vallahi” dediler, “biz bunları, Allah ve Resûlüne olan muhabbetimizden dolayı söylemiştik, başka bir maksatla değil.”1</p>
<p>Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ve Müslümanların Kâbe’yi tavaf ettikleri bir sıradaydı.</p>
<p>Ebû Süfyan da Mescid-i Haramın bir köşesinde oturup düşünceye dalmıştı. Şeytan zihnini kurcalıyor ve bir takım sinsi vesveseler telkin ediyordu. Resûl-i Ekrem önünden her geçtikçe o, “Acaba bir asker toplasam, şu adamla (!) bir daha çarpışşam, ne olur?” diye içinden geçiriyordu.</p>
<p>Tam bu sırada Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, gelip başucuna dikildi ve “O zaman da yine Allah seni hâkir eder” buyurdu.</p>
<p>Ebû Süfyan, şimşek gibi çakan bu söz karşısında daldığı derin düşünceden sıyrıldı. Başını kaldırıp baktığında Peygamber Efendimizi yanıbaşında gördü. Şaşırdı, titredi. Sonra da Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunarak, “Vallahi sen Resûlullahsın” dedi.2</p>
<p>Fadale bin Umeyr ise, Peygamberimizi tavaf sırasında öldürmek niyetiyle gözlüyordu. Bir ara bu niyete fazlasıyla yaklaşan Fadale’ye Resûl-i Ekrem âniden dönüp, “Sen Fadale misin?” diye sordu.</p>
<p>Fadale, şaşkınlık içinde, “Evet, Yâ Resûlallah” dedi.</p>
<p>Peygamberimiz, “İçinden ne geçiriyor, ne düşünüyorsun?” dedi.</p>
<p>Fadale, “Hiçbir şey düşünmüyor, Allah’ı anmakla meşgul bulunuyordum” diye cevap verince Resûl-i Ekrem, “Allah’tan af ve mağfiret dile ey Fadale!” dedi. Sonra da elini Fadale’nin göğsüne koyarak onun için duâ etti.</p>
<p>Bu mucize karşısında Fadale kötü niyetinden vazgeçti ve yumuşayan kalbiyle birlikte îmânı da karar kıldı. Resûl-i Kibriyânın bir tek nuranî tebessümü düşmanlıkları dostluklara dönüşüyor, katı kalbleri balmumu gibi yumuşatıyordu.</p>
<p>Fadale, o ânı şöyle tasvir eder:</p>
<p>“Vallahi, göğsümden elini kaldırdığı zaman, bana ondan daha sevimli ve sevgili bir şey yoktu.”1</p>
<p>Putların yıkılışı</p>
<p>Kureyş müşrikleri, Kâbe’nin çevresine üç yüz altmış put dikmişlerdi. Bu putlar, kurşunla yerlerine perçinlenmiş bulunuyordu.2</p>
<p>Tebliğ ettiği Tevhid inancı ile akıl, ruh ve kalblerdeki putları yıkıp, binlerce insanı getirdiği nûrun etrafında pervane gibi döndüren Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, şimdi de Tevhid inancına uygun binâ edilmiş olan Kâbe’yi asliyetine kavuşturmak için putlardan temizlemeye başlıyordu.</p>
<p>Elindeki asâ ile o putlara birer birer işâret ederek, “Hak geldi, bâtıl zâil oldu. Muhakkak ki bâtıl yok olup gidicidir”3 âyetini okudu. İşareti alan her put yere düştü. Putun yüzüne işaret ettiyse arkasına düşer, arkasına işaret ettiyse, yüz üstüne düşerdi. Böylece Kâbe içinde ve çevresinde yere yuvarlanmayan hiç bir put kalmadı.4</p>
<p>Kâbe’de ezan</p>
<p>Öğle namazı vakti girmişti. Nebiyy-i Ekrem Efendimizin emriyle, Hz. Bilâl, Kâbe’nin üzerine çıkarak ezan okumaya başladı. Îmânlı gönüllerde bir sevinç, bir canlılık, îmânsız gönüllerde ise üzüntü ve yıkılış vardı. Seneler önce boynuna ip takıp sokak sokak dolaştırdıkları, akla gelmedik eziyet ve işkencelere maruz bıraktıkları köle Hz. Bilâl, şimdi Kâbe’nin üzerinde gür sesiyle şirk ehlini çatlatırcasına Tevhdi ilân ediyordu. Onunla beraber âdeta dağ taş da “Tehvid-i İlâhî”yi kendilerine mahsus dillerle haykırıyorlardı.</p>
<p>Bu müstesna manzara karşısında azılı müşrikler kahroluyorlardı. O sırada Kureyş reislerinden Ebû Süfyan, Attab bin Esid ve Hâris ibni Hişâm aralarında konuştular.</p>
<p>Attab, “Pederim Esid bahtiyar idi ki, bu günü görmedi!” dedi.</p>
<p>Hâris, “Muhammed, bu siyah kargadan başka adam bulamadı mı ki, bunu müezzin yaptı” diye konuşarak Hz. Bilâl-i Habeşî’den tahkirle söz etti:</p>
<p>Ebû Süfyan ise ağzından tek kelime çıkarmadı. “Ben, korkarım, bir şey demiyeceğim. Kimse olmasa bile, şu ayağımızın altındaki kumlar ve taşlar ona haber verir, o da bilir,”1 dedi.</p>
<p>Gerçekten de az sonra Peygamberimiz onlarla karşılaştı ve konuştuklarını harfiyyen söyledi. O vakit, Attab ve Hâris şehâdet getirip Müslüman oldular.2</p>
<p>Ebû Süfyan ise, “Yâ Resûlallah! İyi ki, ben bir şey söylemedim” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz bu söze tebessüm buyurdular.</p>
<p>Bütün bu olup bitenler, Mekke halkı üzerinde derin tesir bırakıyordu. Gönüllerini İslâma ısındırıyor, Hz. Resûlullah ve Ashab-ı Kirama besledikleri kin ve adâvetlerinin erimesine sebep oluyordu.</p>
<p>Peygamberimizin Kâbe’ye girmesi</p>
<p>Resûl-i Ekrem, Osman bin Talhâ’ya haber göndererek Kâbe’nin anahtarını getirmesini emretti. Annesinin, anahtarı vermemek hususundaki şiddetli ısrarına rağmen Osman bin Talha anahtarı alıp getirdi.</p>
<p>Kâinatın Efendisi yanında Hz. Bilâl, Üsâme bin Zeyd ve Osman bin Talha (r.a.) olduğu halde Kâbe’ye girdi.1 İçerdeki suret ve putların temizlenmesi için daha önce emir buyurmuşlardı. Ancak henüz onlardan eser vardı. Bir emirle bu izlerin de silinip her tarafın tertemiz edilmesini istedi.</p>
<p>Bir müddet Kâbe’nin içinde kaldıktan sonra, dışarı çıktı. O sırada hemen hemen bütün Mekke halkı Mescid-i Haramın etrafında toplanmış, haklarında verilecek hükmü merakla bekliyorlardı.</p>
<p>Acaba, Resûl-i Kibriyâ, onların kendisine revâ gördükleri gibi yüzlerine işkembe mi atacaktı? Yollarına dikenler döküp üzerinden mi yürütecekti? Onlara, akla gelmez eziyet ve hakaretlerde mi bulunacaktı? Onların Sahabîlerine yaptıkları gibi boğazlarına ip takıp sokak sokak mı dolaştıracaktı? Kızgın kumların üzerine yatırıp onlara işkence mi yapacaktı? Onları aç susuz mu bırakacaktı? Yurtlarından mı çıkaracaktı?</p>
<p>Hayır, kâinatın vücud bulmasına sebep olan ve âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bulunan o şanlı Resûl, bunların hiç birini yapmadı.</p>
<p>Fetih hutbesi</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kâbe-i Muazzamanın kapısında durdu. Mübârek yüzünde beliren tatlı tebessümleriyle halka bakıyordu. Allah’a hamd ve senâdan sonra şu hutbeyi irad etti:</p>
<p>“Allah’tan başka ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Onun şeriki yoktur.</p>
<p>“O, va’dini yerine getirdi, kuluna yardım etti, aleyhinde toplanan düşmanları tek başına perişan etti.</p>
<p>“Bilmelisiniz ki, Cahiliyye Devrine âit olup, iftihar vesilesi yapılagelinen her şey; kan, mâl dâvâları, bunların hepsi bugün, şu ayaklarımın altında kalmış, ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p>“Bütün insanlar Âdem’den (a.s.), Âdem de topraktan yaratılmıştır. Allah buyuruyor ki: ‘Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da, birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız ve aranızdaki münâsebetleri bilesiniz diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en şerefliniz, Ondan en çok korkanınızdır. Muhakkak ki Allah herşeyi hakkıyla bilir, herşeyden hakkıyla haberdardır.’” (Hucurat Sûresi, 13)1</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.), bu hitabesinden sonra, halka, “Ey Kureyş topluluğu! Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı tahmin edersiniz?” diye sordu.</p>
<p>Kureyşliler, “Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş oğlusun! Ancak bize hayır ve iyilik yapacağına inarırız” dediler.</p>
<p>Bunun üzerine Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resûl-i Kibriyâ Efendimiz şöyle konuştu:</p>
<p>“Benim halimle sizin haliniz, Yusuf’la (a.s.) kardeşlerinin hali gibidir.2</p>
<p>“Yusuf’un (a.s.) kardeşlerine dediği gibi ben de sizlere diyorum:</p>
<p>“Bugün sizin için bir kınama yoktur! Allah, sizi affetsin. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.3 Gidiniz, sizler serbestsiniz!”4</p>
<p>Affedişlerin en makbulü, muktedirken affetmek, iyiliklerin en güzeli ise, kötülüklere karşı yapılandır. Merhametlerin en üstünü kendisine acımayanlara acımak, şefkat etmek ve merhamette bulunmaktır. İşte Kâinatın Efendisi bunu yapıyordu. Çünkü, O, Cenâb-ı Haktan dersini şöyle almıştı:</p>
<p>“Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, câhillerden de yüz çevir.”1</p>
<p>Fetihten sonra hicretin kaldırılması</p>
<p>Mekke’nin fethedildiği gündü.</p>
<p>Abdurrahman bin Safvan, babasını alıp Resûl-i Ekrem Efendimizin huzuruna getirdi. “Yâ Resûlallah, babam hicret etmek üzere bîat edecektir” dedi.</p>
<p>Peygamberimiz, “Mekke’nin fethinden sonra artık hicret kalkmıştır” buyurdu.</p>
<p>Ne var ki, Abdurrahman, babasının muhacir vasfının manevî mükâfatından nasibdar olmasını istiyordu. Bunun için gidip Peygamber Efendimizin çok sevdiği ve hatırını saydığı amcası Hz. Abbas’a başvurdu. Bu hususta şefaatçı olmasını istedi.</p>
<p>Abdurrahman’ın ricasını kabul eden Hz. Abbas, “Yâ Resûlallah! Sen benimle filân arasındaki dostluğu biliyorsun, babasını hicret bîatı yapmak üzere size getirmiş, kabul buyurmamışsınız” dedi.</p>
<p>Arabistan müşriklerinin yegâne kalesi olan Mekke artık fethedilmişti. İslâmiyet bununla büyük bir kuvvet kazanmıştı. Müslümanlar da dinlerini istediği gibi, istedikleri yerde yaşama durumunu elde etmişlerdi. Bu sebeple Peygamber Efendimiz “hicret müessesesi”ni kaldırmaya karar vermişti. Bundandır ki, çok sevdiği ve fazlasıyla hürmet duyduğu amcasının bu arzusuna da müsbet cevap vermedi ve “Hicret için bîat yapmak artık yoktur” buyurdu.2</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) kaldırdığı hicret, İslâmın serbestçe yaşanabildiği, ahalisi Müslüman olan bir beldeden İslâmın bir başka beldesine hicretti. Daha hususi mânâsıyla, Peygamber Efendimizin sağlığında Mekke-i Mükerreme ve çevresinden, Medine-i Münevvereye olan hicretti.1</p>
<p>Peygamberimizin ikinci hutbesi</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, fethin ikinci günü, öğle namazından sonra Kâbe kapısı merdivenine çıkıp, arkası Kâbe’ye dayalı bir halde Allah’a hamd ve senâda bulunduktan sonra halka şöyle hitap etti:</p>
<p>“Ey insanlar!</p>
<p>“Şüphesiz Allah göklerle yeri, güneş ile ayı yarattığı gün Mekke’yi haram ve dokunulmaz kılmıştır. Kıyamet gününe kadar da haram ve dokunulmaz olarak kalacaktır.</p>
<p>“Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse için, Mekke Hareminde kan dökmek, ağaç kesmek helâl olmaz!</p>
<p>“Mekke’de kan dökmek benden önce hiç bir kimseye helâl olmadığı gibi, benden sonra da hiç bir kimseye helâl olmayacaktır!</p>
<p>“Bu söylediklerimi burada dinleyenler, hazır bulunanlara duyursun!</p>
<p>………</p>
<p>“Şu bulunduğum andan itibaren kim öldürülürse, öldürülenin âilesi için şu iki şeyden birini tercih etmek hakkı vardır:</p>
<p>“Yâ öldürülenin kısas olarak öldürülmesini, ya da öldürülenin diyetini, kan bedelini ister.</p>
<p>“Muhakkak ki, insanların Cenâb-ı Hakka karşı en hürmetsizi, en taşkını ve azgını; Allah’ın Hareminde adam öldüren, yahut kendi katilinden başkasını öldüren, veya Cahiliyye intikamını almak için adam öldürendir.</p>
<p>“İslâmda, insanın babasından veya baba tarafından akrabasından başkasına intisab etmesi diye bir şey yoktur.</p>
<p>“Doğan çocuk döşeğin sahibine aittir. İddiasını ispatlamak için delil getirmek dâvâcıya, inkâr edene düşer!</p>
<p>“İslâmiyette, ne câhiliyyet andlaşması vardır, ne de fetihten sonra hicret. Fakat, cihad ve cihada niyet vardır. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Bütün Müslümanlar kardeştirler.</p>
<p>“Müslümanlar kendilerinden olmayanlara (düşmanlara) karşı bir tek eldirler, elbirliği ile hareket ederler.</p>
<p>………</p>
<p>“Müslümanların kanları birbirine eşittir. Zimmetlerini onların en hafifleri, en uzaktakileri bile yerine getirme gayretini gösterirler.</p>
<p>“İyi bilmelisiniz ki, ne bir kâfir için bir mü’min, bir Müslüman öldürülür, ne de onlardan taahhüd sahibi olanlar, taahhüdlerinden dolayı harbî olan kâfirler için öldürülürler.</p>
<p>“İslâmda, değiş-tokuş yoluyla mehirsiz evlenme yoktur.</p>
<p>“Kadın, ne halasının, ne de teyzesinin üzerine nikâhlanıp bir araya getirilebilir. Kocasının izni olmadıkça, kadının onun malından bir şey dağıtması, vermesi helâl ve câiz değildir.</p>
<p>“Kadın, yanında bir mahremi bulunmadıkça üç günlük yola gidemez.</p>
<p>“İyi biliniz ki, vâris için vâsiyete lüzum yoktur. Ayrı din sahipleri birbirlerine vâris olamazlar.</p>
<p>“Parmakların her birisinde diyet, onar devedir.</p>
<p>“Kemiği görünen derin yaralardan herbirisinde diyet beşer devedir.</p>
<p>“Sabah namazı kılındıktan sonra güneş doğuncaya kadar bir başka namaz kılınmaz.</p>
<p>“İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar da bir başka namaz kılınmaz.</p>
<p>“Sizi iki günün orucundan nehyederim: Biri Kurban Bayramı günü, diğeri de Ramazan Bayramı günü orucudur.</p>
<p>“Ben, size ancak anlayacağınız, tutacağınız yolu gösterdim.”1</p>
<p>Resûl-i Ekrem, Fetih Hutbesinde Sikâye ve Hicâbe hizmetleri dışında kalan, Cahiliyye Devrine âit bütün iş, muâmele ve dâvâların ortadan kaldırıldığını beyan buyurmuştu.</p>
<p>Hacılara su dağıtma vazifesi olan Sikâye, o sırada Peygamberimizin amcası Hz. Abbas’ın uhdesinde idi.</p>
<p>Kâbe’ye hizmet vazifesi olan Hicâbe ise, Osman bin Talhâ’da bulunuyordu.</p>
<p>Hz. Abbas, Peygamberimize müracaat ederek bu iki vazifenin de kendilerine verilmesini istedi. Ancak, Resûl-i Ekrem, eskiden olduğu gibi sadece Sikâye vazifesinin kendilerinde kalmasını uygun gördü.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ, Kâbe’nin anahtarını elinde tutuyordu. Bir çok Müslüman bu şerefli vazifeyi üzerine almak arzusunu taşıyordu. Fakat Efendimiz, Osman bin Talhâ’yı huzuruna çağırdı ve “Muhakkak ki Allah size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ Sûresi, 58) âyet-i kerimesini okuduktan sonra, “Ey Osman! İşte anahtarın al! Bugün iyilik ve ahde vefâ günüdür!”2 dedi ve Kâbe’nin anahtarını yine ona teslim etti.3 Osman bin Talhâ anahtarı alıp giderken Resûl-i Ekrem, “Sana zamanında söylemiş olduğum şey, vuku bulmadı mı?” diye sordu.</p>
<p>Hz. Osman bin Talhâ aralarında geçen hâdiseyi hatırlayarak Resûlullahı tasdik etti.</p>
<p>“Evet, şehâdet ederim ki, sen, şüphesiz Allah’ın Resûlüsün.”1</p>
<p>Peygamber Efendimizin, Osman bin Talhâ’ya hatırlatmak istediği hâdise şuydu:</p>
<p>Hicretten önceydi. Osman bin Talhâ henüz Müslüman olmamıştı. Peygamberimiz bir gün Kâbe’ye girmek istemiş, fakat Osman bin Talhâ buna mâni olmuştu. Mâni olmakla kalmamış, Efendimize kaba, katı ve nâhoş davranmıştı. Resûl-i Ekrem ise, bundan dolayı asla hiddete kapılmamış ve istikbâl semâlarına İslâmın gür sedasının pek yakında hâkim olacağını görür gibi sükûnet ve mülayim bir edâ ile, “Ey Osman” demişti. “Ümit ederim ki, bir gün gelecek sen, beni bu anahtarı elde etmiş ve istediğim yere koymakta, arzu ettiğim kimseye vermekte serbest olacağım bir mevkiide bulursun.”</p>
<p>Osman bin Talhâ, “O zaman Kureyş müşrikleri kuvvetten düşmüş, yok olmuş demektir” cevabını verince de, Peygamberimiz, “Hayır, ey Osman! Asıl o gün Kureyş hakiki kuvvet ve şerefe kavuşacaktır!”2 buyurmuştu.</p>
<p>Mekkelilerin Peygamberimize bîatı</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, umumî af ilân ettikten sonra, Safâ Tepesine çıkıp orada Kureyşlilerin bîatını kabul etti. Seneler önce, aynı tepede peygamberliğini açıktan ilân edip muhalefetle karşılanırken, şimdi aynı tepe üzerinde aynı kimselerden İslâmiyet üzere bîat alıyordu.</p>
<p>Erkeklerin Allah’a îmân, Allah’tan başka ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in (a.s.m.) Onun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederek İslâmiyet ve cihad üzerine yaptıkları bîatı, kadınların bîatı takib etti.</p>
<p>Kadınlar şu hususlar üzerine peygamberimize bîat ettiler:</p>
<p>1. Allah’a hiçbir zaman ortak koşmamak,</p>
<p>2. Hırsızlık yapmamak,</p>
<p>3. Kız çocuklarını öldürmemek,</p>
<p>4. Zinâ etmemek, iffetini korumak,</p>
<p>5. Herhangi bir iyilik hususunda Allah Resûlüne isyân etmemek.1</p>
<p>Kadınlar tâifesinin başında Hz. Ali’nin hemşiresi Hz. Ümmühanî, Âs bin Ümeyye’nin kızı Ümmü Habîb, Attab ibni Esîd’in halaları Erva, Ebû Âs’ın kızı Âtikâ, Hâris bin Hişâm’ın kızı ve Ebû Cehil’in oğlu İkrime’nin karısı Ümmü Hakîm, Hâlid bin Velid’in kızkardeşi Fâhita gibi Kureyş kadınlarının meşhurları bulunuyordu. Aralarında Resûl-i Ekremin haklarında nerede görülürlerse görülsünler, öldürülsünler buyurduklarından biri olan Ebû Süfyan’ın karısı Hind de vardı. Tanınmamak için kıyafet değiştirerek kadınlar arasına katılmıştı. Geçmişte, Peygamberimiz ve Müslümanlara karşı giriştiği hareketlerden pişmanlık duyar bir hali vardı. Yaptığı her şeye rağmen Kâinatın Efendisi İslâmiyetle şereflendiğini duyduğu Hind’i affetti ve onun da bîatını kabul etti.</p>
<p>Saadete kavuşan insan, sevdiklerinin de kendisiyle aynı saadet lezzetini paylaşmasını gönülden arzu eder. Bu, insanoğlunun fıtratında varolan bir duygudur.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir, îmân edip bu saadeti yaşayanlardan biri idi. Ama babası Ebû Kuhâfe henüz bu saadetten mahrumdu. Mesûd oğul, babasının bu nimeti, bu huzur ve saadet lezzetini kendisiyle paylaşmasını istiyordu. Bu maksatla elinden tutarak onu Peygamber Efendimizin huzuruna getirdi.</p>
<p>“Beni Rabbim terbiye etti, o ne güzel bir terbiyecidir” buyurarak Cenâb-ı Hakkın müstesna terbiyesi altında ahlâken kemâle erdiğini ifâde eden Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, Hz. Ebû Bekir’in ihtiyar babasını alıp yanına getirmesinden müteessir oldu ve “İhtiyara, getirme zahmeti vermeseydin de, onu evinde ziyâret etseydik olmaz mıydı?” buyurarak nezâket ve tevazuunu izhar etti.</p>
<p>İlâhî terbiye ile yetişen kaynaktan ders alan Hz. Ebû Bekir ise, “Yâ Resûlallah! Senin onun yanına gitmenden, onun senin yanına gelmesi daha muvafıktır” dedi.</p>
<p>Bu kısa konuşmadan sonra Peygamberimiz, mübârek ellerini âmâ Ebû Kuhâfe’nin göğsüne koyup sığadıktan sonra, “Müslüman ol, ey Ebû Kuhâfe” dedi.</p>
<p>Bu söze muhatab olan Ebû Kuhâfe derhal Müslüman olup oğlunun saadetine saadet kattı.1</p>
<p>İslâmın amansız düşmanlarından Ebû Süfyan’ın karısı Utbe kızı Hind’in affedilmesi, nerde görülürse görülsünler, öldürülecekler listesine alınanlar için bir ümit kapısı açtı. Vakit geçirmeden onlar da bu ümit kapısından girerek İslâmiyetle şereflendiler. Hz. Resûlullahın geniş affına uğradılar. İkrime bin Ebî Cehil, Abdullah bin Ebî Sarh, Safvan bin Ümeyye, Süheyl bin Amr, Hz. Hamza’nın katili Vahşî, şâir Abdullah bin Zeb’ârî, Hâris bin Hişâm, Enes bin Züneym bunlar arasında yer alıyorlardı. Dünya tarihinde acaba, en amansız düşmanlarına karşı böylesine lütufkâr ve merhametli davranıp onları affeden onlara kalbinde yer verip safına alan bir başka şahsiyete rastlanabilir mi?</p>
<p>Mekke artık fethedilmişti. Yüzlerde, gönüllerde sevinç vardı. Şehirde müstesnâ bir bayram havasının neşesi hâkimdi.</p>
<p>Bu sırada bir bedevînin Peygamberimizin yanına yaklaştığı görüldü. Bir peygamberin karşısında bulunmanın verdiği heyecan ve haşyet altında bedevî tir tir titriyordu.</p>
<p>Durumu fark eden Resûl-i Kibriyâ, “Ne oluyor sana, kendine gelsene! Ben, bir hükümdar değilim. Ben, güneşte kurutulmuş et parçaları yiyerek geçinmiş olan Kureyşli bir kadının oğluyum”1 buyurdu.</p>
<p>Bu sözleriyle Peygamber Efendimiz, eşsiz bir tevazu örneği veriyordu. O, hükümdar bir peygamber olmakla, kul bir peygamber olmak arasında muhayyer bırakıldığında da “kul bir peygamber” olmayı tercih etmişti.2</p>
<p>Gönül deryasında hâkim olan her zaman tevazû idi. Resûl-i Kibriyânın bu mübârek sözlerine muhatab olan bedevî, rahatladı ve titremesi geçti.</p>
<p>Mekke fethedilmişti. Resûl-i Ekrem ise henüz bu mübârek beldeden ayrılmamıştı.</p>
<p>Her nasılsa Mahzumoğulları Kabilesinden Fâtıma bint-i Esved adındaki kadın bir hırsızlık yapmıştı. Kadın itibarlı ve soylu idi ve Kureyş yanında da hatırı sayılıyordu.</p>
<p>Haliyle Peygamberimizin bu durumdan haberi oldu. Hırsızlıkta bulunanın elinin kesileceğini herkes biliyordu. Ama düşünüyorlar ve birbirlerine soruyorlardı: “Yüksek mevkiye sahip bu kadının eli nasıl kesilebilir?”</p>
<p>Âile halkı, Fâtıma’nın elini kesmeden kurtarmak için bir ümit ışığı arıyorlardı. Birinin Hz. Resûlullah katında şefaatçı olmasını istiyorlardı. Ne var ki, kimse buna cesaret edemiyordu.</p>
<p>Sonunda Üsâme bin Zeyd Hazretleri bu vazifeyi üzerine aldı. Üsâme, Peygamberimiz tarafından fazlasıyla sevilen bir Sahabî idi. Bu sevgiye güvenmiş olacak ki, bu görevi üzerine almaya yanaşmıştı.</p>
<p>Hz. Üsâme, kadının affedilmesini dileyince Resûl-i Ekrem Efendimizin rengi birdenbire değişti.</p>
<p>“Sen, kötülüğün önüne geçmek için Allah’ın koymuş olduğu cezalardan bir cezanın affedilmesi hakkında mı benimle konuşuyorsun?” diye buyurdu.</p>
<p>Hz. Üsâme, üzgün bir edâ içinde, “Yâ Resûlallah! Bu uygun olmayan hareketimden dolayı Allah’tan affım için duâ et!” dedi.</p>
<p>Hz. Üsâme’ye dersini veren Peygamber Efendimiz (a.s.m.), akşam olunca da, ayağa kalktı ve Allah’a hamd ve senâda bulunduktan sonra halka dersini şöyle verdi:</p>
<p>“Sizden evvelkileri şu davranışları mahvetmiştir: Onlar, asil, soylu birisi hırsızlık yaptığı zaman onu serbest bırakırlardı. Zâif, güçsüz birisi hırsızlık edince de ona hemen ceza verirlerdi.</p>
<p>“Muhammed’in varlığı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; Fâtıma bint-i Muhammed, hırsızlık edecek olsaydı, muhakkak onun da elini keserdim!”</p>
<p>Bundan sonra kadının elinin kesilmesini emretti. Kadının eli bu emir üzerine derhal kesildi.</p>
<p>Kadın da güzelce tevbe etti ve evlendi. Ondan sonra sık sık Hz. Âişe’nin yanına gelir giderdi.1</p>
<p>Bu davranışıyla Peygamber Efendimiz, milletlerin bekası için vazgeçilmez bir şart olan adaletin eşsiz bir örneğini sergiliyordu.</p>
<p>Mekke çevresinin putlardan temizlenişi</p>
<p>Peygamber Efendimiz, Kâbe ve Mekke’nin içini putlardan temizlediği gibi, şehrin etrafındaki putları da yok etmek istiyordu.</p>
<p>Bu maksatla Hz. Hâlid bin Velid’i otuz kişilik bir birlikle Nahle mevkiine bulunan Uzzâ putunu yıkıp parçalamaya gönderdi. Kureyş yanında en büyük put sayılan Uzzâ’yı Hz. Hâlid emir gereği gidip yıktı.1</p>
<p>Efendimiz, Müşellel adındaki dağın tepesinde bulunan Menât putunu yıkmak için de Sa’d bin Zeyd el-Eşhel’i gönderdi. Menât; Evs ve Hazreç kabilelerinin putu idi. Emri alan Sa’d bin Zeyd beraberindeki Müslümanlarla giderek Menât’ı yıkıp geri döndü.</p>
<p>Yine müşriklerin taptıkları meşhur putlardan biri de Süva’ idi. Bu put, Mekke’ye üç mil uzaklıkta bir yerde bulunuyordu. Kinâneoğulları, Hüzeyliler ve Müzeynelerin bu putunu yıkmak için Resûl-i Ekrem, Amr bin Âs Hazretlerini gönderdi. Amr, verilen vazifeyi yerine getirerek Mekke’ye geri döndü.2</p>
<p>Mekke’nin fethi ile böylece, hem Mekke’nin içi dışı putlardan temizlendi, hem de Kureyşin gönlü şirkten, Tevhid nuruyla tertemiz hale geldi.</p>
<p>Kaynak: Salih Suruç&#8217;un &#8220;Peygamberimizin Hayatı&#8221; isimli kitaptan alınmıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/mekkenin-fethiilave" rel="bookmark">MEKKE'NİN FETHİ,İLAVE</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/mekke%e2%80%99nin-fethi" rel="bookmark">Mekke’nin Fethi.</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/mekkenin-fethi-2" rel="bookmark">mekkenin fethi</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/huleyde-binti-kays-r-a" rel="bookmark">Huleyde Binti Kays (r.a)</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/hz-ebu-bekr-i-siddik" rel="bookmark">Hz. Ebu Bekr-i Sıddık.</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/mekke%e2%80%99nin-fethi-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cuma namazı saati 11 mayıs 2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri cuma saat kaçta? 11.05.2012</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/cuma-namazi-saati-11-mayis-2012-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-cuma-saat-kacta-11-05-2012</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/cuma-namazi-saati-11-mayis-2012-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-cuma-saat-kacta-11-05-2012#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 03:52:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6513</guid>
		<description><![CDATA[cuma namazı saati 11 mayıs 2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri cuma saat kaçta? 11.05.2012

20 C.AHİR 1433
11.05.2012




Şehir Adı
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı


Aachen
02:41
05:45
13:44
17:54
21:21
23:55


Adana
03:36
05:27
12:46
16:35
19:45
21:22


Adapazarı (Sakarya)
03:36
05:38
13:06
17:01
20:13
22:00


Adıyaman
03:20
05:13
12:34
16:24
19:35
21:14


Afyon
03:46
05:42
13:05
16:57
20:08
21:49


Ağrı
02:51
04:50
12:15
16:09
19:20
21:04


Akmescit (Kzyl-Orda)
03:50
06:08
13:45
17:46
21:03
23:02


Aksaray
03:34
05:29
12:51
16:42
19:53
21:34


Alma-Ata (Almatı)
03:16
05:27
12:59
16:57
20:12
22:06


Amasya
03:15
05:16
12:44
16:39
19:51
21:38


Amsterdam
02:09
05:43
13:50
18:02
21:33
00:24


Ankara
03:31
05:30
12:56
16:50
20:01
21:46


Antakya (Hatay)
03:36
05:25
12:42
16:30
19:40
21:15


Antalya
03:55
05:46
13:04
16:53
20:03
21:40


Ardahan
02:44
04:48
12:17
16:12
19:25
21:13


Artvin
02:48
04:51
12:20
16:16
19:29
21:17


Aschaffenburg
02:41
05:36
13:32
17:40
21:06
23:33


Aşgabat (Ashgabat)
04:00
05:54
13:12
17:03
20:13
21:53


Astana (Akmola)
02:13
05:22
13:23
17:33
21:01
23:39


Astara
04:36
06:31
13:50
17:42
20:52
22:33


Astrakhan
02:47
05:13
12:55
16:58
20:17
22:23


Augsburg
02:55
05:35
13:24
17:30
20:53
23:10


Aydın
04:01
05:55
13:16
17:06
20:17
21:56


Bakü (Bakı)
04:22
06:22
13:46
17:41
20:52
22:38


Balıkesir
03:52
05:50
13:16
17:09
20:21
22:04


Bartın
03:23
05:28
12:58
16:55
20:08
21:57


Basel
03:17
05:51
13:37
17:42
21:03
23:15


Batman
03:08
05:02
12:23
16:13
19:24
21:03


Bayburt
02:59
05:00
12:27
16:21
19:33
21:18


Berlin
01:30
05:08
13:16
17:28
20:59
23:52


Beylagan (Beylaqan)
04:34
06:33
13:55
17:49
21:01
22:44


Bielefeld
02:04
05:30
13:35
17:46
21:17
00:03


Bilecik
03:41
05:41
13:08
17:02
20:13
21:58


Bingöl
03:06
05:02
12:25
16:17
19:28
21:10


Bişkek
03:28
05:37
13:08
17:06
20:21
22:13


Bitlis
03:02
04:57
12:19
16:10
19:21
21:01


Bolu
03:31
05:33
13:01
16:56
20:08
21:55


Bonn
02:38
05:41
13:40
17:50
21:17
23:50


Bregenz
03:09
05:42
13:29
17:33
20:54
23:06


Bremen
01:35
05:24
13:35
17:47
21:20
00:11


Brüksel (Brussel)
02:46
05:51
13:52
18:01
21:28
00:03


Buhara (Bukhara)
03:27
05:26
12:48
16:42
19:53
21:37


Burdur
03:52
05:46
13:06
16:56
20:07
21:46


Bursa
03:44
05:44
13:11
17:05
20:17
22:02


Çanakkale
03:55
05:55
13:22
17:16
20:28
22:13


Çankırı
03:24
05:25
12:53
16:48
20:00
21:46


Celalabad (Dzhalal-Abad)
03:46
05:49
13:14
17:09
20:22
22:09


Çimkent (Shymkent)
03:51
05:58
13:28
17:25
20:39
22:30


Çorum
03:19
05:20
12:48
16:42
19:55
21:41


Daşaltı
04:53
06:43
13:58
17:47
20:57
22:34


Denizli
03:57
05:50
13:11
17:01
20:12
21:51


Diyarbakır
03:12
05:05
12:26
16:17
19:27
21:07


Dortmund
02:21
05:36
13:39
17:50
21:19
00:00


Duisburg
02:25
05:39
13:42
17:52
21:21
00:02


Duşanbe (Dushanbe)
03:16
05:11
12:31
16:22
19:33
21:14


Düsseldorf
02:29
05:40
13:42
17:52
21:20
23:58


Düzce
03:32
05:34
13:03
16:58
20:10
21:57


Edirne
03:46
05:51
13:21
17:18
20:31
22:20


Elazığ
03:12
05:07
12:30
16:22
19:33
21:14


Erzincan
03:05
05:04
12:29
16:23
19:34
21:18


Erzurum
02:57
04:56
12:22
16:16
19:28
21:12


Eskişehir
03:41
05:40
13:05
16:59
20:10
21:54


Essen
02:24
05:38
13:41
17:51
21:20
00:01


Fergana
02:54
04:55
12:19
16:13
19:25
21:11


Frankfurt am Main
02:41
05:37
13:34
17:42
21:08
23:37


Gaziantep
03:27
05:19
12:37
16:27
19:37
21:14


Gence (Ganja)
04:34
06:36
14:01
17:55
21:08
22:54


Giresun
03:03
05:05
12:34
16:29
19:42
21:29


Grozni
03:20
05:31
13:04
17:03
20:18
22:12


Gümülcine
03:55
05:58
13:24
17:20
20:33
22:20


Gümüşhane
03:01
05:02
12:30
16:24
19:36
21:22


Hakkari
02:59
04:52
12:12
16:02
19:13
20:51


Hamburg
01:33
05:17
13:30
17:43
21:18
00:05


Hannover
01:49
05:24
13:31
17:42
21:13
00:04


Iğdır
02:46
04:45
12:11
16:05
19:17
21:01


İnnsbruck
03:05
05:36
13:22
17:26
20:47
22:58


İsmayıllı (İsmailly)
04:26
06:28
13:53
17:48
21:01
22:47


Isparta
03:51
05:44
13:05
16:55
20:06
21:45


İstanbul
03:40
05:43
13:12
17:07
20:20
22:07


İzmir
04:01
05:56
13:19
17:10
20:21
22:01


İzmit (Kocaeli)
03:37
05:39
13:08
17:03
20:15
22:02


Kahramanmaraş
03:26
05:19
12:39
16:29
19:40
21:18


Karabük
03:24
05:28
12:57
16:53
20:05
21:53


Karaman
03:43
05:35
12:54
16:43
19:54
21:32


Karlsruhe
02:57
05:42
13:35
17:41
21:05
23:26


Kars
02:46
04:47
12:15
16:10
19:22
21:08


Kassel
02:17
05:29
13:31
17:41
21:10
23:49


Kastamonu
03:19
05:23
12:53
16:49
20:01
21:50


Kayseri
03:26
05:22
12:45
16:37
19:48
21:29


Kazakh (Qazax)
04:36
06:39
14:05
18:00
21:13
23:00


Kazan
00:43
04:30
12:56
17:11
20:53
23:33


Kiev (Kyyiv)
02:09
05:08
13:07
17:15
20:42
23:13


Kilis
03:30
05:20
12:38
16:27
19:37
21:14


Kırıkkale
03:28
05:28
12:53
16:47
19:59
21:43


Kırklareli
03:43
05:48
13:19
17:15
20:28
22:18


Kırşehir
03:30
05:27
12:51
16:43
19:54
21:37


Köln
02:34
05:41
13:41
17:51
21:19
23:54


Konya
03:43
05:36
12:57
16:48
19:58
21:37


Krasnodar
03:34
05:53
13:31
17:32
20:50
22:50


Kuba (Quba)
04:21
06:25
13:52
17:48
21:01
22:49


Kütahya
03:45
05:43
13:07
17:00
20:12
21:55


Lefkoşa
03:52
05:39
12:53
16:39
19:48
21:23


Lenkeran (Lankaran)
04:35
06:31
13:50
17:42
20:53
22:34


Mainz
02:44
05:39
13:36
17:44
21:09
23:37


Malatya
03:17
05:12
12:34
16:25
19:36
21:16


Manisa
03:59
05:55
13:17
17:09
20:20
22:01


Mannheim
02:51
05:40
13:34
17:42
21:06
23:30


Mardin
03:13
05:05
12:24
16:14
19:24
21:02


Medine
04:03
05:34
12:27
15:52
19:03
20:23


Mekke
04:10
05:38
12:26
15:44
18:57
20:15


Mersin
03:39
05:30
12:48
16:37
19:47
21:24


Merv (Mary)
03:48
05:41
12:58
16:48
19:58
21:37


Metz
03:05
05:51
13:44
17:51
21:14
23:36


Mingeçevir (Mingechaur)
04:31
06:33
13:58
17:53
21:05
22:52


Mohaçkale
03:15
05:25
12:56
16:55
20:09
22:02


Moskova
01:32
05:16
13:41
17:57
21:38
00:18


Muğla
04:02
05:54
13:13
17:03
20:13
21:51


Münih (München)
02:55
05:33
13:22
17:27
20:49
23:05


Münster
02:10
05:34
13:39
17:50
21:20
00:06


Muş
03:02
04:58
12:21
16:13
19:24
21:05


Nahcivan (Nakhchivan)
04:46
06:43
14:04
17:57
21:08
22:50


Nalchik
03:27
05:39
13:12
17:11
20:26
22:21


Nazran (Magas)
03:25
05:35
13:07
17:06
20:21
22:15


Nevşehir
03:30
05:26
12:48
16:40
19:51
21:32


Niğde
03:33
05:27
12:48
16:39
19:50
21:29


Nukus
03:30
05:38
13:08
17:05
20:20
22:11


Nürnberg
02:41
05:30
13:24
17:31
20:56
23:20


Ordu
03:05
05:07
12:36
16:32
19:44
21:31


Osh (Os)
03:49
05:50
13:15
17:09
20:22
22:07


Osmaniye
03:32
05:23
12:42
16:31
19:41
21:19


Paris
03:23
06:07
13:59
18:05
21:29
23:49


Perm
02:16
05:48
14:29
18:48
22:37
01:05


Qabala (Kutkashen)
04:26
06:29
13:55
17:50
21:03
22:50


Regensburg
02:42
05:27
13:20
17:27
20:50
23:11


Rize
02:54
04:56
12:26
16:21
19:33
21:21


Rotterdam
02:24
05:47
13:52
18:02
21:32
00:18


Saarbrücken
03:00
05:47
13:40
17:47
21:12
23:34


Sabirabad
04:29
06:29
13:52
17:46
20:58
22:42


Salzburg
02:53
05:28
13:16
17:21
20:42
22:56


Şamaxı (Shamakhy)
04:25
06:27
13:51
17:46
20:58
22:45


Samsun
03:09
05:13
12:42
16:38
19:51
21:39


Sankt-Peterburg (Leningrad)
02:04
05:17
14:16
18:38
22:35
00:49


Şanlıurfa
03:21
05:13
12:32
16:21
19:31
21:09


Şeki (Sheki)
04:28
06:31
13:57
17:53
21:06
22:54


Semerkant (Samarkand)
03:17
05:16
12:38
16:31
19:43
21:26


Siirt
03:05
04:58
12:19
16:10
19:20
21:00


Sinop
03:09
05:15
12:47
16:44
19:57
21:48


Şırnak
03:05
04:57
12:17
16:07
19:18
20:56


Sivas
03:15
05:14
12:39
16:33
19:44
21:28


Stuttgart
02:57
05:40
13:31
17:38
21:01
23:21


Sukhum (Sukhumi)
03:41
05:51
13:22
17:21
20:35
22:29


Taşkent (Toshkent)
02:59
05:03
12:29
16:25
19:38
21:26


Tekirdağ
03:46
05:49
13:18
17:13
20:25
22:13


Termez
03:28
05:20
12:36
16:26
19:36
21:14


Tiflis (Tbilisi)
03:34
05:39
13:07
17:03
20:17
22:06


Tokat
03:14
05:14
12:41
16:36
19:48
21:33


Trabzon
02:57
05:00
12:29
16:24
19:37
21:24


Tunceli
03:08
05:05
12:29
16:22
19:33
21:15


Türkistan (Türkestan)
03:50
06:01
13:34
17:32
20:47
22:41


Türkmenabat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>cuma namazı saati 11 mayıs 2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri cuma saat kaçta? 11.05.2012</strong></p>
<p><span style="color: red; font-size: x-large;"></p>
<p align="center">20 C.AHİR 1433</p>
<p>11.05.2012</p>
<p></span></p>
<table border="1" cellspacing="2" cellpadding="2" width="475" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="200"><strong>Şehir Adı</strong></td>
<td><strong>İmsak</strong></td>
<td><strong>Güneş</strong></td>
<td><strong>Öğle</strong></td>
<td><strong>İkindi</strong></td>
<td><strong>Akşam</strong></td>
<td><strong>Yatsı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Aachen</strong></td>
<td>02:41</td>
<td>05:45</td>
<td>13:44</td>
<td>17:54</td>
<td>21:21</td>
<td>23:55</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Adana</strong></td>
<td>03:36</td>
<td>05:27</td>
<td>12:46</td>
<td>16:35</td>
<td>19:45</td>
<td>21:22</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Adapazarı (Sakarya)</strong></td>
<td>03:36</td>
<td>05:38</td>
<td>13:06</td>
<td>17:01</td>
<td>20:13</td>
<td>22:00</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Adıyaman</strong></td>
<td>03:20</td>
<td>05:13</td>
<td>12:34</td>
<td>16:24</td>
<td>19:35</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Afyon</strong></td>
<td>03:46</td>
<td>05:42</td>
<td>13:05</td>
<td>16:57</td>
<td>20:08</td>
<td>21:49</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ağrı</strong></td>
<td>02:51</td>
<td>04:50</td>
<td>12:15</td>
<td>16:09</td>
<td>19:20</td>
<td>21:04</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Akmescit (Kzyl-Orda)</strong></td>
<td>03:50</td>
<td>06:08</td>
<td>13:45</td>
<td>17:46</td>
<td>21:03</td>
<td>23:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Aksaray</strong></td>
<td>03:34</td>
<td>05:29</td>
<td>12:51</td>
<td>16:42</td>
<td>19:53</td>
<td>21:34</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Alma-Ata (Almatı)</strong></td>
<td>03:16</td>
<td>05:27</td>
<td>12:59</td>
<td>16:57</td>
<td>20:12</td>
<td>22:06</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Amasya</strong></td>
<td>03:15</td>
<td>05:16</td>
<td>12:44</td>
<td>16:39</td>
<td>19:51</td>
<td>21:38</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Amsterdam</strong></td>
<td>02:09</td>
<td>05:43</td>
<td>13:50</td>
<td>18:02</td>
<td>21:33</td>
<td>00:24</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ankara</strong></td>
<td>03:31</td>
<td>05:30</td>
<td>12:56</td>
<td>16:50</td>
<td>20:01</td>
<td>21:46</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Antakya (Hatay)</strong></td>
<td>03:36</td>
<td>05:25</td>
<td>12:42</td>
<td>16:30</td>
<td>19:40</td>
<td>21:15</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Antalya</strong></td>
<td>03:55</td>
<td>05:46</td>
<td>13:04</td>
<td>16:53</td>
<td>20:03</td>
<td>21:40</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ardahan</strong></td>
<td>02:44</td>
<td>04:48</td>
<td>12:17</td>
<td>16:12</td>
<td>19:25</td>
<td>21:13</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Artvin</strong></td>
<td>02:48</td>
<td>04:51</td>
<td>12:20</td>
<td>16:16</td>
<td>19:29</td>
<td>21:17</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Aschaffenburg</strong></td>
<td>02:41</td>
<td>05:36</td>
<td>13:32</td>
<td>17:40</td>
<td>21:06</td>
<td>23:33</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Aşgabat (Ashgabat)</strong></td>
<td>04:00</td>
<td>05:54</td>
<td>13:12</td>
<td>17:03</td>
<td>20:13</td>
<td>21:53</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Astana (Akmola)</strong></td>
<td>02:13</td>
<td>05:22</td>
<td>13:23</td>
<td>17:33</td>
<td>21:01</td>
<td>23:39</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Astara</strong></td>
<td>04:36</td>
<td>06:31</td>
<td>13:50</td>
<td>17:42</td>
<td>20:52</td>
<td>22:33</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Astrakhan</strong></td>
<td>02:47</td>
<td>05:13</td>
<td>12:55</td>
<td>16:58</td>
<td>20:17</td>
<td>22:23</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Augsburg</strong></td>
<td>02:55</td>
<td>05:35</td>
<td>13:24</td>
<td>17:30</td>
<td>20:53</td>
<td>23:10</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Aydın</strong></td>
<td>04:01</td>
<td>05:55</td>
<td>13:16</td>
<td>17:06</td>
<td>20:17</td>
<td>21:56</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bakü (Bakı)</strong></td>
<td>04:22</td>
<td>06:22</td>
<td>13:46</td>
<td>17:41</td>
<td>20:52</td>
<td>22:38</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Balıkesir</strong></td>
<td>03:52</td>
<td>05:50</td>
<td>13:16</td>
<td>17:09</td>
<td>20:21</td>
<td>22:04</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bartın</strong></td>
<td>03:23</td>
<td>05:28</td>
<td>12:58</td>
<td>16:55</td>
<td>20:08</td>
<td>21:57</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Basel</strong></td>
<td>03:17</td>
<td>05:51</td>
<td>13:37</td>
<td>17:42</td>
<td>21:03</td>
<td>23:15</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Batman</strong></td>
<td>03:08</td>
<td>05:02</td>
<td>12:23</td>
<td>16:13</td>
<td>19:24</td>
<td>21:03</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bayburt</strong></td>
<td>02:59</td>
<td>05:00</td>
<td>12:27</td>
<td>16:21</td>
<td>19:33</td>
<td>21:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Berlin</strong></td>
<td>01:30</td>
<td>05:08</td>
<td>13:16</td>
<td>17:28</td>
<td>20:59</td>
<td>23:52</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Beylagan (Beylaqan)</strong></td>
<td>04:34</td>
<td>06:33</td>
<td>13:55</td>
<td>17:49</td>
<td>21:01</td>
<td>22:44</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bielefeld</strong></td>
<td>02:04</td>
<td>05:30</td>
<td>13:35</td>
<td>17:46</td>
<td>21:17</td>
<td>00:03</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bilecik</strong></td>
<td>03:41</td>
<td>05:41</td>
<td>13:08</td>
<td>17:02</td>
<td>20:13</td>
<td>21:58</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bingöl</strong></td>
<td>03:06</td>
<td>05:02</td>
<td>12:25</td>
<td>16:17</td>
<td>19:28</td>
<td>21:10</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bişkek</strong></td>
<td>03:28</td>
<td>05:37</td>
<td>13:08</td>
<td>17:06</td>
<td>20:21</td>
<td>22:13</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bitlis</strong></td>
<td>03:02</td>
<td>04:57</td>
<td>12:19</td>
<td>16:10</td>
<td>19:21</td>
<td>21:01</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bolu</strong></td>
<td>03:31</td>
<td>05:33</td>
<td>13:01</td>
<td>16:56</td>
<td>20:08</td>
<td>21:55</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bonn</strong></td>
<td>02:38</td>
<td>05:41</td>
<td>13:40</td>
<td>17:50</td>
<td>21:17</td>
<td>23:50</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bregenz</strong></td>
<td>03:09</td>
<td>05:42</td>
<td>13:29</td>
<td>17:33</td>
<td>20:54</td>
<td>23:06</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bremen</strong></td>
<td>01:35</td>
<td>05:24</td>
<td>13:35</td>
<td>17:47</td>
<td>21:20</td>
<td>00:11</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Brüksel (Brussel)</strong></td>
<td>02:46</td>
<td>05:51</td>
<td>13:52</td>
<td>18:01</td>
<td>21:28</td>
<td>00:03</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Buhara (Bukhara)</strong></td>
<td>03:27</td>
<td>05:26</td>
<td>12:48</td>
<td>16:42</td>
<td>19:53</td>
<td>21:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Burdur</strong></td>
<td>03:52</td>
<td>05:46</td>
<td>13:06</td>
<td>16:56</td>
<td>20:07</td>
<td>21:46</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bursa</strong></td>
<td>03:44</td>
<td>05:44</td>
<td>13:11</td>
<td>17:05</td>
<td>20:17</td>
<td>22:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Çanakkale</strong></td>
<td>03:55</td>
<td>05:55</td>
<td>13:22</td>
<td>17:16</td>
<td>20:28</td>
<td>22:13</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Çankırı</strong></td>
<td>03:24</td>
<td>05:25</td>
<td>12:53</td>
<td>16:48</td>
<td>20:00</td>
<td>21:46</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Celalabad (Dzhalal-Abad)</strong></td>
<td>03:46</td>
<td>05:49</td>
<td>13:14</td>
<td>17:09</td>
<td>20:22</td>
<td>22:09</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Çimkent (Shymkent)</strong></td>
<td>03:51</td>
<td>05:58</td>
<td>13:28</td>
<td>17:25</td>
<td>20:39</td>
<td>22:30</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Çorum</strong></td>
<td>03:19</td>
<td>05:20</td>
<td>12:48</td>
<td>16:42</td>
<td>19:55</td>
<td>21:41</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Daşaltı</strong></td>
<td>04:53</td>
<td>06:43</td>
<td>13:58</td>
<td>17:47</td>
<td>20:57</td>
<td>22:34</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Denizli</strong></td>
<td>03:57</td>
<td>05:50</td>
<td>13:11</td>
<td>17:01</td>
<td>20:12</td>
<td>21:51</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Diyarbakır</strong></td>
<td>03:12</td>
<td>05:05</td>
<td>12:26</td>
<td>16:17</td>
<td>19:27</td>
<td>21:07</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Dortmund</strong></td>
<td>02:21</td>
<td>05:36</td>
<td>13:39</td>
<td>17:50</td>
<td>21:19</td>
<td>00:00</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Duisburg</strong></td>
<td>02:25</td>
<td>05:39</td>
<td>13:42</td>
<td>17:52</td>
<td>21:21</td>
<td>00:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Duşanbe (Dushanbe)</strong></td>
<td>03:16</td>
<td>05:11</td>
<td>12:31</td>
<td>16:22</td>
<td>19:33</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Düsseldorf</strong></td>
<td>02:29</td>
<td>05:40</td>
<td>13:42</td>
<td>17:52</td>
<td>21:20</td>
<td>23:58</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Düzce</strong></td>
<td>03:32</td>
<td>05:34</td>
<td>13:03</td>
<td>16:58</td>
<td>20:10</td>
<td>21:57</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Edirne</strong></td>
<td>03:46</td>
<td>05:51</td>
<td>13:21</td>
<td>17:18</td>
<td>20:31</td>
<td>22:20</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Elazığ</strong></td>
<td>03:12</td>
<td>05:07</td>
<td>12:30</td>
<td>16:22</td>
<td>19:33</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Erzincan</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>05:04</td>
<td>12:29</td>
<td>16:23</td>
<td>19:34</td>
<td>21:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Erzurum</strong></td>
<td>02:57</td>
<td>04:56</td>
<td>12:22</td>
<td>16:16</td>
<td>19:28</td>
<td>21:12</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Eskişehir</strong></td>
<td>03:41</td>
<td>05:40</td>
<td>13:05</td>
<td>16:59</td>
<td>20:10</td>
<td>21:54</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Essen</strong></td>
<td>02:24</td>
<td>05:38</td>
<td>13:41</td>
<td>17:51</td>
<td>21:20</td>
<td>00:01</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Fergana</strong></td>
<td>02:54</td>
<td>04:55</td>
<td>12:19</td>
<td>16:13</td>
<td>19:25</td>
<td>21:11</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Frankfurt am Main</strong></td>
<td>02:41</td>
<td>05:37</td>
<td>13:34</td>
<td>17:42</td>
<td>21:08</td>
<td>23:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Gaziantep</strong></td>
<td>03:27</td>
<td>05:19</td>
<td>12:37</td>
<td>16:27</td>
<td>19:37</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Gence (Ganja)</strong></td>
<td>04:34</td>
<td>06:36</td>
<td>14:01</td>
<td>17:55</td>
<td>21:08</td>
<td>22:54</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Giresun</strong></td>
<td>03:03</td>
<td>05:05</td>
<td>12:34</td>
<td>16:29</td>
<td>19:42</td>
<td>21:29</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Grozni</strong></td>
<td>03:20</td>
<td>05:31</td>
<td>13:04</td>
<td>17:03</td>
<td>20:18</td>
<td>22:12</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Gümülcine</strong></td>
<td>03:55</td>
<td>05:58</td>
<td>13:24</td>
<td>17:20</td>
<td>20:33</td>
<td>22:20</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Gümüşhane</strong></td>
<td>03:01</td>
<td>05:02</td>
<td>12:30</td>
<td>16:24</td>
<td>19:36</td>
<td>21:22</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Hakkari</strong></td>
<td>02:59</td>
<td>04:52</td>
<td>12:12</td>
<td>16:02</td>
<td>19:13</td>
<td>20:51</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Hamburg</strong></td>
<td>01:33</td>
<td>05:17</td>
<td>13:30</td>
<td>17:43</td>
<td>21:18</td>
<td>00:05</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Hannover</strong></td>
<td>01:49</td>
<td>05:24</td>
<td>13:31</td>
<td>17:42</td>
<td>21:13</td>
<td>00:04</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Iğdır</strong></td>
<td>02:46</td>
<td>04:45</td>
<td>12:11</td>
<td>16:05</td>
<td>19:17</td>
<td>21:01</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İnnsbruck</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>05:36</td>
<td>13:22</td>
<td>17:26</td>
<td>20:47</td>
<td>22:58</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İsmayıllı (İsmailly)</strong></td>
<td>04:26</td>
<td>06:28</td>
<td>13:53</td>
<td>17:48</td>
<td>21:01</td>
<td>22:47</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Isparta</strong></td>
<td>03:51</td>
<td>05:44</td>
<td>13:05</td>
<td>16:55</td>
<td>20:06</td>
<td>21:45</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İstanbul</strong></td>
<td>03:40</td>
<td>05:43</td>
<td>13:12</td>
<td>17:07</td>
<td>20:20</td>
<td>22:07</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İzmir</strong></td>
<td>04:01</td>
<td>05:56</td>
<td>13:19</td>
<td>17:10</td>
<td>20:21</td>
<td>22:01</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İzmit (Kocaeli)</strong></td>
<td>03:37</td>
<td>05:39</td>
<td>13:08</td>
<td>17:03</td>
<td>20:15</td>
<td>22:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kahramanmaraş</strong></td>
<td>03:26</td>
<td>05:19</td>
<td>12:39</td>
<td>16:29</td>
<td>19:40</td>
<td>21:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Karabük</strong></td>
<td>03:24</td>
<td>05:28</td>
<td>12:57</td>
<td>16:53</td>
<td>20:05</td>
<td>21:53</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Karaman</strong></td>
<td>03:43</td>
<td>05:35</td>
<td>12:54</td>
<td>16:43</td>
<td>19:54</td>
<td>21:32</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Karlsruhe</strong></td>
<td>02:57</td>
<td>05:42</td>
<td>13:35</td>
<td>17:41</td>
<td>21:05</td>
<td>23:26</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kars</strong></td>
<td>02:46</td>
<td>04:47</td>
<td>12:15</td>
<td>16:10</td>
<td>19:22</td>
<td>21:08</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kassel</strong></td>
<td>02:17</td>
<td>05:29</td>
<td>13:31</td>
<td>17:41</td>
<td>21:10</td>
<td>23:49</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kastamonu</strong></td>
<td>03:19</td>
<td>05:23</td>
<td>12:53</td>
<td>16:49</td>
<td>20:01</td>
<td>21:50</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kayseri</strong></td>
<td>03:26</td>
<td>05:22</td>
<td>12:45</td>
<td>16:37</td>
<td>19:48</td>
<td>21:29</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kazakh (Qazax)</strong></td>
<td>04:36</td>
<td>06:39</td>
<td>14:05</td>
<td>18:00</td>
<td>21:13</td>
<td>23:00</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kazan</strong></td>
<td>00:43</td>
<td>04:30</td>
<td>12:56</td>
<td>17:11</td>
<td>20:53</td>
<td>23:33</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kiev (Kyyiv)</strong></td>
<td>02:09</td>
<td>05:08</td>
<td>13:07</td>
<td>17:15</td>
<td>20:42</td>
<td>23:13</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kilis</strong></td>
<td>03:30</td>
<td>05:20</td>
<td>12:38</td>
<td>16:27</td>
<td>19:37</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kırıkkale</strong></td>
<td>03:28</td>
<td>05:28</td>
<td>12:53</td>
<td>16:47</td>
<td>19:59</td>
<td>21:43</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kırklareli</strong></td>
<td>03:43</td>
<td>05:48</td>
<td>13:19</td>
<td>17:15</td>
<td>20:28</td>
<td>22:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kırşehir</strong></td>
<td>03:30</td>
<td>05:27</td>
<td>12:51</td>
<td>16:43</td>
<td>19:54</td>
<td>21:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Köln</strong></td>
<td>02:34</td>
<td>05:41</td>
<td>13:41</td>
<td>17:51</td>
<td>21:19</td>
<td>23:54</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Konya</strong></td>
<td>03:43</td>
<td>05:36</td>
<td>12:57</td>
<td>16:48</td>
<td>19:58</td>
<td>21:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Krasnodar</strong></td>
<td>03:34</td>
<td>05:53</td>
<td>13:31</td>
<td>17:32</td>
<td>20:50</td>
<td>22:50</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kuba (Quba)</strong></td>
<td>04:21</td>
<td>06:25</td>
<td>13:52</td>
<td>17:48</td>
<td>21:01</td>
<td>22:49</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kütahya</strong></td>
<td>03:45</td>
<td>05:43</td>
<td>13:07</td>
<td>17:00</td>
<td>20:12</td>
<td>21:55</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Lefkoşa</strong></td>
<td>03:52</td>
<td>05:39</td>
<td>12:53</td>
<td>16:39</td>
<td>19:48</td>
<td>21:23</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Lenkeran (Lankaran)</strong></td>
<td>04:35</td>
<td>06:31</td>
<td>13:50</td>
<td>17:42</td>
<td>20:53</td>
<td>22:34</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mainz</strong></td>
<td>02:44</td>
<td>05:39</td>
<td>13:36</td>
<td>17:44</td>
<td>21:09</td>
<td>23:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Malatya</strong></td>
<td>03:17</td>
<td>05:12</td>
<td>12:34</td>
<td>16:25</td>
<td>19:36</td>
<td>21:16</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Manisa</strong></td>
<td>03:59</td>
<td>05:55</td>
<td>13:17</td>
<td>17:09</td>
<td>20:20</td>
<td>22:01</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mannheim</strong></td>
<td>02:51</td>
<td>05:40</td>
<td>13:34</td>
<td>17:42</td>
<td>21:06</td>
<td>23:30</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mardin</strong></td>
<td>03:13</td>
<td>05:05</td>
<td>12:24</td>
<td>16:14</td>
<td>19:24</td>
<td>21:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Medine</strong></td>
<td>04:03</td>
<td>05:34</td>
<td>12:27</td>
<td>15:52</td>
<td>19:03</td>
<td>20:23</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mekke</strong></td>
<td>04:10</td>
<td>05:38</td>
<td>12:26</td>
<td>15:44</td>
<td>18:57</td>
<td>20:15</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mersin</strong></td>
<td>03:39</td>
<td>05:30</td>
<td>12:48</td>
<td>16:37</td>
<td>19:47</td>
<td>21:24</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Merv (Mary)</strong></td>
<td>03:48</td>
<td>05:41</td>
<td>12:58</td>
<td>16:48</td>
<td>19:58</td>
<td>21:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Metz</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>05:51</td>
<td>13:44</td>
<td>17:51</td>
<td>21:14</td>
<td>23:36</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mingeçevir (Mingechaur)</strong></td>
<td>04:31</td>
<td>06:33</td>
<td>13:58</td>
<td>17:53</td>
<td>21:05</td>
<td>22:52</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Mohaçkale</strong></td>
<td>03:15</td>
<td>05:25</td>
<td>12:56</td>
<td>16:55</td>
<td>20:09</td>
<td>22:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Moskova</strong></td>
<td>01:32</td>
<td>05:16</td>
<td>13:41</td>
<td>17:57</td>
<td>21:38</td>
<td>00:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Muğla</strong></td>
<td>04:02</td>
<td>05:54</td>
<td>13:13</td>
<td>17:03</td>
<td>20:13</td>
<td>21:51</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Münih (München)</strong></td>
<td>02:55</td>
<td>05:33</td>
<td>13:22</td>
<td>17:27</td>
<td>20:49</td>
<td>23:05</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Münster</strong></td>
<td>02:10</td>
<td>05:34</td>
<td>13:39</td>
<td>17:50</td>
<td>21:20</td>
<td>00:06</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Muş</strong></td>
<td>03:02</td>
<td>04:58</td>
<td>12:21</td>
<td>16:13</td>
<td>19:24</td>
<td>21:05</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nahcivan (Nakhchivan)</strong></td>
<td>04:46</td>
<td>06:43</td>
<td>14:04</td>
<td>17:57</td>
<td>21:08</td>
<td>22:50</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nalchik</strong></td>
<td>03:27</td>
<td>05:39</td>
<td>13:12</td>
<td>17:11</td>
<td>20:26</td>
<td>22:21</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nazran (Magas)</strong></td>
<td>03:25</td>
<td>05:35</td>
<td>13:07</td>
<td>17:06</td>
<td>20:21</td>
<td>22:15</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nevşehir</strong></td>
<td>03:30</td>
<td>05:26</td>
<td>12:48</td>
<td>16:40</td>
<td>19:51</td>
<td>21:32</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Niğde</strong></td>
<td>03:33</td>
<td>05:27</td>
<td>12:48</td>
<td>16:39</td>
<td>19:50</td>
<td>21:29</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nukus</strong></td>
<td>03:30</td>
<td>05:38</td>
<td>13:08</td>
<td>17:05</td>
<td>20:20</td>
<td>22:11</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Nürnberg</strong></td>
<td>02:41</td>
<td>05:30</td>
<td>13:24</td>
<td>17:31</td>
<td>20:56</td>
<td>23:20</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ordu</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>05:07</td>
<td>12:36</td>
<td>16:32</td>
<td>19:44</td>
<td>21:31</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Osh (Os)</strong></td>
<td>03:49</td>
<td>05:50</td>
<td>13:15</td>
<td>17:09</td>
<td>20:22</td>
<td>22:07</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Osmaniye</strong></td>
<td>03:32</td>
<td>05:23</td>
<td>12:42</td>
<td>16:31</td>
<td>19:41</td>
<td>21:19</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Paris</strong></td>
<td>03:23</td>
<td>06:07</td>
<td>13:59</td>
<td>18:05</td>
<td>21:29</td>
<td>23:49</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Perm</strong></td>
<td>02:16</td>
<td>05:48</td>
<td>14:29</td>
<td>18:48</td>
<td>22:37</td>
<td>01:05</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Qabala (Kutkashen)</strong></td>
<td>04:26</td>
<td>06:29</td>
<td>13:55</td>
<td>17:50</td>
<td>21:03</td>
<td>22:50</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Regensburg</strong></td>
<td>02:42</td>
<td>05:27</td>
<td>13:20</td>
<td>17:27</td>
<td>20:50</td>
<td>23:11</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Rize</strong></td>
<td>02:54</td>
<td>04:56</td>
<td>12:26</td>
<td>16:21</td>
<td>19:33</td>
<td>21:21</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Rotterdam</strong></td>
<td>02:24</td>
<td>05:47</td>
<td>13:52</td>
<td>18:02</td>
<td>21:32</td>
<td>00:18</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Saarbrücken</strong></td>
<td>03:00</td>
<td>05:47</td>
<td>13:40</td>
<td>17:47</td>
<td>21:12</td>
<td>23:34</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sabirabad</strong></td>
<td>04:29</td>
<td>06:29</td>
<td>13:52</td>
<td>17:46</td>
<td>20:58</td>
<td>22:42</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Salzburg</strong></td>
<td>02:53</td>
<td>05:28</td>
<td>13:16</td>
<td>17:21</td>
<td>20:42</td>
<td>22:56</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Şamaxı (Shamakhy)</strong></td>
<td>04:25</td>
<td>06:27</td>
<td>13:51</td>
<td>17:46</td>
<td>20:58</td>
<td>22:45</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Samsun</strong></td>
<td>03:09</td>
<td>05:13</td>
<td>12:42</td>
<td>16:38</td>
<td>19:51</td>
<td>21:39</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sankt-Peterburg (Leningrad)</strong></td>
<td>02:04</td>
<td>05:17</td>
<td>14:16</td>
<td>18:38</td>
<td>22:35</td>
<td>00:49</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Şanlıurfa</strong></td>
<td>03:21</td>
<td>05:13</td>
<td>12:32</td>
<td>16:21</td>
<td>19:31</td>
<td>21:09</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Şeki (Sheki)</strong></td>
<td>04:28</td>
<td>06:31</td>
<td>13:57</td>
<td>17:53</td>
<td>21:06</td>
<td>22:54</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Semerkant (Samarkand)</strong></td>
<td>03:17</td>
<td>05:16</td>
<td>12:38</td>
<td>16:31</td>
<td>19:43</td>
<td>21:26</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Siirt</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>04:58</td>
<td>12:19</td>
<td>16:10</td>
<td>19:20</td>
<td>21:00</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sinop</strong></td>
<td>03:09</td>
<td>05:15</td>
<td>12:47</td>
<td>16:44</td>
<td>19:57</td>
<td>21:48</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Şırnak</strong></td>
<td>03:05</td>
<td>04:57</td>
<td>12:17</td>
<td>16:07</td>
<td>19:18</td>
<td>20:56</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sivas</strong></td>
<td>03:15</td>
<td>05:14</td>
<td>12:39</td>
<td>16:33</td>
<td>19:44</td>
<td>21:28</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Stuttgart</strong></td>
<td>02:57</td>
<td>05:40</td>
<td>13:31</td>
<td>17:38</td>
<td>21:01</td>
<td>23:21</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sukhum (Sukhumi)</strong></td>
<td>03:41</td>
<td>05:51</td>
<td>13:22</td>
<td>17:21</td>
<td>20:35</td>
<td>22:29</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Taşkent (Toshkent)</strong></td>
<td>02:59</td>
<td>05:03</td>
<td>12:29</td>
<td>16:25</td>
<td>19:38</td>
<td>21:26</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tekirdağ</strong></td>
<td>03:46</td>
<td>05:49</td>
<td>13:18</td>
<td>17:13</td>
<td>20:25</td>
<td>22:13</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Termez</strong></td>
<td>03:28</td>
<td>05:20</td>
<td>12:36</td>
<td>16:26</td>
<td>19:36</td>
<td>21:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tiflis (Tbilisi)</strong></td>
<td>03:34</td>
<td>05:39</td>
<td>13:07</td>
<td>17:03</td>
<td>20:17</td>
<td>22:06</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tokat</strong></td>
<td>03:14</td>
<td>05:14</td>
<td>12:41</td>
<td>16:36</td>
<td>19:48</td>
<td>21:33</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Trabzon</strong></td>
<td>02:57</td>
<td>05:00</td>
<td>12:29</td>
<td>16:24</td>
<td>19:37</td>
<td>21:24</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tunceli</strong></td>
<td>03:08</td>
<td>05:05</td>
<td>12:29</td>
<td>16:22</td>
<td>19:33</td>
<td>21:15</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Türkistan (Türkestan)</strong></td>
<td>03:50</td>
<td>06:01</td>
<td>13:34</td>
<td>17:32</td>
<td>20:47</td>
<td>22:41</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Türkmenabat (Chardzhou)</strong></td>
<td>03:34</td>
<td>05:31</td>
<td>12:51</td>
<td>16:44</td>
<td>19:55</td>
<td>21:37</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Türkmenbaşı (Turkmenbashi)</strong></td>
<td>04:11</td>
<td>06:11</td>
<td>13:34</td>
<td>17:28</td>
<td>20:40</td>
<td>22:24</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ufa</strong></td>
<td>02:28</td>
<td>06:08</td>
<td>14:27</td>
<td>18:42</td>
<td>22:19</td>
<td>01:02</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ulm</strong></td>
<td>02:58</td>
<td>05:38</td>
<td>13:28</td>
<td>17:34</td>
<td>20:57</td>
<td>23:14</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Uşak</strong></td>
<td>03:51</td>
<td>05:47</td>
<td>13:10</td>
<td>17:01</td>
<td>20:12</td>
<td>21:54</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Van</strong></td>
<td>02:56</td>
<td>04:51</td>
<td>12:14</td>
<td>16:05</td>
<td>19:16</td>
<td>20:57</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Viyana (Wien)</strong></td>
<td>02:35</td>
<td>05:13</td>
<td>13:02</td>
<td>17:08</td>
<td>20:30</td>
<td>22:46</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Würzburg</strong></td>
<td>02:41</td>
<td>05:33</td>
<td>13:29</td>
<td>17:37</td>
<td>21:02</td>
<td>23:28</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yalova</strong></td>
<td>03:41</td>
<td>05:42</td>
<td>13:11</td>
<td>17:05</td>
<td>20:18</td>
<td>22:04</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yevlax (Yevlakh)</strong></td>
<td>04:31</td>
<td>06:33</td>
<td>13:57</td>
<td>17:52</td>
<td>21:04</td>
<td>22:51</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yozgat</strong></td>
<td>03:23</td>
<td>05:22</td>
<td>12:48</td>
<td>16:42</td>
<td>19:53</td>
<td>21:38</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Zakatali (Zaqatala)</strong></td>
<td>04:27</td>
<td>06:32</td>
<td>14:00</td>
<td>17:56</td>
<td>21:09</td>
<td>22:58</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Zonguldak</strong></td>
<td>03:26</td>
<td>05:30</td>
<td>13:01</td>
<td>16:57</td>
<td>20:09</td>
<td>21:58</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Zürih</strong></td>
<td>03:15</td>
<td>05:47</td>
<td>13:33</td>
<td>17:38</td>
<td>20:59</td>
<td>23:10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/20-nisan-2012-cuma-namazi-saat-kacta-20-04-2012-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri" rel="bookmark">20 nisan 2012 cuma namazı saat kaçta? 20.04.2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/13-04-2012-cuma-namazi-saati-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-bugun" rel="bookmark">13.04.2012 cuma namazı saati, günlük ezan vakitleri namaz saatleri bugün</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-20-ocak-2012-bugun-cuma-saati-kacta" rel="bookmark">günlük ezan vakitleri namaz saatleri 20 ocak 2012 bugün cuma saati kaçta</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/27-ocak-2012-cuma-namazi-saati-gunluk-ezan-ve-namaz-vakitleri" rel="bookmark">27 ocak 2012 cuma namazı saati, günlük ezan ve namaz vakitleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/19-ocak-2012-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-bugun-19-01-2012" rel="bookmark">19 ocak 2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri bugün 19.01.2012</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/cuma-namazi-saati-11-mayis-2012-gunluk-ezan-vakitleri-namaz-saatleri-cuma-saat-kacta-11-05-2012/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüm Anı</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/olum-ani</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/olum-ani#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 18:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HATTABINOGLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm şiddeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6511</guid>
		<description><![CDATA[Ölüm Anı &#8211; Ölüm Acısının Şiddeti ve Ölüm Anında Karşılaşılan Durumlar
Mart 24, 2007 12:29 am (Kabir Hayatı ve Ölüm) 
Kulun önünde ölüm zahmetinden başka ne azap, ne üzüntü ne de korku bulunmasa bile, sadece ölüm anındaki şiddet onun gecesini gündüzüne katıp düşünmeye ve ölüm için hazırlanmaya yeterli olurdu..Üstelik ölüm de her an onunla karşı karşıyadır..
Hayret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ölüm Anı &#8211; Ölüm Acısının Şiddeti ve Ölüm Anında Karşılaşılan Durumlar<br />
Mart 24, 2007 12:29 am (Kabir Hayatı ve Ölüm) </p>
<p>Kulun önünde ölüm zahmetinden başka ne azap, ne üzüntü ne de korku bulunmasa bile, sadece ölüm anındaki şiddet onun gecesini gündüzüne katıp düşünmeye ve ölüm için hazırlanmaya yeterli olurdu..Üstelik ölüm de her an onunla karşı karşıyadır..</p>
<p>Hayret edilecek durum şudur ki; bir insan kendisinin birisi tarafından biraz sonra dövüleceğini bilse, yiyeceği dayağın düşüncesi içinde hiçbir şeyden zevk almaz olur…Ölüm meleğinin her an kendisineölüm pençelerini saplamak üzere olduğunu bildiği halde bundan dolayı herhangibir korku ve üzüntüye düşmez..Bu gaflet içindeki şuursuzluğun tek nedeni kuşkusuz cehalet ve aldanmadır..</p>
<p>Ölüm acısını tatmayan kimseler, onu başka acılarla kıyaslayarak yahut başkasının ölüm anında çektiklerini görerek bunu idrak etmeye çalışır..Muhakkak ki, ruhsuz olan bir aza acı duymaz.Acıyı ve sancıyı duyanda, çeken de sadece ruhtur..Can çıkması bedeni değil doğrudan doğruya ruhu ilgilendiren bir acıdır ve bu acı ruhun bütün parçalarına sirayet eder..Ruh, bedenin her tarafını kapsamıştır.Ayağa bir diken batacak olsa, acısı sadece ruhun oradaki parçasına sirayet eder..Fakat yangın gibi tüm bedeni kapsayan acılar böyle değildir…Ruh tüm bedene yayıldığından yangında kalma gibi durumlarda tüm ruh bu acıyı duymuş olur..</p>
<p>Ölüm acısına gelince, bu doğrudan doğruya ruhun kendisine sirayet ettiği için, acısı hiçbirşey e benzemez..Bütün sinirlerden, damarlardan, adale, mafsal ve her kılın ucundan çıkarılan ruhun duyduğu acı; kılıç yarasından,testere ile biçilmekten, makaslarla doğranmaktan daha ağırdır..<br />
Ölüm anında kulun bunca acı karşısında feryad-ı figan etmemesinin sebebi, ölüm acısının onun her tarafını kaplamış olup kendisinde imdat isteyecek derman bırakmamasındandır..<br />
Ölüm anında dehşetten dolayı aklı karışır, dili tutulur, azaları dermandan düşer.Bu yüzden inlemeyi, yardım dilemeyi çok istediği halde, bunu yapması imkansızdır..Eğer biraz dermanı varsa, oda canı çıkarken göğüs ve boğazında hırıltıya benzer sesler çıkarır.Rengi, asıl yaratıldığı torağın rengine dönüşür.Göz kapakları açık olduğu halde tavana dikilir..Dudaklar sarkar ve dil içeri çekilir..Acı içine ve dışına yayılır..Her tarafı mosmor kesilir.Önce ayaklar sonra diz ve baldırlar…Böylece can boğaza gelinceye kadar acılar üstüne acılar eklenir..Her azanın, her parçanın ölüşünde elem üstün elem ve acı üstüne acı vardır..Can boğaza dayandığı zaman, işte o zaman..Kul bütün dünyalıktan gözünü çeker, kimseye bakmaz olur..Artık tövbe kapısıda kapanmıştır..O anda kendisiyle sadece hasret ve pişmanlık kalır…</p>
<p> </strong></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/azrailin-can-alisi" rel="bookmark">Azrailin can alışı</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/oldukten-sonra-kabir-sorgusu" rel="bookmark">öldükten sonra kabir sorgusu</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/her-nefis-olumu-tadacak" rel="bookmark">her nefis ölümü tadacak</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/olumun-sozleri" rel="bookmark">ölümün sözleri</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/allahsiirler" rel="bookmark">allah,şiirler</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/olum-ani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran-ı Kerimde Zina Suçu Ve Hükümleri</title>
		<link>http://www.ebuzerr.net/kuran-i-kerimde-zina-sucu-ve-hukumleri</link>
		<comments>http://www.ebuzerr.net/kuran-i-kerimde-zina-sucu-ve-hukumleri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 18:05:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HATTABINOGLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[büyük günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda zina]]></category>
		<category><![CDATA[zina nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebuzerr.net/?p=6509</guid>
		<description><![CDATA[BİRİNCİSİ: Herhangi bir mümin erkeğin veya mümin kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olamaz, kesinlikle haramdır, O bir zina olur.
İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, âyetin nüzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİRİNCİSİ: Herhangi bir mümin erkeğin veya mümin kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olamaz, kesinlikle haramdır, O bir zina olur.</p>
<p>İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, âyetin nüzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass ile belirlenmiş olanı helal kabul etme veya hafife alma küfür olduğu için, bunlar müşrik hükmünde olduklarından, nikahları nikah olmaz, kesinlikle haramdır, müşrik nikahı gibidir. Onun için âyette zina eden erkek ve kadın, müşrik erkek ve kadına denk tutulmuş “Bu müminlere haram kılınmıştır” buyurulmuştur. Âyet bu iki kısmın nikahının haram oluşuna delildir. Ancak gerçekten tevbe etmiş olanlar başka.</p>
<p>ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinasıtesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur. Ayetin tahriminin bu kısmı içine aldığı hususunda bir çeşit şüphe vardır. Onun için ictihada yol açılmıştır. İşte zikredilen ihtilaf, ancak bu kısım hakkındadır. Yalnız Hz. Aişe ve İbnü Mesud ve Berâ b. Azib hiçbirisinde nikahlanmayı uygun bulmamış, bu kısmın haramlığını da diğer iki kısım derecesinde tutmuşlardır.</p>
<p>İşte zinanın sonucu öyle azab, böyle mahrum bırakmaktır. Mümin olanların zinadan sakınmaları ve cezasını uygulamaları farz olduğu gibi zânî ve zâniyeyi nikahlamaktan kaçınmaları ve birbirlerini böyle töhmetlerden korumaları da gerekir. Yoksa sakınma bahanesiyle ona buna zina isnat ederek, iffet sahiblerinin namusuna dokunmak da büyük bir cinayettir, suçtur ki, buna remiy veya kazif denilir. Bu deyim; namuslu olanlara delilsiz böyle bir isnatta bulunmak, nasıl rastgelirse gaybı taşlamak gibi olmakla beraber, öldürmek için şiddetli ok atmak gibi yaşama hakkına bir hücum olduğuna işarettir. Bu yönüyle zina cezasının açıklanmasının arkasından kazif cezası açıklanarak buyuruluyor ki:</p>
<p>4- Ve muhsanelere zina isnad eden, MUHSANE: Evlenmiş iffetli kadına, bir de evlenmiş olsun olmasın mutlaka iffetli ve ırzı sağlam olana denilir ki, kazf ayetindeki “ihsanda” bu mânâ kastolunduğunda görüş birliği vardır. Yani burada evlenmiş olmak şart değil, zinadan temiz olmak şarttır. Bundan dolayı yetişkin kızları da içine alır. Fakihler, bu ihsanda, İslâm, akıl, bulûğ, hür olmak ve iffetli olmak üzere beş şart saymışlardır. Erkeklere zina isnad etmek aynı hükümde delalet yönüyle dahildir. Fakat kadınlara söz atmak daha yaygın olduğundan cemi müennes sigası ile onlar özellikle belirlenmiş veya genellikle öyle olduğu hükmü ortaya konulmuştur.Netice olarak namusu sağlam olanlara atan, zina isnat eden sonra da dört şahit getirmeyen kimseler, demek ki ikrar bulunmadıkça bir zinayı ispat için şahitliğin ölçüsü en az dörttür. Halbuki iki adil şahit ile kısas bile sabit olur. Demek ki, namuslu bir kimseyi, özellikle ırz ve namus sahibi bir kadını zina ile itham etmek canını almaktan ağırdır. Bu sebepten onlara iftira atıp da ispat edemeyenler yok mu? Bunlara da attıklarından dolayı seksen sopa vurunuz hem de bunların ebedî olarak şahitliklerini kabul etmeyiniz. O zina iftirası suçunufırlatan dilin ebedî olarak, yani ölünceye kadar bu suretle hükmünü düşürmek bu da bu cezanın tamamlayıcı unsurudur. Celdin acısı cisme ait, bunun acısı ise ruha aittir. Zinada cisme ait olan yön, kazifte ruha ait olan yön galip olduğundan kazfin celdi, zina cezasından aşağı ve fakat bu manevî ceza ondan daha fazladır, çünkü ebedîdir. Bunlar fasıklar güruhundan ibarettir. Fısk ile mahkum kimselerdir. </p>
<p>5-6- Ancak ondan sonra tevbe edip kendilerini ıslah edenler müstesna. Yani o kazif suçunu işledikten sonra nedamet getirerek sözünü geri alan ve onu telafi etmek için cezasına teslim olmak ve kazfettiği kimse ile helallaşmaktan başlayarak hal ve amelini düzelten kimseler, fasıklık hükmünden müstesna olurlar. Tevbe ile had cezasının düşmediğinde icma vardır. Ancak Şâfiî mezhebinde bu istisnanın yukarıdaki cümleden ikisine ait olduğu ve bu sebepten böyle tevbe ettikleri takdirde had cezası düşmezse de fasıklıkları gittiği gibi şehadetlerinin de kabul olunabileceği söylenilmiştir.Fakat Hanefi mezhebinde bu, yalnız sonundaki “fâsikûn” cümlesinden istisnadır. Kazif haddi ile cezalı olanlar tevbe ile hadden kurtulamayacakları gibi, şehadetlerinin kabul olunmaması da ebedilik kaydı ile kayıtlıdır. Ebedileştirme ise istisnaya aykırıdır. Bundan dolayı bu hükümden istisnanın faydası kul hakkı ile ilgisi olmayan ve yalnız Allah hakkı olan yönde olur. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir. Mağfireti çok, rahmeti çoktur. Bundan dolayı tevbe ve ıslah halinde sorumlu tutmaz; fakat kazifte had ve şehadet yalnız Allah hakkı değil, aynı zamanda kul hakkıdır. Kazfolunanın davası üzerine cerayan eder. Bu sebepten kul hakkını ilgilendirir ve şahitliğin reddi hükmü, tevbe ile düşmezse de yalnız Allah hakkı olan günah bağışlanabilir. Ve bu yönüyle bu suçlarda suçu gizleyip açığa çıkarmamak daha uygundur.Zinayı ispatta dört şahit şartı da bununla ilgilidir. Bununla birlikte burada pek önemli bir nokta vardır. Bir kişi bir zinayı görecek olursa, o bir yabancının zinası olduğu takdirde kendisine bir ar gerektirmeyeceğinden gizlemesi daha uygun olur. Fakat zevcesi olduğu takdirde ar gelir, nesebi bozulur, sabredemez, o halde başka şahit bulmak da mümkün değil </p>
<p>gibidir. Bundan dolayı burada şöyle bir soru vardır: Rivayet edildiğine göre kazif âyeti indirilip okunduğu zaman Ensar’dan Sa’d b. Ubâde ve Asım b. Adiy, birisi ayağa kalkıp “Bir adam karısı ile birisini görse ne olacak.Dava etse seksen değnek vurulacak ve şehadeti reddedilecek, fasıklığına hükmolunacak; vurup öldürürse katlolunacak; dört şahit bulup getirinceye kadar ise işini bitirecek, bir açıklık getir Allah’ım!” dedi.Çıkar çıkmaz damadı Hilâl b. Ümeyye veya Uveymir kendini karşıladı, ne var dedi. “Şer var, karımı Şüreyk b. Semha ile buldum” dedi ki, amcası oğlu idi. “Vallahi dedi bu benim sualim, ne çabuk mübtela oldum.” Bunun üzerine ikisi bir Resulullah’a vardılar, haber verdiler. Resulullah kadını getirtip sorguya çekti, kadın inkâr etti, ashab toplanmıştı. Koca, önceki âyet gereğince kazif cezasına mahkum olacaktı. “Gözlerimle gördüm, kulaklarımla dinledim, Allah biliyor ki ben doğruyum, ancak hakkı söyledim, herhalde Allah’ın buna açıklık getireceğini ümid ederim.” diyordu.</p>
<p>Derken Resulullah’a vahy gelmeye başladı, ashab bunu işaretlerden tanıyorlardı, hepsi sustular, beklediler, o zaman şu Liân âyetleri indirilmişti ki kazf âyetinin genelinden bir istisna niteliğinde ve özellikle kocaların kendi zevcelerine kazfi hakkındadır: Kendi zevcelerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince onların herbirinin şahitliği ,yani o eşlerden herhangi birinin kazif cezasından kurtulması için şer’an dikkate değer bulunacak meşru ve uygun şehadeti kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir. Yani şehadet ederim, billahi hiç şüphesiz ona attığım sözde kesinlikle doğruyum, diye tekrar tekrar dört kere yemin etmesidir. </p>
<p>7- Beşincisi de, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. Yani beşinci defa da böyle şehadet edecek: Eğer o zina isnadında bulunmada ve şehadette yalan söyledi ise Allah’ın laneti muhakkak üzerine olsun, diyecek ki bu, bir yemin-i münakidedir. Bu âyette ilâhî kelâmın üslubu dikkat olunursa, kocanın yalanı takdirinde Allah tarafından lanete uğratılmasını ifade eder bir şekildedir. Nitekim Resulullah da bu beşinci “mucib yani gerekçedir” buyurmuştur.</p>
<p>8-9-Koca böyle beş kere şehadetle liân yapınca kazif cezasından kurtulur, ithamı karısına yönelir. Zevceden de azabı, yani o dünyada verilecek azabı -ki sonu evliler hakkında zina cezasının neticesi olan recimdir o zevcenin kendisinin şöyle şehadet etmesi üzerinden kaldırır: Kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ile şahitlik etmesi, beşincisi de eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendiüzerine olmasını dilemesi, yani koca, sözünde doğru ise Allah’ın gazabını zevce kendi üzerine alacak; erkek tarafında lanet, kadın tarafında gazab üzerine on yemin verilmesi kadınlar üzerine gazabın lanetten daha tesirli olmasındandır. Böylece zevce de bu beş yemin ile şehadet ederse zina cezasını kendi üzerinden kaldırmış olur ve artık karı koca arasında ayrılık meydana gelir.Fakat zevce, bu beş şehadeti yapmaz da liân yapmaktan kaçınırsa azabı defedemez. O halde ne yapılır? Burası âyetin mefhûm-i muhâlifine aittir. Şâfiî hemen had cezasının yapılmasına hüküm vermiş, fakat Hanefiler kesinlik gerekli olan böyle yerlerde yalnız mefhüm-ı muhalif ile amel etmeyi caiz görmediklerinden dört şahit yok iken ikrar da bulunmayınca zinanın sabit olmasıyla hadd cezasının yerine getirilmesine hüküm verilemeyeceğini ve bundan dolayı ya liânı kabul veya hadd yerine getirilmek üzere ikrar edinceye kadar hapse hükmetmişlerdir .</p>
<p>10-Netice olarak kazif, zina gibi çok çirkin, karı kocalık namusu da çok önemli olduğundan, bir taraf açısından kazif cezası, diğer taraf açısından da zina cezası yerine geçecek olacak liân da böyle önemli bir kurtuluş çaresidir ki, bunları Allah Teâlâ emir ve hüküm buyurdu Allah’ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı da kendi kendinize kalsaydınız ve Allah tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı da tevbelerinizi kabul etmeseydi, hikmetsiz hükümlere, nizamsız idarelere bırakıverseydi, neler olmazdı neler…</strong></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ebuzerr.net/veda-hutbesi" rel="bookmark">VEDÂ HUTBESİ</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/islam-ve-muslumanlik" rel="bookmark">islam ve müslümanlık</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/dinimize-gore-nikahi-dusenler-dusmeyenler" rel="bookmark">dinimize göre nikahı düşenler düşmeyenler</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/helal-yiyecekler" rel="bookmark">helal yıyecekler</a></li><li><a href="http://www.ebuzerr.net/nikah-dusenler-dusmeyenler-kimlere-nikah-duser" rel="bookmark">nikah düşenler düşmeyenler, kimlere nikah düşer</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebuzerr.net/kuran-i-kerimde-zina-sucu-ve-hukumleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

